Emlak demokrasisinin krizi

Emlak demokrasisinin krizi
Emlak demokrasisinin krizi

Niall Ferguson

Nasıl oldu da paranın büyük kısmının görünmez olup bilgisayar ekranlarındaki rakamlara dönüştüğü bir dünyada yaşamaya başladık? Para nereden geldi? Ve nereye kayboldu? Niall Ferguson'un 'Paranın Yükselişi' kitabının teorik ana sorunu bu
Haber: YÜCEL KAYIRAN / Arşivi

“Para tam olarak nedir? İspanyol fatihlerin zannettiği gibi gümüşten bir dağ mıdır? Ya da salt kil tebletler ve basılı kâğıtlar yeterli midir parayı açıklamaya? Nasıl oldu da paranın büyük kısmının görünmez olup bilgisayar ekranlarındaki rakamlara dönüştüğü bir dünyada yaşamaya başladık? Para nereden geldi? Ve nereye kayboldu?” Yazarının sözleriyle, ‘Paranın Yükselişi’nin teorik ana sorunu bu. Bununla birlikte, kitabın, pratik bir soruna yanıt olması amacıyla yazıldığını da belirtmek gerekir. Niall Ferguson, “2007 yılında yapılan bir araştırmaya göre uygulanan yüksek faiz oranlarına rağmen her on Amerikalı’dan dördünün en çok kullandığı kredi kartının aylık bakiyesinin tamamını” ödeyemediğini, yüzde 29’nun “kredi kartlarının faiz oranları hakkında bir fikri olmadığını” belirtmektedir. Bu netice, kredi kartları konusunda, sanırım Türkiye ’deki durumun da bir özeti niteliğinde.
Ferguson’a göre, bugünün en önemli pedagojik sorunu da bu noktada ortaya çıkmaktadır: “Bireylerden kendi gelir giderlerini idare etme sorumluluğunu almalarını, ev sahibi olmalarını ve emeklilikleri için ne kadar tasarruf yapıp, sağlık sigortası alıp almamaya karar vermelerini bekleyen bir toplum, bireylerini akıllı finansal kararlar veremeyecek derecede donanımsız” bırakmaktadır. Ferguson’a göre, bu sorunu aşmak için yapılması gereken ilk adım, modern finansal kurumların ve terminolojinin karmaşıklığının nereden geldiğine bakmaktır.
Bu kitap şu bölümlerden ve bu bölümlerde tartışılan şu sorunlardan oluşmaktadır: “Kitabın ilk bölümü paranın ve kredinin yükselişini tekit eder, ikinci kısım tahvil piyasasını, üçüncüsü ise hisse senedi borsalarını ele alır. Dördüncü kısım sigortanın hikayesini anlatırken, beşinci kısım emlak piyasasını inceler ve altıncı kısımda uluslararası finansın iniş çıkışları üzerinde durulur. Her zaman metalden kâğıda mı dönüştü? Uzun vadeli faiz oranları belirleyerek tahvil piyasasının dünyayı yönettiği doğru mu? Merkez bankalarının borsalardaki şişme ve sönmelerde oynadıkları rol ne? Neden sigorta riskten korunmanın en iyi yolu olmak zorunda değil? İnsanlar gayrimenkule yatırımın faydalarını abartıyorlar mı? Küresel finansal istikrar, Çin ve Amerika’nın ekonomik olarak karşılıklı bağımlı hale gelmeleri ile tesis edilebilir mi yoksa bu tamamen bir hayal midir?” 

‘Mülkiyete dayalı demokrasi’
Temelde tartışılan ise, Amerika’daki finansal kriz ve Çin’deki büyüme. Ferguson, Çin’in 2040 civarında Birleşik Devletler’i geçebileceği öngörülürken, yapılan son tahminlerin, bu tarihi 2027’ye çektiğini dile getirmektedir. Ferguson, bu çerçevede, Çin’in, bugün Amerika’nın nasıl bankeri durumuna geldiğini de irdelemektedir.
Kitabın en önemli ve dikkat çeken kavramı ise, “mülkiyete dayalı demokrasi” kavramı olsa gerek. Ferguson, Birleşik Devletler ile Britanya’da, “nüfusun yüzde 65’iyle yüzde 83’ü aralığında bir çoğunluğunun, kendi evinde” yaşadığını, dolayısıyla “dünyanın ilk mülkiyete dayalı” demokrasisinin ortaya çıktığını söylenmekte ve bunun da “İngilizce konuşulan ülkelerdeki emlak tutkusu bir siyasal deney”den kaynaklandığını ileri sürmektedir. Bunda, komünizm korkusunun herhangi bir rolü olmamış mıdır acaba? Birleşik Devletler’de yaşanan finansal kriz, emlak mülkiyetine dayalı bu demokrasi için ne anlama gelmektedir?
‘Paranın Yükselişi’ne bir tarihçinin kitabı veya bir tarih kitabı demek ne kadar olanaklı?
Tarihsel gerçekliğin bağlamından sökülerek, tematik bağlama taşınmakta, böylece söz konusu tarihsel olay kendi tarihsel zamanından bağımsızlaştırılarak, tematik olanla kurulmuş kurgusal zaman içine yerleştirilmektedir. Başka bir deyişle, tarihin belli bir noktasında gerçekleşen belli bir olay, o olaya neden olan olayla, neden-sonuç bağlantısından çıkarılarak, başka bir tarihsel zamanda vuku bulan bir olayla, tarihsel bakımdan ilgisi olmayan, ancak tema bakımından ilgili bir olayla neden-sonuç ilişkisi içine sokulmaktadır. Buna, bir disiplin olarak tarihin, sınıf mücadelelerinin tarihi olduğu bağlamdan, tarihin, değişik konumların birbiriyle ilişkili olduğunu gösteren bağlamına geçmesi anlamında Marks’ın tarih anlatıcılığı tezinden Hegel’in tarih anlatıcılığı tezine geri dönüş diyeceğim ama durum tam olarak öyle değil. Ferguson, tarihi anlatmıyor veya tarihi irdelemiyor, bugünün dünyasına ait tematik bir durumu ve o durumun kökenlerini anlatırken tarihten örnekler veriyor. Örneğin, ‘faiz’ meselesinin gelişimini anlatırken, faizin, Hıristiyanlıkta günah olduğunu, Yahudilerde de günah olması gerektiğini fakat Eski Ahit’in Tesniye kısmında yer alan “Yabancıya faiz karşılığı borç verebilirsin ama kardeşine faiz karşılığı borç veremezsin” sözüne değindikten sonra, faizin tarihsel gelişiminden değil, Shakespare’in Venedik Taciri üzerinden anlatmaktadır. 

Finans tarihinin oyunları
Ferguson, kitabın “Teşekkür” bölümünde “başından beri, kitabın yanı sıra bir televizyon programı için düşündüğünü” belirtiyor. Kitap ABD’de PBS, Britanya’da Channel 4 kanallarında belgesel olarak televizyona uyarlanmış. Dolayısıyla Ferguson, derinlemesine değil, genel bir ortalamaya seslenmektedir. Bu ortalamayla, küresel bir ortalama hedeflendiğini de söylemek gerekir her ne kadar, Ferguson’un zihninde ayrıcalıklı bir ‘Batı Uygarlığı’ fikri olsa da, örnekleri ile irdelemelerini bu Batı uygarlığı zemininden verse de. Bu özelliği, üslubunda da bulmak mümkün. Ferguson, bir tarihçi olarak değil, herkese ulaşmak isteyen, finans tarihinin olaylarını ve oyunlarını bilen bir televizyon programcısı, bir fikir önderi, sanki geleceğin bir bileni, bir siyasetçisi gibi konuşmaktadır.
Komünizm-korkusu-sonrası liberal Batı dünyasının ‘harika çocuğu’ olarak algılanan Ferguson, televizyon programının jeneriğinde ‘süpermen’ logosuyla yer alıyor. “Dünyanın Finansal Tarihi” alt başlığını taşıyan bu kitapta, “Sömürgeler Borç Kanunu”, “Sömürgeler Menkul Kıymetler Kanunu” gibi belge adları dışında bir kez olsun ‘sömürü’ kavramı yer almıyor.
Ferguson, kitabı best seller olan, sanırım ilk tarihçi. Uluslararası üne kavuşmuş, kuşağının en önemli Britanyalı tarihçilerinden sayılıyor. Oxfrd üniversitesinden mezun. Hamburg ve Berlin’den sonra Cambridge Üniversitesinde araştırmacı olarak çalıştıktan sonra tekrar Oxford’a dönmüş ve 2000 yılında, otuzaltı yaşında profesör olmuş; bugün Harvard’da tarih bölümünde çalışıyor.
Ferguson’un ilk kitabı Alman ekonomi tarihini anlatan ‘Paper and Iron’ (Kağıt ve Demir). Ferguson uluslararası üne, ‘The Pity of War: Explaining Word War One’ (Savaşın Utancı: Birinci Dünya Savaşını Açıklamak) kitabıyla ulaşmış. Geçen yıl Türkçeye de tercüme edilen ‘İmparatorluk’ adlı kitabı ABD’de best seller olmuş. ‘The War of the Word’ (Dünya Savaşı) ile ‘Civilization: The West and the Rest’ (Uygarlık: Batı ve Geri Kalanlar), Ferguson’un diğer önemli kitapları gibi gözüküyor. YKY’nin bu iki kitabı da programına almasını bekleriz. Burada, Ferguson’un, dünya bankacısı Rotschild ailesi ile Siegmund Warburg hakkında yazdığı kitaplarla birlikte, Kissinger kitabı üzerinde çalıştığının duyurulduğunu da belirtmek gerek.
Ferguson’un, David Cameron’un arkadaşı olduğu, yaşadığı ‘yasak aşk’ nedeniyle siyasi geleceğinin tehlikeye girdiği söylense de, önümüzdeki yıllarda, Batı siyasetinin önemli öznelerinden bir olarak karşımıza çıkacak. Muhafazakarlık da ilerler çünkü.

Paranın Yükselİşİ
Niall Ferguson
Çeviren: Barış Pala
Yapı Kredi Yayınları
2011, 317 sayfa, 26 TL.