Düşlerin büyücüsü

Düşlerin büyücüsü
Düşlerin büyücüsü
Morais, 'Paulo Coelho Bir Savaşçının Yaşamı' adlı biyografik çalışmasında, yazarın hayatını mesafeli ve sevecen bir yaklaşımla ortaya koymuş
Haber: NESLİHAN GÜNGÖR / Arşivi

İnsan neden yazar? Hele de söz konusu olan bir çocuksa. Nedir yaşıtları oyun, neşe ve küçük zorbalıkların sularında kulaç atarken, onu geriye çekilip gözlemlediklerini kaydetmeye, dahası bunları yeniden şekillendirip anlatmaya iten o önü alınmaz arzu? “Yazıyorum” diyor “1947 yılının yağmurlu bir gecesinde” yüksek miktarda plasenta sıvısı yuttuğu için “ölü doğan çocuk”. “Yazıyorum, çünkü ergenlik çağında futbol oynamayı beceremedim. Arabam ya da bol harçlığım yoktu ve hemen hemen yabani bir ota benziyordum. Moda giysiler de giymedim. Sınıftaki kızların hepsi sadece bununla ilgileniyordu ve beni görmezden geldiler. Gece arkadaşlarım kız arkadaşlarıyla dışarı çıktıkların, ben boş zamanımı mutlu olabileceğim bir dünya yaratarak geçiriyordum; arkadaşlarım yazarlar ve onların kitaplarıydı.”
Fernando Morais “Paulo Coelho Bir Savaşçının Yaşamı” adlı biyografik çalışmasında, yazarın hayatını bilinmeyen yönleriyle, mesafeli ve sevecen bir yaklaşımla ortaya koymuş. Olanı anlatırken benimsenen tarz gerçekten de anlatının kimi zaman dört nala koşturan, kimi zaman düz yolda tökezleyip düşen bir canlı olmasını sağlıyor. Tıpkı bizler ve Coelho’nun kendisi gibi. 

Komünistlikten anti-komünistliğe
Her ne kadar o yıllarda çocuk yetiştirme anlayışıyla kıyaslanınca hayli demokrat yaklaşımlar sergileseler de, derslerdeki başarısızlığı, bir arkadaşının bankadaki işe girebilmesi için babasının imzasını taklit ederek yazdığı referans mektubu sonucunda genç Paulo’ya akıl hastanesi yolu gözükür. Casa de Saude Hastanesi’nde daha sonra birçok kez yardımını alacağı doktoru tarafından “hırçın ve düşmanca tavırlı bir çocuk, kötü bir öğrenci ve hatta politik anlamda babasına muhalif” olarak tanımlanır. Dönemin bakış açısı tam da bu yöndedir. Askeri darbelerin şekillendirdiği gündelik yaşam, sıradan ayrılanı hizaya sokmak için hapishane ve işkence tezgahlarıyla olduğu kadar, aile ve elektroşok tedavisiyle de hazırda beklemektedir. 28 günlük akıl hastanesi deneyimi Paulo için arkadaşlarından saklanacak bir şey değildir. Hatta biraz da böbürlenerek anlatır durumu onlara. Aynı dönem başlayan tiyatro oyunculuğu sayesinde az çok politik bir bilinç kazanır. Çünkü ülkedeki tiyatrolar askeri rejime karşı muhalif bir tutum sergilemektedir. Kendisini her ne kadar “komünist” olarak nitelese de yıllar sonra günlüğünde durumu şöyle tarif edecektir. “Halk için asla savaşmazdım. Bu sözlerim için geri dönüp yakama yapışabilirler, ama bunu asla yapmazdım. Özgür düşünce için ve belki de farklı bir topluluk seçen ayrıcalıklı kişilerden oluşan bir elit için mücadele edebilirdim.” Tiyatro oyunculuğu devam ederken, bir kez daha kendini akıl hastanesinde bulur. Morais’in, Oscar Wilde’ın ünlü eserine yaptığı göndermeyle Klinik Zindanı Baladı olarak adlandırılan bölümde yazarın “zindan” günlerine şahit oluruz. Morais bu ağır olguyu daha çok şahidinin anlatımıyla ulaştırır okura. Fakat yenilgi hissi Paulo’da kısa sürer. Daha hayata gözlerini açarken bir savaşla başlamıştır ne de olsa. “ Bu sabah gün aydınlanırken ben de doğdum” der umutla, “Dünyaya kim olduğumu gösterme zamanı geldi.” 

Modern hayatın gelgitlerinde kalanlara
Gerçekten de uyuşturucu kullandığı yıllarda, ya da özellikle yanlışlıkla alındığı gözaltı sonrası gelişen ağır paranoya ve depresyon dönemlerinde, ünlü bir şarkı sözü yazarı olup para sorununu tamamen çözdüğünde de, tanrıyı defalarca bulup yeniden kaybetmesinde hep aynı çabanın altını çizer. Dünya çapında ünlü bir yazar olma ihtiyacı. Eleştirmenlerin hiçbir zaman tam olarak yanında durmadıkları, okuruyla sıcak ilişkiler kuran yazarın duruşunu, Budapeşte’de onur konuğu olarak katılacağı kitap fuarında kendisine doğru koşan paparazzi kalabalığını görünce duyumsadığı ferahlama hissi açığa vurur. Fernando Morais’in bu çalışması hem Coelho hayranları, hem de modern hayatın gelgitlerinde çocukluk düşlerini yitirmiş yetişkinler için bulunmaz bir fırsat.

Paulo Coelho
Bir Savaşçının Yaşamı
Fernando Morais
Çeviri: Samim Sakacı
Can Yayınları
2011, 520 sayfa,
33.50 TL