Edinburgh Kitap Fuarı

Edinburgh Kitap Fuarı
Edinburgh Kitap Fuarı
Edinburgh Kitap Fuarı gitgide büyüyen bir festival. Bu yıl Colm Toibin, Ian Rankin, Jo Nesbo, Alexander McCall Smith, Neil Gaiman gibi enfes isimlerin yer aldığı ve onların katıldığı panellerden elde edilen ciddi bir gelir var

Bir fuarın/festivalin büyüklüğünü ne belirler? Bütçesi. Bu bütçe neye bağlıdır? Katılımın yoğunluğuna. Katılım neye bağlıdır? Getirebildiğiniz yazarlara, düzenlediğiniz panel ve seminerlere. Uluslararası kitap fuarları sadece yerel yazarlardan, yerel okuyucudan beslenmez, eğer durum buysa festivalin/fuarın ‘uluslararası’ boyutu göstermelik demektir. Bunları hangi değerlendirmeleri kullandığımı bilin diye yazıyorum. Yukarıda saydıklarım çerçevesinde bakıldığında 13 Ağustos’ta başlayan ve 29’una kadar sürecek olan Edinburgh Kitap Fuarı her geçen yıl büyüyen bir festival. Bu yıl harika bir bütçeleri, bu bütçe doğrultusunda gelmeye ikna edilen (yazar ağırlamak ucuz bir değildir), aralarında Colm Toibin, Ian Rankin, Jo Nesbo, Alexander McCall Smith, Neil Gaiman, John Byrne, Michael Ondaatje ve Simon Baron-Cohen’in yer aldığı enfes isimler ve festivalin internet sitesindeki ‘tükendi’ ibarelerine bakılacak olursa o isimlerin katıldıkları panellerden/seminerlerden/yaratıcı yazarlık atölyelerinden elde edilen ciddi bir gelir var. (Ne yazık ki vizem olmadığı için bu yıl bilgisayarımın başından yazıyorum, yoksa kim Ahdaf Soueif, Hisham Matar, Allan Little sohbetini kaçırmak ister ki?) Ayrıca, yayınevine sunacağınız kitap taslağı nasıl olmalı veya menajer nasıl bulunur gibi başlıklar altında endüstrinin mutfağına yönelik çeşitli toplantılar düzenleniyor. Katılımsa Avrupa ’nın her yerinden. 

Newton İlk Kitap Ödülü
Festivalin bir dikkat çekici özelliği daha var: Newton İlk Kitap Ödülü. Adından anlaşılacağı üzere ilk kitabı yayımlanmış yazarlar ve eserleri ödüle aday gösteriliyor. (Kitap İngilizce yazılmış veya sonradan çevrilmiş olabilir). Kazanan yazar, diğer edebiyat ödüllerinin aksine okuyucular tarafından belirleniyor. Favori isimler şöyle:
Mary Horlock, Book of Lies (Yalanlar Kitabı): “Tarih genellikle tartışılmaz gerçeklerden oluşuyormuş gibi sunulur. Oysa her anlatılanın, bir anlatıcısı vardır ve anlatıcının olduğu yerde yorumdan kaçılamaz. Mary Hoclock’un kitabının temelinde de gerçeği tespit etmenin zorluğu yatıyor. Guernsey’de geçen roman 15 yaşındaki Catherine’in yaşadıklarıyla amcası Charlie’nin yirmi yıl önce yaşadıkları arasında gidip geliyor ve iki hikâyenin özünde de ihanet var.” (Independent.)
Juan Pablo Villalobos, Fiesta en la Madriguera (Yuvada Şenlik): Meksika’da uyuşturucu ticaretinin hayatı her yönden etkilemeye başlamasıyla beraber narcoliteratura - uyuşturucu edebiyatı diye bir şey türedi. Juan Villoro gibi gazeteciler bu durumu ‘uyuşturucu tacirlerinin edebiyattaki diktatörlüğü’ olarak niteliyor çünkü yazılan 10 eserden 8’i öyle ya da böyle uyuşturucu ticaretiyle bağlantılı. Villalobos’un kitabı da bu edebiyatın bir parçası ama çok farklı bir örnek. 67 sayfalık bu incecik kitapta güney Amerika edebiyatının sevilesi ne özelliği varsa –alaycılık, dile döküşteki zeka, yaratıcı, absürd bir konu vb- var. Kitabın anlatıcısı Totchli (tavşan), Meksikalı uyuşturucu babalarından birinin oğlu, bir madriguerada, yani uyuşturucu yuvasında yaşıyor ve ‘erkek adam’ olması gerektiğine inandığından, kucağında oyuncak ayıyla değil sözlükle dolaşan bir velet, kimsenin bilmediği kelimeler kullanmaya bayılıyor. Haliyle çocuğun bir dediği iki edilmiyor, bir giyotini bile var. Ve bir gün hipopotam isteyeceği tutuyor. (Kitabın İngilizce adı ‘Alice Harikalar Diyarı’ndan esinlenilerek ‘Tavşan Deliğinden İçeri’ konmuş.)
David Whitehouse, Bed (Yatak): Aynı zamanda The Guardian’ın Not The Booker Prize /Booker Ödülü Olmayan Ödül’üne aday. 25’ine bastığında bir daha asla yataktan çıkmamaya karar veren Mal’in hikâyesi. Ismarladım, henüz elime geçmedi, ama hakkındaki eleştiriler yılın iddialı kitaplarından olduğunu gösteriyor. (Villalobos’la ortak bir panelleri var 15 Ağustos’ta. Keşke…) 

İçinde bir boşluk var
Neel Mukherjee, Past Continuus (Şimdiki Zamanın Hikâyesi): Ritwik Ghosh için ‘uzak’ olmak demek doğup büyüdüğü Kalküta’dan ayrı olmak demek. Ama annesinin dayaklarından kurtulup akademik hayata atılmak bile onu tatmin etmiyor. İçinde bir boşluk var. Oxford’a geldiğinde “İngilizlerin konuştuğu İngilizceyi” anlamadığını fark edip paniğe kapılıyor. Ritwik, İngiltere’yi yanlış anlıyor ve İngiltere de onu. Sonu umumi tuvaletler ve tanımadığı erkeklerle yaşanan duygusuz sevişmeler oluyor. Artık ister bir Arap şeyhi, ister yoksul bir Hintli, kim olmak isterse o olabilir. Kitabın bir diğer adı da A Life Apart. (The Times)