Diyabet neden sevilir ki?

'Diyabetimi Seviyorum'da, obur bir çocuğun diyabet gibi bir hastalıkla nasıl iki hareketli mesleği yürütebilen bir insana dönüştüğü anlatılıyor
Haber: OKŞAN SVASTICS / Arşivi

Bu, bir anı-yemek-gezi-tıp-tarih-kişisel gelişim-röportaj kitabı. Hepsi. Peşinen söyleyeyim; Emine Çaykara benim arkadaşım ve dünyadaki ilk beş ölüm sebebinden biri; her 30 saniyede bir uzuv kaybına yol açan; her 90 dakikada bir insanın körlüğünün sebebi olan ‘diyebetini’ –şeker hastalığını- neden sevdiğini, okuyunca şıp diye anladığınız bu kitabın yazarı... Tam da onun on beş yaşında bütün hayatını değiştirecek olan şeker hastalığına ‘tutulduğu’ sıra, ben babama sorduğum ‘peki ölür mü insan bu hastalıktan?’ sorusuna ‘Hayır, onlar yediklerine içtiklerine, kendilerine herkesten daha çok dikkat etmek zorunda oldukları için, herkesten uzun yaşarlar’ cevabını almıştım. Dedem şeker hastasıydı... Vücudun kendisi için hayati önemdeki bir hormonu salgılamadığı, bunun ömür boyu dışarıdan verilmesini gerektiren Tip 1 Diyabet; bilinçli yaşamayı gerektiriyor, nokta! 

Türkiye ’nin dörtte biri obez
Emine Çaykara 30 yıldır diyabetli bir vücutla yaşıyor ve ben onu bildim bileli tecrübelerini etrafındaki herkesle paylaşıyor. Bu kitapta İğneci Yakup Abi’nin eve gelip sabahları yaptığı iğnelerle başlayan yeni hayatının ona öğrettiklerini anlatıyor. Diyabetini –hayatını- idare edişindeki başarısıyla doktoru Prof. Hasan İlkova’ya ilham kaynağı olmasında şaşılacak bir şey yok. Çünkü öz disiplin geliştirmenin, kendine gösterilen özenin, bahanelerin arkasına sığınmadan, bilinçle yaşamanın şart olduğu bir hastalık bu...
Prof. Dr. İlkova önsözde Emine Çaykara’nın diyabetlilerin belki ‘sağlık çalışanlarından bile öğrenemeyeceği’ birçok detay içeren kitabı başarması için gereken şartı yazmış: “Bunu başarmak için Emine’nin iyi bir yazar olması, (...) yeterli değildir. Bunun için Emine’nin şeker ortalamasını gösteren testin, yani HbA1c’sinin yüzde 6.5’un altında olması gerekmektedir.” Bu şu demek: Diyabeti dengede tutmak için; her gün dört-beş kez kan şekeri değerini ölçmesi; ara öğünleri atlamadan altı kez yemesi; spor yapması; beyaz un yerine esmer un kullanması; çok çok yemek yerine tadını çıkararak daha az yemesi ve her lokmanın karbonhidrat, protein, şeker değerlerini hesap edip ona uygun insülin alması gerekiyor. İlk ve son cümleyi atarsak, Emine Çaykara’nın yaptıklarını herkesin yapması gerekiyor aslında: Türkiye’nin dörtte biri obez, üçte birinde kan yağlarında sorun var, üçte birinde kolesterol sorunu var. Bunların hepsi diyabete davetiye ve bugün Türkiye’de yaşayan yaşı yirminin üzerindeki insanların yüzde 14’ü diyabetli. 

Otuz yılın tecrübeleri
‘Diyabetimi Seviyorum: Sağlıklı Yaşam İçin Tatlı Öneriler’ kitabında ergenlik çağındaki obur bir çocuğun diyabet gibi bir hastalıkla nasıl tur rehberliği ve gazetecilik gibi iki hareketli mesleği yürütebilen disiplinli bir insana dönüştüğünün hikâyesi anlatılıyor. Bu ‘anı’ kısmı... İrili ufaklı kutularla anlatılan hiperglisemi ya da hipoglisemi belirtileri, ne yapılması gerektiği, mevsimlere göre ya da seyahate giderken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve Prof. Dr. İlkova ile yapılan söyleşi ‘tıp’ kısmı... Kitapta tarih de var. Üstelik domuz insülününden insan insülünü imalatına nasıl geçildiğinin tarihinden başka Romalılar’ın su kemerinin, pirincin tarihi de... Yemek tarifleri işin yemek kitabı faslını oluşturuyorsa da tamamı bu değil: Patatesin nasıl yenirse diyabetlilere daha az zarar vereceği gibi püf noktaları ve hatta kaçamaklara dair yol gösterici bir başlık dahi var!.. Ama bu kitap, daha sonundaki bitter çikolatalı kek tarifine varmadan, sohbet diliyle, anılar ve çok çok bilgiyle diyabetin eğer doğru yönetilir, bilinçle ve disiplinle hareket edilirse insanın hayatını yaşamayı istediği gibi yaşaması önünde bir engel olmadığını anlatıyor. Kitap sadece diyabetlilere yönelik değil. Emine, otuz yılda edindiği tecrübeler etrafında olmayanlara da ulaşsın diye hayatını açmış; sağlıklı yaşamanın, hayattan zevk almanın tatlı rehberini yazmış.

DİYABETİMİ SEVİYORUM-SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN TATLI ÖNERİLER
Emine Çaykara
Alfa Yayınları
2010
271 sayfa
15 TL.