Doğu Doğu'dur, Batı Batı'dır

Lâtife Mardin, eşi, ünlü müzik prodüktörü ve kompozitör Arif Mardin'le birlikte uzun yıllardır New York'ta yaşıyor.

Lâtife Mardin, eşi, ünlü müzik prodüktörü ve kompozitör Arif Mardin'le birlikte uzun yıllardır New York'ta yaşıyor. Lâtife Mardin'in, Rudyard Kipling'in "Doğu, Doğu'dur; Batı, Batı'dır" sözünden yola çıkarak kaleme aldığı Doğu Doğudur adlı romanı, Oğlak Yayınları'nın Popüler Tarih Romanları dizisinden yayımlandı. Bugünlerde kitapçılara ulaşan Doğu Doğudur, 19. yüzyılın ikinci yarısında, Kırım Savaşı günlerinde, kırık bir aşk öyküsünü anlatıyor. Savaşın telâş ve yorgunluğunu yaşayan İstanbul'da...
Lâtife Mardin, romanını İngilizce yazmış. Belki çok uzun zamandır Türkiye'den uzak olduğundan, belki de kendi deyişiyle "bugünün icat edilmiş Türkçesine" yabancı kaldığından. Mardin'in romanını Deniz Sarol Türkçeleştirmiş. Dilerseniz, Londra'da başlayan romanın ilk sayfalarına bir göz atalım:
1854 yılının baharında ne İngiltere'de ne de Fransa'da, Rusya'ya karşı neden savaş ilân edildiğini bilen çok fazla kişi yoktu. Bazıları, Ruslar'ın Türkler'e ve dolayısıyla Türkler'in elinde bulunan Hıristiyanlık'ın mukaddes topraklarına yönelik tehditkâr tutumlarına karşı çıkmak gerektiğini söylüyordu. Ama Türkler kâfirdi ve Hıristiyanlık dünyasının geleneksel düşmanlarıydı. "Korkunç Türkler", asırlardan beri Avrupa'nın güneydoğu hudutlarını tehdit etmişti. Bu yüzden, Napolyon'a karşı İngiltere'nin müttefiki olmuş Rusya'dan onları korumak için yardımlarına koşmak biraz tuhaf kaçıyordu.
İngiliz ordusunu Türkiye'ye götürecek olan gemiye binmek için Portsmouth'a giderken İngiliz subayları bu olayları düşünüyor olsalar da, Jonathan Caldwell'ın aklında başka şeyler vardı. Askerler yürümekte, subaylar ise at üzerinde ya da arabalarla yol almaktaydılar. Jonathan kendi düşüncelerine dalmıştı. Yeni görevini ve bunun kendisine getireceğini umut ettiği terfi ve başarıları düşünüyordu. Sırılsıklam âşık olduğu Cynthia Walton'la evlenebilmek için bu maceraya atılmıştı.
Cynthia o günlerde Londra sosyetesinin en güzel kızlarından biriydi ve bir Lord'un beş parasız küçük oğluyla evlenmeyi düşünemezdi tabii. Onu bekleyeceğine dair söz bile vermemişti. Yalnız, bir gece önce, Jonathan'ın Londra'yı terk etmeden önce katıldığı son baloda, ona henüz evlenmeye niyeti olmadığını söylemişti.
Jonathan, askerlerin bando eşliğinde gemiye binişini seyretmedi. Rıhtımdakiler, onları şarkılar ve alkışlarla uğurluyor, kadınlarsa askerlere mendil sallayan çocuklarıyla birlikte arabalarından seyrediyorlardı. Jonathan, kalabalık içindeki bir arabada oturan Cynthia'nın, beyaz eldivenli elini kaldırıp açık renkli bir mendille gözyaşlarını sildiğini gördü...