Din tarihi açısından Sabetaycılık

Matt Goldish, 'Sabetaycı Ermişler'de Sabetaycılık ile ilgili birçok kaynak belgeyi aktarıyor ve kılı kırık yaran bir tutumla inceliyor
Haber: RAMAZAN KANDÖKEN / Arşivi

Sabetay Sevi ve Sabetaycılık ülkemizde şimdiye kadar hep komplo teorileri çerçevesinde incelendi. Bu konuda kalem oynatanlar hep bu gizemli inancın müritlerinin ülkeleri ve tarihi nasıl yönettikleri üzerine kafa yordular. Sabetaycılığa din tarihi çerçevesinden bakmak pek kimsenin aklına gelmedi. Sabetaycılığın Yahudilikten neden ve nasıl ayrıldığı, bu sürecin nelere yol açtığı meselesi üzerinde hiç durulmadı. Matt Goldish’in ‘Sabetayist Ermişler’inin önemi tam da burada. Goldish, Sabetayizmi dinler tarihi açısından inceleyerek bu büyük açığı dolduruyor.
Goldish, kitabında Sabetayizmi sadece Yahudi mistizmi ve Lurianik Kabala çerçevesinde ele almıyor. En kitleselleştiği dönem olan 1665-6 yıllarını esas alarak Sabetayizmin Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam mistisizmleriyle ilişkisini; bu dönemde Sabetayistler arasında patlayan ‘ermişlik dalgası’nın izlerini sürerken Sabetayizmin farklı inanışlarla karşılıklı nasıl bir etkileşim içinde olduğunu inceliyor.
Goldish’in de altını çizerek belirttiği gibi İzmirli bir haham olan Sabetay Sevi’nin beklenen mesih olduğunu ilan etmesiyle birlikte yaşananlar, dinler tarihinin en ilginç serüvenlerinden biri. Sevi’nin Mesihlik iddiası kısa sürede yayılmıştı. Bu hızlı yayılış ve yeni dinin müritleri arasında patlayan kehanet dalgası Sevi’nin mucizeleri şeklinde yorumlandı. Bu dönemde Sevi’ye inananlar arasında bir tür ermişlik modaydı. Bu ‘ermişler’ farklı biçimlerde transa geçiyor ve gelecekten haber vermeye başlıyorlardı. Elbette ki en sık verdikleri haber Sevi’nin Mesihliği ve yakında kazanacağı başarılar hakkındaydı. Ama bu kuşku uyandıran kehanet dalgası Sabetay Sevi’nin beklenen Mesih olduğunu gösteren bir kanıt olarak algılanmıştı. Goldish, esas olarak bu dalganın üzerinde duruyor. Ona göre söz konusu kehanet dalgasının Sabetaycılar arasında yayıldığı zaman dilimi içerisinde Avrupa ’da da birçok yerde vahiy patlaması yaşanıyor. Zamanının en kozmopolit şehirlerinden biri olan İzmir’de yaşayanların bu patlamadan habersiz olması düşünülemez. Goldish bu çerçeve içerisinde özellikle o dönemde İzmir’de misyonerlik yapan Quaker’lar üzerinde duruyor. Gerçekten de babası İzmir limanında İngiliz tüccarlarla iş yapan Sabetay Sevi’nin ve inananlarının Quaker mezhebi mensupları arasında yaygın olan transa geçme ve gelecekten haberler verme olgularından habersiz olmaları pek mümkün gözükmemektedir. 

Conservo’luğun etkileri
Goldish, Sabetay Sevi’nin bir diğer mucizesi olarak kabul edilen hızlı yayılmanın asıl nedeninin 17. yüzyıl Avrupası’nda çok yaygın olan Mesih beklentisi olduğunu ileri sürüyor. Bu bağlamda Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam’daki Mesihlik kavramlarını karşılaştırmalı bir biçimde inceliyor. Mistisizm ve kabala Sabetaycılık ile bu üç din arasındaki ilişkiyi sağlayan en önemli köprü durumunda. Goldish bu noktada özellikle de İspanya ve Portekiz kökenli “conservo”luk üzerinde duruyor. Engizisyonun baskıları sonucunda Hıristiyan olan Yahudilerin, yani “conservo”ların her iki dinin mistik yorumlarını nasıl kaynaştırdıkları üzerinde duruyor. “Conservo”luğun önemi Sabetaycılık açısından bununla sınırlı değil. “Conservo”lar Sabetaycılığın Avrupa’da yaygınlaşmasının da maddi temelini oluşturuyorlar. Öte yandan Sabetay Sevi de Müslüman olduktan sonra “conservo”ların Hıristiyanlar arasında yaşarken edindiği tecrübelerden bol bol yararlanıyor.
Goldish, ‘Sabetaycı Ermişler’de Sabetaycılık ile ilgili birçok kaynak belgeyi aktarıyor. Böylelikle Sabetaycılığın hangi düşünsel kaynaklardan beslendiğini, nasıl ve neden hızla yayıldığını, ne gibi sonuçlara yol açtığını anlamak mümkün oluyor. Goldish ayrıca Sabetay Sevi’nin fikirlerinin Isaac Newton, Francis Bacon ve Baruch Spinoza gibi düşünürleri ve Gül-Haç’lar gibi gizli cemiyetleri nasıl etkilediğine de değiniyor. Goldish, birçok komplo teorisyeninin ağzını sulandıracak bu ilginç meseleyi ustalıkla ele alıyor.

Sabetayİst Ermİşler
Matt Goldish
çeviren: Levent Göktem
Kırmız Kedi Yayınevi
2011, 256 sayfa, 22 TL.


    ETİKETLER:

    İspanya

    ,

    İzmir

    ,

    İslam

    ,

    haber

    ,

    Avrupa

    ,

    İlan

    ,

    kedi

    ,

    ,

    zaman

    ,

    kaynak

    ,

    Yahudi