Edebiyatı 'çevirdik'...

Edebiyatı 'çevirdik'...
Edebiyatı 'çevirdik'...

Elif Şafak FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Son dönem Türkiye edebiyatından yapılan çevirilere bakınca klasiklerin, yeni yazarların, romancıların, antolojilerde bile olsa şair ve öykücülerin çevrilebildiğini görüyoruz
Haber: MÜGE SÖKMEN / Arşivi

Yakın dönemlere kadar, özellikle Batılı yayıncılara Türkiye ’den edebiyat eserleri önerdiğimizde, ‘egzotik yapıt’ kotasıyla karşılaşıyorduk: ‘yeterince Türk değil’, ‘fazla modern’ gibi gerekçelerle geri çevriliyor; tekil bir eser olarak ele alınmıyordu kitaplar. Yazarlar diğer ‘çevre ülke’dekiler gibi ülkenin resmi sözcüsü ya da muhalefet lideri muamelesi görüyor, edebi ölçütler merkezde durduğu için kimliksiz zannedilen ‘Batılı’yazarlara ayrılıyordu. Gerçi 1989’da ‘duvarın yıkılması’na kadar süren evrenselci dayanışma sayesinde Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi yazarlar çeşitli dillere çevrilmişti. Ama bu bağları yeniden kurmak kolay değildi.
Yayıncılar okuyamadıkları dillerden nasıl kitap seçtikleri sorusuna benzer yanıtlar veriyor. ‘Aslolan edebi kriterlerdir’, deseler de birbirlerinin listesine baktıklarını, Batı dillerinden birine çevrilen kitabın başka dillere çevrilme şansının arttığını söylüyorlar. Neyse ki adeta yazar ajansı gibi davranan edebiyatsever çevirmenlerin seçimlerde payı büyük. Türkçe edebiyatın pek tanınmadığı, az ama öz Türkçe çevirmen bulunan Kore, Hollanda, Rusya gibi ülkelerde çevirmenler önemli yapıtların çevrilmesine önayak oluyorlar. Almanca, Fransızca, İngilizce çevirilerin yolu da nice çevirmenin gönüllü çalışmalarıyla açıldı. Yayıncı ve yazar ajansları fuar, sempozyum gibi ortamlarda kitap seçicilerle doğrudan konuşma imkanı buldukça çevrilen kitapların çeşit ve kalitesinin de çok arttığını görüyoruz.
Orhan Pamuk’un Nobel kazanması, kitaplarının çoğu dünya diline çevrilmesi; AB müzakereleri yüzünden ilgilerin Türkiye’ye çevrilmesi ve 2008 Franfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin Konuk Ülke olması çeviri artışında büyük rol oynadı. Frankfurt uluslararası bir fuar olduğu için Konuk Ülke programı sırasında sadece Almanya’da değil, İngiltere dahil çeşitli ülkelerde Türkçe edebiyatın şaşırtıcı zenginliği üzerine yazılar yayımlandı. 2008’de Almancaya Türkçeden yetmişi aşkın kitap çevrildi. TEDA çeviri ve yayım destek projesi de yabancı yayıncıları çok teşvik etti; 2005-10 arasında 585 Türkçe eser TEDA desteğiyle çevrildi.
Çeviri konusunda zayıf olan Anglosakson dünyasında, Saliha Paker ve Melike Yılmaz’ın araştırmasına göre 1989-2006 yılları arasında Türkçeden sadece 71 kitap çevrilmiş. TEDA listesine gore 2005-10 arasında sayı artarak ABD’de 41, İngiltere’de 15, toplam 56 kitaba çıkmış. Bu listeye Cevat Çapan, Bejan Matur kitapları gibi TEDA yardımı almadan basılanlar da eklenmeli. 

Ağaoğlu’ndan Tohumcu’ya...
Çoğu yayıncı bugün şiir ve öykü basmak istemiyor; kolay ‘pazarlayabilmek’ için ‘yaşayan yazar’ ve ‘roman’ yeğliyor. Ancak son dönem Türkiye edebiyatından yapılan çevirilere bakınca hem klasiklerin hem yeni yazarların, hem romancıların hem de antolojilerde bile olsa şair ve öykücülerin çevrilebildiğini görüyoruz.
Almanca bilenler bugün Adalet Ağaoğlu, Aslı Erdoğan, Ayfer Tunç, Elif Şafak, Faruk Duman, Hasan Ali Toptaş, İhsan Oktay Anar, İnci Aral, Latife Tekin, Leyla Erbil, Mario Levi, Murat Gülsoy, Murat Uyurkulak, Murathan Mungan, Müge İplikçi, Oya Baydar, Perihan Mağden, Sema Kaygusuz, Şebnem İşigüzel, Tahsin Yücel, Türker Armaner, Yaşar Kemal gibi verimlerini sürdüren nice yazarın yanı sıra Halit Ziya Uşaklıgil, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Peyami Safa, Reşat Nuri Güntekin, Sabahattin Ali, Sevgi Soysal, Vüs’at O. Bener, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yusuf Atılgan gibi ‘klasik’ yazarların ve Ahmed Arif, Behçet Necatigil, Cahit Külebi, Enis Batur, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Gülten Akın, Hilmi Yavuz, Hulki Aktunç, Ülkü Tamer dahil pek çok önemli şairin eserlerini kısmen de olsa okuyabiliyor...
Klasiklerimiz gecikerek de olsa yeni dillere çevrilmeye devam ediyor. Halide Edip’in ‘Sinekli Bakkal’ı Almanya’dan sonra 2010’da İtalya’da basılmış. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’u 2008 ABD baskısından sonra Çincede ve 2011’de Arapça çıkmış, Rusça çıkacak; ‘Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ 2008’de Almanya, 2009’da Arnavutluk ve Hollanda, 2010’da Sırbistan’da okurlara ulaşmış, Arapça çıkacak. Oğuz Atay Almancada ‘Bir Bilimadamının Romanı’, Hollanda’da ‘Tutunamayanlar’, Fransa ve İtalya’da ise ‘Korkuyu Beklerken’le kitaplıklara girmiş. Bilge Karasu’nun 90’lı yıllarda başlayan çeviri yolculuğu, ‘Gece’, ‘Göçmüş Kediler Bahçesi’, ‘Troya’da Ölüm Vardı’ gibi kitaplarına yeni kitaplar, Almanca, Fransızca, İngilizce, Yunanca gibi dillere İspanyolca, Rusça, Ukraynaca gibi yeni diller eklenerek devam ediyor. 

Liste uzuyor
Yeni kitaplar ise artık fazla gecikmeden çevriliyor. Arapça bilenler mesela Aslı Tohumcu, Engin Geçtan, Mine Söğüt, Müge İplikçi’yi; Bulgarca bilenler İpek Çalışlar, Liz Behamoras, Mine Kırıkkanat, Tahsin Yücel’i; Fransızca bilenler Hasan Ali Toptaş, Murathan Mungan, Sema Kaygusuz’u; Portekizce bilenler Gül İrepoğlu, Reha Çamuroğlu, Tuna Kiremitçi’yi okuyabilecek. Liste sayılamayacak kadar uzun.
Yurtdışındaki üniversitelerde ders veren akademisyenler dışında Türkçe üretilmiş edebiyat dışı yapıtları yayımlatmak ise daha zor. Bir Batı üniversitesinin formatına gore düzenlenmediğinde, ‘fikir’ üretimine eşit düzeyde katkı yapma arzusu adı konmamış bir siyasi direnç yaratıyor. Mesela Nurdan Gürbilek’in deneme derlemesinin İngilizce yayımı sırasında, çeviriden kapağa, kitabın nasıl sunulacağına kadar çok çeşitli tartışmalar yaşamak zorunda kaldık; örtük sansürlerin, kotaların yayıncıların zihinlerinde nasıl işlediğine tanık olduk…