Demokrasimizin halleri üzerine...

Demokrasimizin halleri üzerine...
Demokrasimizin halleri üzerine...
İsmet Berkan'dan demokrasi açısından bu ülkenin çok ciddi sorularını kafalarında aydınlatmak isteyenler için güzel bir el kitabı: 'Asker Bize İktidarı Verir mi?'
Haber: HASAN CEMAL / Arşivi

Yıl 2002, yaz sonu, Türkiye genel seçimlere gidiyor... İsmet Berkan, Radikal’in Genel Yayın Yönetmeni, Murat Yetkin Ankara temsilcisi, daha yeni kurulmuş Ak Parti ’nin Ankara’daki genel merkezini ziyaret ediyorlar, nabız tutmak için... Seçim araştırmalarının Ak Parti’yi kesin favori gösterdiği günler.
İsmet Berkan, Tayyip Erdoğan’la sohbet ederken Hüseyin Çelik araya bir soruyla giriyor:
“Biz seçimleri kazanırız da, asker bize iktidarı verir mi?”
Soru herhangi bir yorumu gerektirmiyor.
Bu ülkede ‘demokrasi’nin acıklı halini çırıl çıplak gözler önüne seriyor.
Ertesi gün milletin oyunu alarak seçimi kazanacak olan bir partinin yöneticileri sorabiliyor, asker ne der, n’apar, iktidarı bize verir mi diye...
Bu hep böyle oldu.
1960’daki 27 Mayıs darbesi ve 1971’deki 12 Mart muhtırasından sonra Demirel de, 1980’in 12 Eylül darbesinden sonra Özal da “Asker bize iktidarı verir mi?” sorusunu kapalı kapılar arkasında kendi kendilerine sormuşlar, kurmaylarıyla tartışmışlardı.
Bunun içindir ki:
İsmet Berkan’ın kitabına isim olarak isabetle seçtiği, “Asker bize iktidarı verir mi?” sorusu, bu ülkedeki ‘asker sorunu’nu ya da ‘asker gerçeği’ni olanca açıklığıyla anlatırken, demokrasimizin birinci sınıf olabilmesi için ne yapılması gerektiğini de sergiliyor.
Çok rahat okunan güzel bir kitap .
Girişte, lafı hiç uzatmadan şöye demiş İsmet Berkan:
“Bu kitabın amacı, Türkiye’de demokrasinin aslında nasıl sürekli demokrasi dışı güçlerin, en çok da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin baskısı ve etkisi altına alındığını veya alınmaya çalışıldığını göstermek...
Bizde her kahve sohbeti döner dolaşır, ‘Bu memleketi nasıl kurtarırım’a dayanır. Tabii sizin benim yaptığımız bu naif kahve sohbetiyle belinde silah, kullanıma hazır tank, top ve uçak olan askerlerin kahve sohbeti aynı sonuçları doğurmuyor.
Biz konuştuğumuzla kalıyoruz, bazı askerler ise sahiden memleketi ‘kurtarmaya’ soyunuyorlar, darbe yapıyorlar veya darbe planlıyorlar.
Zaten onlarınkine ‘kahve sohbeti’ demek de yetmez; çünkü asker daha askeri okula girdiği ilk günden itibaren bu memleketi ‘kurtarmak’la görevi olduğunu öğreniyor, esasen bunun tahsilini yapıyor!”
İsmet Berkan’ın bu tespiti, sorunun özüdür.
Evet, Türkiye’de rejimi ‘kurtarıcılar’dan kurtarmadan demokrasiyi kurtarmak imkansızdır.
‘Kurtarıcılardan kurtulmak’ ise öyle söylendiği gibi kolay değildir.
Bunun için hem kurumsal, hem zihniyetsel değişim zorunludur. Kurumsal değişim için anayasal ve yasal düzenlemeler yapılması, zihniyetsel değişim için de öncelikle askeri okullardaki temel eğitimin demokrasi ve hukukla uyumlu hale getirilmesi gerekir.
Bunları gerçekleştirmek ise askerin ‘kırmızı çizgileri’ne dokunmaktan, askerin demokrasi ve hukukun üstünlüğüyle bağdaşmayan ‘ayrıcalıkları’nı kaldırmaktan geçer.
İsmet Berkan şöyle bir itirafta bulunuyor: “Ben çoğu zaman siyasi analizlerimde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni seçimlere katılmayan bir siyasi parti olarak görürüm.”
Bu da yerinde bir saptama.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren, ama özellikle demokrasiye adım attığımız son 60 yıldır Türk ordusunun ‘silahlı bir siyasi parti’ gibi, ‘devlet içinde devlet’ gibi hareket ettiği, seçim sandığından çıkan sivil hükümetlerin harekat alanlarını darbe zamanları çizdiği ‘kırmızı çizgiler’le sınırladığı bir gerçektir.
Bu bakımdan İsmet Berkan’ın kitabında birçok çarpıcı örnek var.
Erbakan Hoca’yla koalisyon hükümetini deviren 28 Şubat post-modern darbesinin bir kaç yıl sonrasında genel seçimleri kazanan Ak Parti’de kurmayların, “Asker bize iktidarı verir mi?” diye sormaları sürpriz değildi.
28 Şubat’ı yapan askeri kadrolar büyük bir hayal kırıklığı içindeydiler 2002 sonunda. Darbeyi yapmışlar ama seçim sandığından yine ‘onlar’ çıkmıştı!
Bu sonucu, halkın oyunu hazmedemeyenler çok fazla gecikmediler. Ak Parti’yi iktidara getiren genel seçimlerden en çok bir ay sonra, 2002’nin aralık ayında düğmeye bastılar.
Balyoz’du, Sarıkız’dı, Ergenekon’du, Cumhuriyet Mitingleri’ydi ya da sonraki yılların kanlı Danıştay Baskını’ydı, Hrant Dink Cinayeti’ydi, Malatya’daki Misyoner Katliamı’ydı veya Çankaya Savaşları’ydı, 27 Nisan Muhtırası’ydı, veyahut bir yargısal darbe girişimi sayılabilecek 2008’deki Ak Parti’yi kapatma davasıydı, hepsi böyle sahneye çıkacaktı.
Bunlar için aynı zincirin halkaları denilebilirdi.
28 Şubat’ın yarattığı hayal kırıklığıyla Ak Parti’yi iktidarda etkisizleştirmeyi, şöyle ya da böyle devirmeyi hedef alan, bunu yaparken de başta hukuk olmak üzere demokrasileri demokrasi yapan değerleri ayaklar altına alan çirkin tezgahlardı bunların hepsi...
İsmet Berkan’ın kitabında ayrıntılı biçimde anlatılan renkli bir olay da Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün göreve gelirken altının oyulması ya da kuşatılmasıdır.
Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun Genelkurmay Başkanlığı’nın son demlerinde gerçekleşen bu kuşatmanın altında, Özkök Paşa’nın ‘irtica karşısında yumuşak’ olduğuna dair asılsız iddia yatar.
Genelkurmay Başkanı Özkök’ün darbe için, muhtıra için sürekli baskı altında tutulmak istenmesi, Türkiye’de asker-siyaset ilişkisinin demokrasi açısından ne kadar illetli ve talihsizliklerle dolu olduğunu gösterir.
İsmet Berkan’ın kitabında şu bölüm ibretliktir:
“Tarih, 1 Aralık 2003. Genelkurmay’da toplantı. İkinci Başkan İlker Başbuğ’un sunumunu kuvvet komutanları ilk kez duyuyor. Sunum ve arkasından yapılan tartışmalar çok önemli.
Bu tartışmalar sırasında, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, ‘Memleket elden gidiyor, bir an önce sıkıyönetim içine girilmeli’ diyor.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ise ‘Madem bu hükümetin Anayasaya aykırı davranışlar içinde olduğu konusunda aramızda görüş ayrılığı yok, o zaman 35. Maddenin bize verdiği yetkiyi kullanalım’ diyerek ilk kez darbe konusunu açıkça gündeme getiriyor. Genelkurmay Başkanı Özkök ise bu öneriye karşı çıkıyor.”
Böyle çok örnek var ‘Asker Bize İktidarı Verir mi?’ kitabında.
Ama sözü uzatmak yersiz.
Türkiye’nin asker sorunu nedir, Balyoz’un, Ergenekon’un, Sarıkız’ın, 27 Nisan’ın kökleri nereye uzanıyor gibi demokrasi açısından bu ülkenin çok ciddi sorularını kafalarında aydınlatmak isteyenler için güzel bir el kitabı çıkmış durumda piyasaya.
Ayrıca bir solukta okunuyor.
Eline sağlık İsmet Berkan.

ASKER BİZE İKTİDARI VERİR Mİ?
İsmet Berkan
Everest Yayınları
2011
192 sayfa
12.5 TL.