Edebiyat dergisi de dergidir

Edebiyat dergisi de dergidir
Edebiyat dergisi de dergidir
Edebiyat dergisi, bilinen kısıtları aşmak, okurlarını sürekli çoğaltmak, ömrünü uzun tutmak istiyorsa, kendisini önce bir dergi olarak görmek zorunda. Yayıncılık sektörünün parçası olmakla yetinmemeli
Haber: SEMİH GÜMÜŞ / Arşivi

Hürriyet’te Mehmet Y. Yılmaz, 18. yılında Atlas dergisinin tümüyle kendi ürettiklerine dayanan özgün bir düşünce ve kararlılığın ürünü olduğunu anlatmış ki, haklıdır. Popüler dergicilik dünyasında ünlü yabancı dergilerin lisansını alıp onların hazır malzemesinin zenginliğinden yararlanarak dergicilik yapmak, kestirme yol olarak görülür. Medya holdingleri giderler dışarıya, Conde Nast gibi pek çok derginin yayıncısı büyük şirketlerle anlaşmalar yaparak lisanslarını aldıkları dergilerin Türkiye uyarlamalarıyla dergicilik yapmayı seçerler ki, en kârlı yol da budur. Üstelik Vogue gibi büyük adların daha baştan dümdüz bir yol açacağı ve her ay on binlerce satılacağı da bilinir, çoğu kez de yerindedir bu öngörü. Derginin her sayısında alınan yüzlerce ilan da neredeyse milyonlarca lira yaratır ve asıl amaç da budur.
Tepeden tırnağa burada hazırlanan, dergici olarak niteleyebileceğimiz ekiplerin nitelikli çalışmasıyla yayımlanan dergiler de var elbette, yoksa dergicilikten söz edilemezdi. Atlas dergisi sözgelimi, benim de örnek gösterdiğim ve bir dergici olarak örnek aldığım dergilerin başlarında geliyor. Bir medya holdinginin sahipliğinde, ama bütün bütüne özgün bir gezi dergisi Atlas, bana kalırsa, bir kültür dergisi. Öte yandan kendisini, hayatın karmaşıklığı içinden çıkardığı olumlu yanları üstüne kuran dergilerle edebiyat dergilerini ayrı tutmaksa, nedense pek göz önünde tutulmaz. 

Edebiyat dergisinin farkı
Bir gezi dergisiyle bir edebiyat dergisini aynı terazide tartabilir misiniz? Biri gerçek hayatın ilk bakışta görünmeyen yanlarını keşfedip okurlarına sunmayı amaçlarken, öbürü yaratıcılığı da işin içine katar. Edebiyat dergisinin yayımladığı öykülerin ve şiirlerin yerine başka bir şey geçebilir mi? Sözgelimi bir resim sanatı dergisi bile resmin kendisini değil, ancak fotografik görüntüsünü yayımlayabilir ve resim sanatının gerçek ürünlerini sayfalarında yansıtamaz. Sanatsal olanla gerçek anlamda örtüşen tek yayıncılık etkinliği edebiyat dergiciliğidir; çünkü orada dergi, sözcüklerle yaratılan edebiyat neyse, onu sözcüklerle bütün bütüne, aynıyla yansıtabilir. Demek ki bir başka basamakta durur edebiyat dergisi.
Gelin görün ki, edebiyat dergiciliğinin öteden beri içinden çıkamadığı çemberi de bu doğası oluşturuyor. Değil mi ki derginin yönetiminden bağımsız oluşan yaratıcı bir dünya vardır, onu yansıtmak dergi çalışmasının belkemiğini oluşturur ve yayımladığınız dergi, dışarıda oluşan o yaratıcılığın aldığı biçimlere bağlanır. Dolayısıyla yenilikçi örneklerin çıkmaması, yazılanların birbirini yineleyerek birörnek bir edebiyatın üretilmesi, verili edebiyatın durağanlığı, onlara bağlanan derginin de sürekli aynılaşmasına, kendini yenileyememesine, zaman içinde okurunun da, etkinliğinin de azalmasına ve sonunda dayanamayacak duruma gelmesine neden olur. Ne yazık ki sürekli aynı öğütücülükte dönen bir çarktır bu.
Bu kısır döngüyü kırmak için edebiyat dergisini de bir dergi olarak almak gerekir. Bu ne demektir? Yalnızca kendisine gelen öykü, şiir gibi yaratıcılık ürünlerine ve hep aynı konulara ve kalıplara mahkûm olmadan, derginin kendisini kendisinin yaratmasıdır. Demek ki her sayının önceden tasarlanıp o sayı için yaratılması, büyük bölümünün bu hazırlığın ürünü olması, her sayının yeni baştan üretilmesini sağlar.
Atlas dergisinin yabancı bir derginin lisansını almak yerine kendi özgün üretimiyle kendini yaratması övgüye değerse, bir edebiyat dergisine yapılacak övgünün düzeyi neredeyse ölçülemez olacaktır? Buradaki özgünlük, üstelik yaratıcılığın içinden geçerek katlanırken benzersiz bir nitelik kazanır. Yazınsal (sanatsal) değer elbette ölçülmezdir, bunu vurgulayabiliriz, ama dergiden söz ediyorsak, orada kullanım değerinin ne denli öne çıktığını da biliyoruz. Kitapla karşılaştırılamayacak kadar. 

Derginin güçlükleri ve kazandırdıkları
Kitaba göre, derginin bazı özellikleri olumsuz etkilerde bulunurken, bazı özellikleri de olumlu etkiler. Periyodik bir yayın oluşu, dolayısıyla dergiyi belli aralarla sürekli satın alan okurlarının varlığı, derginin fiyatının adamakıllı aşağı çekilmesini gerektirir. Sözgelimi aynı teknik özelliklere ve sayfa sayısına sahip bir kitabın neredeyse iki üç kat altında bir fiyata satılmak, derginin kötü yazgısı gibidir. Bu da derginin maliyetinin bile karşılanamamasına neden olur. Sonunda, popüler, dolayısıyla on binlerce satılan bir dergiden söz etmiyoruz ki, bu maliyet yükü satışlarla karşılanabilsin.
Öte yandan, derginin her sayısının belli sayıda satılmasının nedeni de o periyodudur. Yeni yayımlanan bir kitap belki birkaç yüz satılacakken, derginin daha yüksek satış sayısını sürekli koruması, yakın gelecek planlarının baştan bilinen verilere gore yapılabilmesini sağlar.
Bir derginin hedef kitlesi, dolayısıyla satış sayısı oldukça kararlıdır. Değişmesi kolay değildir. Her dergi kendisine göre bir okur çevresi yaratır ve âdeta kendi sınırlarını çizer. O sınırları genişletmekse, adamakıllı çetin bir savaş vermeyi gerektirir. Meslekten dergiciler bilir: Bir derginin satışı düşmeye başlamışsa, onu kurtarmak neredeyse olanaksızdır; oysa uzun süre aynı düzeyde seyreden satış sayılarını yukarı çıkarma şansı her zaman vardır. Gelgelelim, edebiyat dergisinden söz ediyoruz, okunma oranı en düşük yayından. Son yıllarda gitgide artan okuma oranları içinde edebiyat kitaplarının aslan payını aldığı da görülüyor, ama o paydan edebiyat dergilerinin pek bir şey tırtıklayamadığı da apaçık. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı “Türkiye’nin Okuma Kültürü Haritası” anketinde sürekli kitap okuyanların oranı 17,8 çıkmış, dergi okuyanlar da bu oranın içinde. Dergi okuyanların oranını ayrıca saptamaksa, neredeyse olanaksız.
Demek ki edebiyat dergisini de –eğer özel bir ilgi alanı için yayımlanmıyor da, daha çok okura ulaşmayı hedefliyorsa–, daha başka biçimde tasarlamak gerekiyor. Dedim ya, yalnızca yaratıcı yazarlardan gelenlerle yetinmeyen, büyük bölümünü her sayı için önceden tasarlayıp sonra gerçekleştiren, edebiyatın durağan gündemine çoğunluğun düşünmediği sorunları getiren, dolayısıyla şu ya da bu ölçüde her zaman tartışılan, canlı, dinamik, dolayısıyla aktüel, bunları yapmak için daha genç tavırlı, alışılmış olanın dışına çıkma cüretini gösterebilen bir dergi.
Belki pek çok kişi aynılarını düşünüyor, ama eski anlayışlar ve kalıplar içinde bunları yapmanın olanaksızlığını da bilerek. Edebiyat dergisi, bilinen kısıtları aşmak, okurlarını sürekli çoğaltmak, dolayısıyla ömrünü uzun tutmak istiyorsa, kendisini önce bir dergi olarak görmek zorunda. Yani yayıncılık sektörünün doğal bir parçası olmakla yetinmeyip, dergiciliğin (dergicilik sektörünün) de doğal bir parçası olmaya çalışarak. Kendini bilim, tarih, bilişim, kadın ya da özel herhangi bir alanda yayımlanan dergilerin bütününün oluşturduğu dergicilik dünyasında ötekiler gibi bir dergi olarak düşünmek, buna göre davranmayı da gerektirir. İçeriğini yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi kurgulamanın yanı sıra, tasarımını ve kendisini sunuş biçimini yeniden kurgulamak da bunun çıkış noktasında duruyor. Notos’u hep öteki dergiler arasında, onlardan biri gibi algılanacak bir edebiyat dergisi olarak düşünmüştüm. Ya bunu başaracaktı Notos, ya da pek çok edebiyat dergisi gibi, ömrü kısa olacaktı. Herhangi bir dergiyi, sözgelimi bir kadın dergisini alan okur, aynı zamanda Notos’u da almaya yatkınlık göstermeli, Notos da bu yatkınlığa doğru dürüst karşılık verebilmeliydi.
Bunu yapabilme yatkınlığı ve etkinliği arttıkça, sözgelimi Atlas dergisinin olumlu özelliklerini hemen aklına getirip öne çıkaran gazeteciler, edebiyat dergisini de atlamadan anmaya başlayacak, en azından göz önünde tutacaktır. Bazı popüler dergiler birkaç bin satılırken bile kayda değer görülürken, birkaç bin satılan edebiyat dergisinin dergiler arasında düşünülmemesini olanaksızlaştırmak, ciddi bir amaçtır. Birkaç bin satılan bir edebiyat dergisinin günlük hayatımızdaki nitelikel ağırlığı, birkaç bin satılan bir popüler dergininkinden on kat daha çoktur.

notoskitap.blogspot.com