Emanetî aşitiyê be ne!'

Emanetî aşitiyê be ne!'
Emanetî aşitiyê be ne!'
Hasan Cemal'in, keskin gözlemleri, can alıcı ayrıntıları ve perspektifli bakışıyla kaleme aldığı 'Barışa Emanet Olun', Türkiye'nin en büyük sorununun çözümü için zihinlerin açılmasına önemli bir katkı sağlamaya aday görünüyor
Haber: CEVDET AŞKIN / Arşivi

Hasan Cemal, Cengiz Çandar ile birlikte CNN Türk’teki Tecrübe Konuşuyor programının ilkini Diyarbakır’daki Kervansaray Oteli’nin avlusunda tamamladıklarında yanlarına beyaz yemenili, beyaz entarili yaşlı bir kadın geliyor. Hayriye Ana. Dört oğlunu dağda yitirmiş. Hasan Cemal’e sarılıyor ve Kürtçe bir şeyler söylüyor: “Emanetî aşitiyê be ne!” Çevirisi çevredekilere kalıyor: “Barışa emanet olun!”
Acılı annenin sözleri ise orada kalmıyor, Everest Yayınları’ndan iki yıl sonra geçen ekimde çıkan kitabına isim oluyor. Hasan Cemal, “Silahlar nasıl susar?” sorusuna yanıt aradığı 342 sayfada Cumhuriyet kadar eski sorunun sonucu olan son 27 yıllık çatışma döneminin insanların hayatlarında ve ruhlarında bıraktığı derin izleri yansıtarak okuyucuyu ‘çarpıyor’. Bunu neden yaptığını da şöyle anlatıyor: “Sorunların ipuçları bu insan hikâyelerinde saklı. Kürt sorunu nedir, PKK neyin ürünüdür, silahlı güçler dağdan nasıl iner? Yanıtlar bu yaşanmışlıklarda gizlidir. Bunlarda acı vardır, hüzün vardır. Bunları dinlemeden, biraz öğrenmeden veya yüreğinde hissetmeye çalışmadan sorunu anlayamazsın.”
İnsanı boyuta dikkat çekmek için, Kandil’e iki kez gidişi de dahil olmak üzere kendi tanıklıklarının yanı sıra Bejan Matur’un ‘Dağın Ardına Bakmak’ isimli kitabından, Orhan Miroğlu’nun yazılarından, Neşe Düzel’in Pazartesi Konuşmaları’ndan ve Rojin C. Akın ile Funda Danışman’ın ‘Bildiğin Gibi Değil’ isimli kitabından da alıntılar yapıyor. Sorunun siyasal boyutuyla irdelenmesinde ise yine kendi yazı ve kitaplarının yanı sıra Cengiz Çandar’ın “PKK Nasıl Silah Bırakır?” raporuna, Hüseyin Yayman’ın ‘Kürt Sorunu Hafızası’na ve Bakın Oran’ın ‘Türkiyeli Kürtler Üzerine Yazılar’na başvuruyor. 

Oslo görüşmeleri
“Kürt meselesini Türkler ne kadar biliyor? En okumuşundan en cahiline kadar Türkler, Kürt sorunu deyince ne anlıyor? Bence Kürt sorununu bilen ve yüreğinde hisseden Türkler bu ülkede hâlâ küçük bir azınlığı oluşturuyor. Büyük çoğunluk bilmediği ve hissetmediği için de Türkiye ’yi kanatan bu sorunda çözüm için gereken ağırlığı yaratamıyorlar” diyen Hasan Cemal, kitap boyunca başka ülke deneyimlerini de anlatarak büyük çoğunluğun zihinlerinde eksikliğini gördüğü farkındalığı yaratmaya çalışıyor. Kitabın sonuna da hâlâ anlamayan kaldıysa bari böyle ezberi bozulsun gibilerden ikisi de internete düşen ve kamuoyunu sarsan ses kayıtlarının deşifrelerini koyuyor: Biri devlet ile PKK arasında yapılan Oslo görüşmeleri, diğeri eski Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner’in samimi itirafları.
Kürt sorunuyla çok uzun zamandır ilgilenen Hasan Cemal, çözüme ilişkin fikirlerinin değiştiğini bu kitabında kabul ediyor. Bu değişimin ‘Kürt realitesi’yle ‘PKK realitesi’nin giderek iç içe geçmesinde düğümlendiğini söyleyen Hasan Cemal, Başbakan Erdoğan’ın şimşeklerini de muhtemelen bu nedenle üstüne çekiyor. Ankara ’nın Kürt sorunuyla PKK’yı birbirinden ayıran, birinciyi kısmi adımlarla çözüm yoluna sokmayı ikinciyi ise askeri yöntemle etkisiz hale getirmeyi temel alan çizgisinin kökten eleştirisine karşılık gelen bu fikirsel dönüşüm, PKK tepe yöneticisi Murat Karayılan’la iki yıl arayla Kandil’de iki söyleşi yapmaktan çok daha büyük bir ‘suç’ oluşturuyor.
Hasan Cemal, yaz ortalarından beri Türkiye’yi şiddet sarmalına sokan sürecin şifresini çözecek kritik soruyu ise kitabının sonuna saklıyor: “Yoksa devlet PKK’ye elinin ne kadar ağır olduğunu gösterdikten sonra mı masaya oturmak istiyor? Ya da PKK devletin canını fena halde acıtabileceğini gösterdikten sonra mı masaya dönme niyetinde?”
PKK’nın kış üslenmesi ve muhtemelen Barzani ile Talabani’nin Ankara ile Kandil arasında arabuluculuk sürecine soyunmasının da etkisiyle hemen hemen hiç saldırı düzenlemediği son iki ayda Ankara’nın askeri ve siyasi taarruzuna devam etmesi ve aldığı sonuçlar sorunun birinci kısmına, 19 Ekim’de örgütün düzenlediği Çukurca saldırısı ise sorunun ikinci kısmına karşılık geliyor.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın 21 Aralık gecesi Meclis kürsüsünde Kürtlerin bütün anayasal haklarının verileceğini söylemesi son iki ayda “devletin elinin ne kadar ağır olduğunu göstermesi”nin sonucu değilse nedir?
Hasan Cemal’in, keskin gözlemleri, can alıcı ayrıntıları ve perspektifli bakışıyla kaleme aldığı bu kitap, Türkiye’nin en büyük sorununun çözümü için zihinlerin açılmasına önemli bir katkı sağlamaya aday görünüyor.


BARIŞA EMANET OLUN
Kürt Sorununa Yeni Bir Bakış
Hasan Cemal
Everest Yayınları
2011, 376 sayfa, 20 TL.