Devrimin şarkıları

Devrimin şarkıları
Devrimin şarkıları
Victor Jara, barış adamıydı. Yoksunluğun gerçek şiddetine karşı derin duyarlılığa sahipti. Şarkıları günlük yaşam mücadelesinde rol oynuyor, bazılarını oldukça rahatsız ediyordu. Ve sonuç: Elleri kesildi, işkence görerek öldürüldü. Tek suçu müzik yapmaktı
Haber: ARZU HAKSUN GÜVENİLİR / Arşivi

Müzik, savaşı, huzursuzluğu ve haksızlığı ortadan kaldırabilir... Nasıl mı? Dünyaya bakış açımızı ve bu bağlamdaki algılayış biçimimizi değiştirebilirsek. Müziğin bu tarafını etkin kılacak ve kitleleri harekete geçirip, doğru yönlendirecek kişiler kuşkusuz müzisyenler. Hatta duyarlı bir müzisyen için en iyi okul hayatın kendisi...
“Çevremde gördüklerimden gittikçe daha fazla etkileniyorum... Ülkemin, Latin Amerika’nın ve diğer dünya ülkelerinin yoksulluğu... Varşova’da Yahudiler için dikilen anıtları, Atom bombasının yol açtıklarını, savaşın insanlığa ve çocuklarına verdiği çürümeyi, yıkımı kendi gözlerimle gördüm... Ama aynı zamanda sevginin, şefkatin, özgürlüğün neler yapabildiğini, mutlu insanın neler başarabildiğini de gördüm. Tüm bunlar yüzünden, sadece barış aramam yüzünden hüzün ve mutlulukta gitarımın tellerine ve ağacına, yüreği yara gibi delen dizelere, hepimizi kendi içimize baktıracak ve dünyayı yeni gözlerle görmemizi sağlayacak sözlere sarılıyorum...” diyor tarihteki devrimci şarkıların en önemli isimlerinden Victor Jara.

Protest müzik putları
O, yaşadığı topluma olan duyarlılığını şarkılarına yansıttı. Hatta, tek nota bile bilmediği halde, sayısız şarkı yazdı, derledi. Kişisellikten gittikçe uzaklaşan şarkı sözleri, kitlelerin büyük ilgisini çekti. Bundan rahatsız olanlar çıktı. Şarkılarındaki söylemlerinde, Şili’nin altta kalmış, ezilen halkına duyduğu derin sevgi, toplumdaki haksızlıklara ve nedenlerine dair yoğun duyarlılık, aldırmazlık ve sansürü konu etti. Böyle bakıldığında şarkıları politikti. Politiklik 1960’ların sonlarında bu açıdan dolaylıydı; Jara, dünya savaşım müziğinin belli başlı isimlerinden biriydi.
Şiddet karşıtı, barış adamıydı. Yoksunluğun gerçek şiddetine karşı derin duyarlılığa sahipti. Şarkıları günlük yaşam mücadelesinde rol oynuyor, bazılarını oldukça rahatsız ediyordu. “Bir sanatçı, otantik bir yaratıcı olmak ve haliyle özünde devrimci olmak durumundadır... Bu insan muazzam iletişim gücü sayesinde bir gerilla kadar tehlikelidir.”
Ve sonuç: Elleri kesildi, işkence ile öldürüldü. Tek suçu müzik yapmaktı...
Victor Jara’nın, yaşamında daima sanat vardı. Başarılı bir tiyatro yönetmeni ve iyi bir müzisyendi. ABD , müzik üzerinden iletişim kurmanın sihrini çok iyi biliyor ve toplumun kulağını her türlü ‘ticari zırva’ ile dolduruyordu. Hatta protest müziği de ticarileştirip, aynı kurallara boyun eğen ‘protest müzik putları’ ortaya çıkarıyordu. Bu tipler bir süre ortada göründükten sonra, kaybolup gidiyordu. Yanlış kullanılan, bu tanımlamaya da karşı olan Jara, bunun için de savaş verdi. Ülkesini köy köy dolaştı, şarkı derledi. Derlediği şarkıları farklı yorumlarıyla dinleyenlerine sundu. Müzik eğitimi yoktu. Bestelerini notaya dökemiyor, köylülerin yaptığı gibi, yani kulaktan dolma öğreniyordu. Fakat şarkıları çok beğeniliyor, duygu yüklü melodi ve sözler dinleyici kitlesini müthiş etkiliyordu. Jara, o toprakların sesi oldu. Bazıları ısrarla politika yaptığını savunsalar da, o sadece müzik yapıyordu. “Beni kafam değil, yüreğim yönlendirir. Bir şey beni içimden yakalar ve dışarı çıkaracak bir yol bulana değin büyür. Komünizme bir entellektüel gibi yaklaştığımı ve aklımın süzgecinden geçirdiğimi söylemek çok fazla olur. Çünkü kendimi komünist dahi görmüyorum ben...” Victor Jara, ünlü grup Inti-Illimani ile sık sık bir araya geldi. Grup üyesi değildi, ancak onlara yakın ve samimiydi.
Jara’nın müzikle verdiği savaşın öyküsü oldukça sürükleyici, sanatçı devrimci olmalıdırın da iyi bir örneği. Kitapta yazılan bazı toplumsal olaylar, aynı dönemlerde ülkemizde de yaşanmıştı. Amerika’nın bu ülkeye bakışı ve yaşanan olaylar okuduğunuzda göreceksiniz ki aslında bizim için hiç de yabancı değil. Dolayısıyla bu kitaba sadece bir müzisyenin hayatı olarak bakmak, aynı zamanda bir dans eğitmeni olan yazar eşi Joan Jara’ya da büyük haksızlık. Ülkenin durumu, dünyanın bakışı ve bir ailenin vatanı için verdiği yaşam mücadelesi akıcı bir uslupla kaleme alınmış. Kimi zaman ağlatan, kimi zaman da isyan ettiren müthiş bir öykü Victor Jara’nın yaşamı. Çeşitli editöryal hatalara takılmazsanız Versus Yayınları’ndan çıkan bu kitabı ‘tarih tekerrürden ibarettir’ fikriyle okunması gerektiğini düşünüyor, öneriyor ve ekliyorum: Bu şarkıları yapanlar tarih yazanlardan daha güçlüdür. Onlar unutulabilir ama, şarkılar her zaman kulaklarda ve dillerde kalır... 

VICTOR JARA
Yarım Kalan Şarkı
Joan Jara
Çeviren: Algan Sezgintüredi
Versus Yayınları
2010
310 sayfa, 20 TL.


    ETİKETLER:

    ABD

    ,

    sanat