'Dersim arşivi' açılmış...

'Dersim arşivi' açılmış...
'Dersim arşivi' açılmış...
'Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları' ilk olarak Mart 1992'de üç cilt olarak yayımlanmış. Bu kez, iki ciltte toplanmış ve ilk basımda eksik olan belgeler de bulunup eklenmiş olarak yeniden yayımlandı
Haber: Tuğba Türkan / Arşivi

AKP hükümet 2009 yılı yaz başında ‘Kürt açılımı’nı başlattı. 19 Ekim 2009’da ise söz konusu ‘açılım’ın bir parçası olarak, ‘Habur karşılaması’ gündeme geldi. O günden beri, Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından bir ‘Dersim arşivi açma’ tartışması yürütülüyor... Başbakan Erdoğan, CHP’ye dönük eleştirilerinde ‘Dersim katliamı’ndan söz ediyor, ‘katliamdan’ CHP’yi sorumlu tutuyor ve ‘Dersim belgeleri’ni açma tehdidinde bulunuyor. Buna karşılık CHP cephesinden ise özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olmasından bu yana, “Devletin Dersim arşivinin açılmasın esas isteyen biziz” ya da “Başbakan yürekli adamsa arşivleri açsın” sesleri yükseliyor... Peki, devletin ‘Dersim arşivi’ndeki belgeler hala gizli mi? Bu belgeler bugüne kadar hiç yayımlanmadı mı?
Bu konuda, ‘açarsın’-’açmazsın’ atışması süredursun, devletin Kürt isyanlarıyla ilgili belgeleri çoktan yayımlamış durumda. Bugünlerde yeni baskıları yapılan ‘Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları’ kitaplarından söz ediyoruz. ‘Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları’ kitapları ilk olarak bundan yirmi yıl önce, Mart 1992’de üç cilt olarak yayımlanmış. Geçen Nisan ayında ise bu kez, iki ciltte toplanmış ve ilk basımda eksik olan belgeler de bulunup eklenmiş olarak, toplam 800 sayfa halinde yeniden yayımlandı.
Yayınevi belgeleri daha 1992’de ilk kez yayımlarken yaptığı ‘Sunuş’ta, “Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Başkanlığı ve Harp akademileri Komutanlığı’nın Kürt isyanlarına ilişkin zengin arşivleri” olduğunun altını çiziyor. Eldeki kitapların, bu ‘zengin arşivler’de yer alan belgelerden oluştuğunu belirtiyor. Yeni baskıda ise, “Kürt sorununun ulusal sınırlarımızın ötesinde bir bölge ve dünya sorunu haline geldiği”ne dikkat çekilerek, bu kitaplardaki belgelerin konu ile ilgilenen siyasetçi, tarihçi, araştırmacı herkes için önemli olduğunu ve incelenmesi gerektiği belirtiliyor.
İkinci cilt tamamen, ‘aç’ tartışması yapılan ‘Dersim arşivi’ belgelerinden oluşuyor. Kitapta yer alan belgelerden, ‘Tunceli (Dersim) Tedip Harekâtı (1937-1938)’ başlıklı rapor, Tunceli hakkında, coğrafyasından tutun da tarihine, toplumsal yapısına, kültürüne, dini inançlarına vb kadar ayrıntılı bilgiler içeriyor. ‘1937 Yılı Harekâtı’ ve ‘1938 Yılı Tedip Harekâtı’ başlıklı belgeler ise isyan ve bastırma hareketleri konusundaki ayrıntılı askeri raporlardan oluşuyor. Yine Dersim isyanıyla ilgili bu ciltte, 25 Aralık 1935’te çıkarılan ‘Tunceli Kanunu’nun geniş bir özeti ile Bakanlar Kurulu’nun 4 Mayıs 1937 tarihli ve ‘Gayet Gizlidir’ kaydı taşıyan ‘Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Kararı’ da bulunuyor... Bu raporlar, askeri belgeler vb, devletin kendisi için düzenlediği evraklardır. Hiçbir devlet, kendisi için hazırladığı ve hele de ‘Gizli’ kaydını düştüğü rapor ve belgelere, kendini aldatan, gerçekleri kendinden gizleyen bilgiler koymaz. Bu nedenle, bu tür belgelerin olayları aydınlatmadaki değer ve önemleri, yıllar sonra yazılan ve dilden dile nakledilen anılardan, tanıklıklardan, söylentilerden çok daha büyüktür.
Kaynak Yayınları, Kürt sorunu ve Dersim’le ilgili devlet arşivlerini yayımlamada, sadece ordunun hazırladığı raporları, askeri belgeleri yayımlamakla kalmamış; ‘Cumhuriyet’in Gözüyle Kürt Meselesi’ adıyla oluşturduğu dizinin kitapları olarak, sivil asker ayrımı yapmaksızın, dönemin diğer devlet yetkilileri ile makamlarının hazırladığı belgeleri, kitapları da yayımlamış durumda. Örneğin, Celal Bayar’ın 1935’deki raporu, ‘Jandarma Umum Kumandanlığı’nın 1932’de ‘Gizli-Zata Mahsus’ kaydıyla, sadece devletin üst kademe yöneticileri için bastığı 288 sayfalık Dersim adlı rapor, dönemin önde gelen gazetecilerinden Naşit Hakkı Uluğ’un kitapları bunlar arasındadır. 

‘Dersim arşivi’ külliyatı
Bizim bu yazıda asıl anlatmak istediğimiz, ‘Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları I-II’ kitapları… Bu kitabın ikinci cildi, yukarıda sözünü ettiğimiz ‘Jandarma Umum Kumandanlığı’nın 1932 tarihli ve ‘Gizli-Zata Mahsus’ kayıtlı Dersim raporu ile birlikte, devletin ‘Dersim arşivi’nin büyük bölümünü oluşturuyor. Her iki kitapta da, Dersim’in Osmanlı’dan bu yana olan tarihi, sosyolojik ve kültürel yapısı, ekonomisi, halkın dini inanç ve gelenek görenekleri, Dersim aşiretlerinin durumu konusunda ayrıntılı incelemeler de var. Bu incelemeler, önyargılardan kaynaklanan yanlışlar bir yana bırakıldığında, bugüne bile ışık tutacak önemli gözlem ve bilgiler içeriyor. Tabii ki en önemlisi, Cumhuriyet yönetiminin 1920 ve 30’ların Dersim sorununa bakış açısındaki bütün zaafları ve gerçekçilikleri de görmek mümkün.
Raporlardan yansıyan Dersim isyanı ile ilgili önemli bir gerçek şudur: 1930’ların Dersim’inin devletle ilişkilerinde ortaya çıkan sorunun esasını, otorite paylaşımı oluşturmaktadır. Dersim’de kimin otoritesi geçerli olacak? Aşiret reislerinin, seyitlerin ve ağaların mı, genç Cumhuriyet yönetiminin mi? 1937 isyanının esas gücünü oluşturan aşiretlerin (ki sayıları 11-12’dir) hükümetten talepleri arasında Kürtlük ve Alevilik’le ilgili olanlara pek rastlanmamaktadır. Talepler daha çok, asker ve vergi verme, karakol, okul, yol yapımı konusundadır. Hükümet memurlarının haksız uygulamaları ve baskıları da, halkın devlet otoritesine güvensizliğinin nedenleri arasındadır.
İkinci ciltte yer alan ‘Tunceli (Dersim) Tedip Harekâtı (1937-1938)’ başlıklı raporda, o yıllarda halkın durumu ve devlet otoritesine karşı güvensizliğin nedenleri konusunda şu saptamalara yer verilmektedir: “Dersim kargaşalıkları, büyük küçük memur ve mutaassıp [bağnaz] hocaların tahrik ve teşviki ile cahil Sünni ahali tarafından haklarında reva görülen muamelelerden doğmaktadır. (…) Baskılar son bulur ve şuurlu bir şekilde hareket edilirse, Dersimliler Cumhuriyet’in sadık ve fedakâr hadimleri [hizmet edenleri] olabilirler. (…) Dersimliler öldürülmekten, göç ettirilmekten korkuyorlar. Şimdiye kadar gelen memurlar bu esassız kanaati bertaraf edememişlerdir. (...) Aşiret ve kabileler arasında karşılıklı soygunculuk devam etmekte ve bu durum düşmanlıkların uzayıp gitmesine sebep olmaktadır. Üç beş şahıs müstesna, ağalar ve reislerin de dâhil, bütün Dersimliler son derece fakirlik ve zaruret içinde çırpınmaktadırlar. Soygunculuk hareketlerinin sebebi, yaşamak hissi ve endişesidir.” 

Yanlış görüş ve öneriler
Elazığ Valisi Ali Cemal Bardakçı’nın Aralık 1926 tarihli raporundan alınan bu saptamalar, aynen benimsendiği için adını andığımız 1937 tarihli raporda da tekrarlanmıştır. Gerek valinin raporunda, gerekse ondan önce hazırlanmış olan ‘Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey Raporu’nda, bu gerçekçi saptamaların yanında, bölge halkının Kürt kimliği konusunda yanlış görüş ve öneriler de yer almaktadır. Kitaptaki ‘1937 Raporu’, bu iki rapordan geniş bölümler aktarmaktadır. Hamdi Bey ve Vali Cemal Bey raporlarında ise, Dersimlilerin etnik kimliğinin, bugün olmasa bile uzun vadede sorun yaratacağı belirtilerek, bu konuda, Kurtuluş Savaşı yıllarının serinkanlı, kazanıcı, birleştirici tutumu yerine, inkârı ve zorla eritmeyi öngören bir tutum önerilmektedir. Bu hatalı tutum, Cumhuriyet’in Kürt yurttaşlarıyla ilişkisinde ortaya çıkan ve zamanında çözülmediği için bugünkü boyutlarına gelen sorunun kaynağını oluşturmaktadır.
Devletin ‘Dersim arşivi’nin açılmasını bekleyenlere bu kitapları özellikle salık veririz. Kuşkusuz devletin arşivlerinde bunlardan başka belgeler varsa, onlar da yayımlanmalıdır.

Genelkurmay Belgelerinde Kürt İsyanları 2 Cİlt
Kaynak Yayınları
1. Cilt: 544 sayfa, 29 TL.
2. Cilt: 277 sayfa, 16 TL.