Devrimi içinde taşıyan aşk!

Inessa'nın, Lenin'le aralarında gelişen aşkın gücünü nereden aldığını söylemeye gerek yok. Yaşadıkları çağın yükünü üstlenmiş iki kişilik vardır karşımızda
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

‘Aşk ve Devrim’, Inessa Armand’ı tanımak açısından anlamlı bir kitap . Zira eski dünyayı karşısına alan cesur kadınlardan biri Inessa Armand. Michael Pearson, ‘Aşk ve Devrim’de, 1905 ve 1917 dönemlerinin toplumsal gerçeği eşliğinde Armand’la tanıştırıyor okuyucusunu. Şimdiye kadar ismi duyulmayan ya da fısıltı halinde dillendirildiği için işitilmeyen Armand, insanı köleleştiren sistemlerin kadını daha da alt katmanlara iterek bastırdığı gerçekliğin içinden beliriyor. Bu da, Armand’ın yaşadığı dönemler göz önünde bulundurulduğunda daha bir önem kazanıyor. Kimdir Inessa Armand? Pearson kitabında, her ne kadar Armand’ı temel alsa da, sadece biyografik bir örüntüden hareket etmiyor. Bir dönemi anlatıyor aslında. Rusya’yı hızla, farklı bir şekillenmeye doğru yönlendirecek kişilerin sosyal hayatlarına odaklanıyor. 19. yüzyılın sonlarından itibaren de Armand’ı takibe alarak başlıyor işe. Aslında Armand ve onun temsil ettiği soylu-burjuva sınıfıyla birlikte, diğer sosyal katmanları da katıyor bu takibe. Kısa bir süre sonra gerçekleşek 1905 Devrimi’nin dinamiklerini de böylelikle açığa çıkarıyor. Tanıklıklardan ve yaşanmışlıklardan ve mektuplardan yola çıkıyor Pearson. 

Nasıl yapmalı?
Ailesiyle yaşadığı Fransa ’dan, Moskova’ya gönderildiğinde (1891) -on yedi yaşındayken- tanışırız Inessa’yla. Dönemin burjuva bireylerine özgü müzik, dil gibi alanlarda iyi eğitilmiştir. Dört dil bilir. Kısa bir süre sonra ‘köklü’ ailelerden Armandların oğlu Alexender’la evlenecektir. Inessa, hoppa bir genç kızdan Alexander’ın evlendiği, hayranlık duyulacak, yetenekli, açık fikirli ve devrimci bir kadına doğru bir evrim” geçirir. Bunda, tanıştığı feminist kadın dostlarının katkısı olsa da, Inessa’nın kişiliğindeki ögeler ağır basacaktır. Zira Inessa, sadece bize gösterilen noktada kalmaz. Kaynamakta olan Rusya’nın diplerine kadar inecek, o diplerde de Lenin’le buluşacaktır.
Zengin, soylu bir kadın vardır karşımızda. Üstelik beş çocuklu. Ama bütün bunlar Inessa için sadece zenginliktir. Zira toplumsal hayatın içinde olmak, olanaklarını bu alanda kullanmak onun hayatını daha anlamlı kılar. Çara karşı ‘yasa dışı’ faaliyetler içindedir İnessa. Bütün bunlar onun zihinsel, kültürel gelişimiyle at başı gider. Kocasının kardeşi Volodya’yla aralarında duygusal bir ilişki başlar. Ama tüm bunlar, yeni bir dünya yaratma umudunun yansımaları olarak, çok doğal hayat parçaları şeklinde yerleşirler sunulan görüntüye. 

Önemli bir çaba
Çernişevski’nin ‘Nasıl Yapmalı?’ adlı eseri tam da dönem için yazılmıştır. Hayat sorgulanmaktadır. Bir anlamda, dünyayı değiştirmenin zamanı gelmiştir. Inessa da, tıpkı eserdeki kadın karakter gibidir. Çernişevski’nin evlilik ve ikili ilişkileri ekonomik karşılıklarıyla birlikte sorguladığı kitabındaki karakterler reel hayattakilerle koşut gibidir neredeyse. Aynı koşutluk içinde Lenin de vardır. Inessa’nın, Lenin’le aralarında gelişen aşkın gücünü nereden aldığını söylemeye gerek yok. Bir bakıma, biri erkek, diğeri kadın, yaşadıkları çağın yükünü üstlenmiş iki kişilik vardır karşımızda. Gerek Lenin’den önce, gerekse Lenin’le yolları kesiştikten sonra, Inessa’nın, bir kadın ve anne olarak duygusal, ruhsal yükü oldukça ağır bir hayatı üstlendiğini görürüz. Ancak bu onun tercihidir. Zira Inessa, verili zihinsel, kültürel, sosyal koşullara karşı tümüyle ‘yeni bir insan’ tipi olarak şartları zorlamaktadır. Daha doğrusu söz konusu şartları birçok insandan farklı olarak devrimci bir çabayla değiştirmek istemektedir. Lenin’in de varlığıyla bu çaba daha belirgin bir hal alacaktır. Taa ki, çok genç yaşta bir kasaba hastanesinde hayata veda edinceye kadar.

AŞK VE DEVRİM
Michael Pearson
Çeviren:
Ceren Şanlıdağ
Karşı Yayınları
2010
299 sayfa
18 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Fransa

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    aşk

    ,

    Müzik