Derin bir yaradır köksüzlük

Haber: ABİDİN PARILTI - abidinparilti@hotmail.com / Arşivi

O vakitler kimlikler isimlerden önce gelmezdi. Diller, dinler, kültürler birbirine karışır ve adeta bu karışımdan bambaşka bir dil türer, bambaşka bir kültür oluşur ve dinsel müsamahalar bambaşka mecrada akardı. Kürtçe, Ermenice, Türkçe ve bilumum kadim Mezopotamya dilleri birbirine karışarak yepyeni bir dil oluştururdu ki bu dili sadece orada yaşayanlar bilirdi. Bu sözlerin hayat bulduğu yegane yerlerden biri Gavur Mahallesi ki şimdilerde adı Hançepek’tir nam-ı diğer Xançepek... Bunu bize hatırlatan, zaman içinde kaybolmasını engelleyen önemli kitaplardan biri de Mıgırdiç Margosyan’ın ‘Gavur Mahallesi’ adlı lezzeti kendinden menkul, dilimizde bir eski zaman tadı bırakan anı hikâyeleridir.
‘Gavur Mahallesi’, sadece dillerin değil kültürlerin ve dinlerin de bir arada yaşayabileceğini, birbirlerinden beslenip, kadim olana sırtını yaslayabileceğini, bunun yegâne yolumuz olduğunu gösteren ender kitaplardandır. Gavur Mahallesi günümüzde çanları artık çalmayan, Ermenice sözcüklerin, gülüşlerin ve yakarışların olmadığı bir mahalle. Çünkü bazen birer birer bazen de kafileler halinde topraklarını bırakıp gitmek zorunda kaldılar. İnsanda derin bir yaradır köksüzlük, demişti Yahya Kemal. Ağacın kökünden koparılıp atılması ama kökün orada durması derin bir yaradır. Kökünden koparılıp atılmak, o köklere bir daha dönemeyeceğini bilip buna rağmen o kökleri aramak ise açık bir yara gibi durur insanın ruhunda. Ermeniler göçüp gittiler ve derin bir yara oluştu o topraklarda. Yazı yeniden hatırlattı bize onları. Margosyan çocukluk yıllarına döndü ve hatıralarını canını yaksa da birer trajediye dönüştürmeden, mizahı çokça kullanarak o mahalleyi yazının gücüne güvenerek var etti yıllar önce. Ve şimdi ‘Gavur Mahallesi’ hem kendi diliyle hem de o zamanlar o mahallede yaşayan diğer iki dille yani Kürtçe ve Türkçe yeniden yayınlandı. Gavur Mahallesi’nin dost ve komşu dilleri bu kitapla yeniden yan yana durdu. O günlerin yeniden anımsatılması için vesile oldu. Çünkü bilinir diller düşman olmaz birbirine. Düşman olan insanlardır.
‘Gavur Mahallesi’ndeki hikayeler okunduğunda sıcaklık duygusu öne çıkar. İnsanlar ve anlatılanlar olabildiğince sıcak ve ‘mahle’nin içinden. Çünkü o mahalle bir dünya . Çünkü Rızgo’yu, Uso’yu, Sabro’yu anlatıyor. Çünkü zangoçu, demirciyi, ebeyi anlatıyor. Çünkü Ermeniyi, Kürdü, Türkü, Süryaniyi anlatıyor. Çünkü Hristiyan’ı, Müslüman’ı anlatıyor. Çünkü bizatihi insanı anlatıyor. O derin yarayı görüp onun merheminin yazı olduğunu bilerek anlatıyor. Margosyan bunları anlatırken mizahi bir dil kullanıyor. Karakterlerin içinde bulunduğu durumlar elbette hüzünlü, elbette farkında olmadan ötekileşmiş. Göçüp gidenler, geri dönemeyenler, dünyanın dört bir yanına zorunlu olarak seyahate başvurmuş olanlar okuyanı kederin kıyılarından geçiriyor. Ama Margosyan illa ki küçük bir gülümseyişle bitiriyor hikayesini. 

Ermenice taşra edebiyatı
Margosyan, uzunca bir zamandır ‘gavursuzlaştırılmış’ bir mahalleden söz ediyor. Adına Gavur Mahallesi denmiş, işte tam da bu yüzden belki de farkında olmadan ötekileştirilmiş, farklı bir kimlik verilerek ayırılmış bir mahalleden sesleniyor biz mahalle dışındakilere. 1930’lu yıllara gidiyor ve çeşitli karakterler, hikayeler, durumlar aracılığıyla o zamanın çokkültürlülüğünü mahalle sıcaklığıyla anlatıyor.
‘Gavur Mahallesi’, Ermenice taşra edebiyatı geleneğinin son temsilcilerinden Margosyan’ın ilk kitabı aslında. Türkçe yayımlandığı zaman büyük bir ilgiyle karşılanan, yıllardır hâlâ sıklıkla okunan ‘Gavur Mahallesi’ne kaynaklık eden Ermenice Mer Ayt Goğmerı (Bizim Oralar) öykü derlemesinin ilk yayımının üzerinden tam yirmi yedi yıl geçti. Şanslı bir kitaptı bu. Çoğu kitaba nasip olmayacak uzun ve bereketli bir macerası oldu bugüne dek. Önce, 1988’de Paris’te, Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukcuyan Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Ardından, Bebekus’un Kitaplığı, Margosyan’ın Türkçeyle yeniden yazdığı öyküleri ‘Gâvur Mahallesi’ adıyla yayımladı. Öte yandan bu kitap, 1993’te Ermeni edebiyatına ve kültürüne açılan pencere olma gayesiyle kurulan Aras Yayıncılık’ın ilk yayını oldu ve ardı sıra yeni baskılar yaptı. Aras Yayınları o gün bugündür Ermeni edebiyatının birçok temsilcisini Türkçe okuruyla tanıştırıp o edebiyatın ruhunu anlamamıza vesile oldu.

ÜÇ DİLDE GAVUR MAHALLESİ
Mıgırdiç Margosyan
Aras Yayınları
2011, 326 sayfa, 27 TL.