Dört yönetmenle Türk sineması

'Yakın Plan Yeni Türkiye Sineması'nda Zahit Atam'ın Semih Kaplanoğlu, Reha Erdem ve Yeni Sinemacılar'ı neden yakın plana almadığı merak konusu...
Haber: Murat Tırpan / Arşivi

Sinema yazarı ve tarihçisi Zahit Atam, değişik platformlarda yazıp çizdiklerini ‘Yakın Plan Yeni Türk Sineması’ adıyla yayımladı. Atam, Türkiye ’de sinema dergiciliğine ciddi emek vermiş ve ardından sinema tarihçiliğine yönelmiş bir yazar. ‘Yakın Plan Yeni Türkiye Sineması’nın ilk bölümünde yazar, Türk sinemasının dönemlendirilmesi konusunda klasik sinema tarihçilerimizle tartışıyor. Daha önce Atam’ın Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinde birkaç bölüm halinde yazdığını hatırladığım bu tartışma sonunda çok farklı olmasa da yeni bir dönemlendirme öneriyor yazar. Farklı olan Atam’ın daha önce yapılmış dönemlendirmelerde sinemanın toplumsalla olan ilişkisine ve ele alınan filmlerin niteliklerine yeterince yer verilmediği saptaması. Bu bağlamda yeni sinemamızı anlamak için bu yönetmenlerin devraldığı mirası dikkate alarak bu meselenin üzerinde duran Atam’ın bu kısımlarda eleştirmenlere de ayrıca sert çıktığını görüyoruz.
Çalışmanın büyük bir kısmı yazarın Yeni Türkiye Sineması’nın kurucu yönetmenleri olarak adlandırdığı Nuri Bilge Ceylan, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu ve Zeki Demirkubuz’u konu alan kapsamlı bölümlerden oluşuyor. Burada şu soru haklı olarak sorulabilir: yazarın Semih Kaplanoğlu ve özellikle Reha Erdem’i bu ‘kuruculuk’ statüsüne almamasının sebebi ne olabilir? Yeni Türk sinemasının, yazarın yorumuyla, Zeki Demirkubuz’un C Blok ve Ustaoğlu’nun İz filmlerinin yapıldığı yıl olan 1994’te başladığını kabul edersek Reha Erdem’in A Ay’ı 1988 ve Kaç Para Kaç’ı 1999’da çektiğini hatırlamak önemlidir.
Kronolojik olarak aynı dönemlerde film üretimine başlamış Erdem yeni sinemamızın önemli ve yine Atam’ın yeni sinemamızın yurt dışında takdir edilen bir sinema olarak kendini tescillediği savından yola çıkarsak da ödüllü bir yönetmenidir. Zaim’in yorumlarından biliyoruz ki kendisi yeni sinemanın önemli özelliklerinden biri olarak gerçekçiliği vurgulamaktadır. Reha Erdem bu nedenle Avrupa sinemasının yazarın deyimiyle “oyunsu” geleneğini kullanan bir sinemacı olarak –Beş Vakit hariç- yeni sinemanın kurucu yönetmenlerinden ayrı düşmektedir. Ancak Reha Erdem’in geliştirdiği sinemasal yaklaşım da ürünleriyle karşımızda durmaktadır ve bunu hesaba katmadan yeni sinemayı başka –kuşkusuz önemli- yönetmenler üzerinden kurmak da bir eksikliktir. Aynı şekilde ilk ürünlerini 1988 yılında Gemide ve Dar Alanda Kısa Paslaşmalar’la vermiş Yeni Sinemacılar grubu da Çoğunluk’a kadar gelen çizgide yeni sinemamızın önemli ortaklıklarındandır. Bu grubun sinemacıları politik ve gerçekçidirler ve Yeni Türkiye Sineması’na odaklanan Atam’ın objektifininin neden bu yönetmenleri yakın planına almadığı da bir merak konusu olarak kalmaktadır. 

Konuşur gibi
‘Yakın Plan Yeni Türkiye Sineması’nı okumaya başladığınızda daha önce yazarla yollarınız kesişmemişse yazarın polemikçi dilinden rahatsız olabilirsiniz. Zahit Atam, Görüntü dergisinden Yeni İnsan Yeni Sinema’ya, oradan gazete yazılarına ve diğer makalelerine kadar aynı dili hep korumuş birisi. Filmler ve yönetmenler hakkında akademik dilden de klasik bir tarihçinin objektif olmaya çalışan dilinden de uzak, zaman zaman Kadıköy Nazım Kültür’de karşılıklı oturmuş size anlatıyormuş gibi yazıyor. Bu zaman zaman acıtan dil akademinin soğuk bilimsel dilinden farklı.
Öte yandan şurası kesin ki son derece de verimli. Ele aldığı yönetmenlere bazen adı ve soyadıyla bazen de mesela Nuri ve Zeki diye hitap etmesi ise okuyucuda yazarın ele aldığı yönetmenlerle arkadaşlığını öne çıkardığı izlenimini uyandırıyor ki bu da birinci elden birçok bilgi ve yorumun alınması anlamında çok önemli olsa da diğer yandan okuyucunun nesnellikten şüphelenmesine doğal olarak yol açabilir. Örneğin yazar Nuri, Zeki, Derviş ve Yeşim’le arkadaştır da Reha Erdem, Semih Kaplanoğlu ya da Yeni Sinemacılar’la değil midir? Onların bu yeni sinema tarihine alınmama nedenleri bu olabilir mi?

YAKIN PLAN YENİ TÜRKİYE SİNEMASI
Zahit Atam
Cadde Yayınları
2011, 778 sayfa, 40 TL