Emzirme savaşı!

Emzirme savaşı!
Emzirme savaşı!
'Emzirme Sanatı', mücadele gerektiren ve karmaşık bir işlem olarak sunulan emzirmeyi anlaşılır hale getiriyor
Haber: GÜLÜŞ TÜRKMEN / Arşivi

Öncelikle ilk çocuğunu 12, diğerini 13 ay emzirmiş bir anne ve annelere yönelik bir e-derginin yayın yönetmeni olarak ülkemizde emzirmenin sağlık açısından değerinin sıkça vurgulanmasından memnuniyet duyduğumu, “En az 6 ay anne sütü” ve “Emzirme Reformu” gibi farkındalığı artırıcı kampanyaları gönülden desteklediğimi belirtmek isterim. Emzirmek, mucizevî bir eylem, biricik bir duygu... Anneliğe yönelik güncel kitapları ülkemize getirerek değerli bir hizmet veren Gün Yayınları, La Leche League tarafından hazırlanan ‘Emzirme Sanatı’ adlı kitabı Türkçede.

Okurken dikkatimi ‘neler’ anlatıldığı kadar ‘nasıl’ anlatıldığı da çekti. Ellinci sayfaya ulaştığımda emzirirken dahi hissetmemiş olduğum bir duyguya kapıldım. Sanki biz annelerin çevresinde –ailemizde, arkadaşlarımız arasında, toplumda ve hatta örgütler halinde- emzirme karşıtı güçler varmış ve emzirmemizi engellemek istiyorlarmış gibi. Ülkemizde emzirmeye dair sorunları yakından takip eden Emzirme Reformu kurucularından Elif Doğan, “Emzirme karşıtlığı var demek doğru değil belki” diyor, “destek yok demek daha yerinde olur”. Doğrudur ki anneler, gerek akrabalarından gerekse doktordan “sütün yetmiyor, mama takviyesine başlasak mı?” gibi can sıkıcı sorulara maruz kalabiliyorlar. Ama bunu bir düşmanlık, bir karşıtlık gibi algılamak sağlıksız tepkiler geliştirmemize neden olabilir. Bu kitap , anneleri bir yandan emzirirken bir yandan da psikolojik bir savaş vermeye hazırlıyor, onları La Leche League örgütünün toplantılarına katılmaya ve adeta ‘örgütlenmeye’ davet ediyor!

Bana ilginç gelen bir başka durum, sanki emzirmenin doğallığını ispatlamak zormuş gibi aşırı detaylı bir anlatma çabasına girilmesi: Emzirme pozisyonları, ay ay emzirmede oluşan farklılıklar. (Hamileliğin dokuz ayını takip etmeye benzemiyor bu!)

Kitapta ‘annelik güdüsü’nün emzirme sürecinde -ve emzirmek kaydıyla- ortaya çıktığı anlatılıyor. Bu, “emzirmeyen annenin annelik güdülerinin düzgün çalışmayacağı” yönünde yorumlanabilir. Fransız düşünürü Elisabeth Badinter, anne sütünün biberonla dahi verilmesinden haz etmeyen La Leche League’in emzirmeyen anneyi ‘yarım anne’ olarak gördüğünü bildiriyor. Bu mantıklı olabilir mi? Emzirmeyen bir anne, tüm annelik sürecinin en büyük günahını mı işlemektedir? La Leche League, Amerika’da yıllar öncesine dayanan ‘emzirmeme’ baskısına başkaldıran annelerin kurduğu bir topluluk. Emzirmenin son derece doğal karşılandığı ülkemizde bana öyle geliyor ki absürt derecede sert bir üslup sergiliyor. Ben Türkiye adına konuştum ama Badinter’in onlara “süt militanları” demesi de düşündürücü...

Günümüzde bir şeye ‘doğal’ dediğiniz zaman tartışmalar durur. ‘Her şeyin doğalı güzel’ sözü muhakeme edilemez bir gerçek gibi 21. yüzyılın söylemleri arasında yerini almıştır. La Leche League de ‘doğal’ kelimesini kurşungeçirmez bir yelek gibi kuşanıyor. Ancak neyin doğal, neyin yapay olduğu konusunda çok tartışmalı fikirleri var. Bunlardan biri, çocuğun katı gıdaya geçişinin anlatıldığı sayfalarda açıkça görülüyor. Başlıklar ve kurulan cümleler, çocuğun -eninde sonunda- sütten kesilip katı gıdaya geçtiği süreci travmatik bir süreç gibi göstermiş. İşte kitaptan iki konu başlığı: “Bebeğiniz için çiğnemek mi?” “Ek gıdaya başlamak için bir fırsat penceresi var mıdır?” Yoksa anneler, yavrularının katı gıdalara ‘doğal’ bir biçimde geçeceklerini bilmiyor olabilirler mi?

Üst limit nedir?
Sorunlarınızı LLL toplantılarında dile getirin; burası, insanların size ‘bebeği neden memeden kesmiyorsun’ diye sormayacağı güvenli bir yerdir, diye belirtilmiş kitapta. Oysa bu kitapta sözü edilmeyen, dünyadaki uzmanların çoğunluğunun hemfikir olduğu bir unsur var: Üç yaş civarı, çocuğun cinsel kimliğini keşfetme yaşıdır. LLL üyeleri ise “Çocuk kaç yaşına geldiğinde emzirmeyi bırakacaksın?” sorusuna annenin şu şekilde cevap vermesi tavsiye ediyorlar: “Ah, babası beş yaşına kadar emmiş, kim bilir!”

Ağlatarak uyutma!
Uzman psikolog Alev Akal 2-2,5 yaşından sonra emzirmeye devam etmenin sakıncalar doğurduğunu bildiriyor: “Bu dönem özerklik kazanma yaşı olduğundan çocuk, emzirme sürecinin devam etmesi ile psikolojik açıdan kendini bebeksi hissetmek, regresif davranışlar göstermek, anneye bağımlık geliştirmek gibi davranışlar gösterebilir. Ayrıca çocuk bilinçlendikçe emzirme hem annenin hem de çocuğun zevk aldığı bir süreç haline gelmekte, bu süreci kesmek giderek zorlaşmaktadır.” Çocuk büyürken anne sütünün besin değerini tamamen kaybetmesi ise bir başka yazı konusu olabilir… Üç kıtada birden yayınlanan Psychologies dergisi La Leche League üyelerinin bu bilgiyi görmezden geldiklerini doğruluyor. LLL üyelerinin toplantılarının iddia ettikleri kadar “güvenli” olması için, uzmanların söylediklerini kaale almaları gerekmez mi?

‘Emzirme Sanatı’nda tavsiye edilen fakat yine yaş limiti belirtilmeyen bir başka yaklaşım, çocuğun ebeveyn yatağında uyutulması. Bu şekilde iyi uyuyamayacağını düşünen anne-babalara da kafalarda soru işareti bırakan bir araştırma sonucu gösterilmiş: “Bebekleriyle birlikte en çok uyuyanlar, onu yanında yatıranlar.” Uyku düzeni bozuklukları danışmanı Seride Samurkaş Karaç, bebekler uykuya nasıl dalıyorlarsa -anne göğsünde, kucağında veya sallanarak- geceleri yarı uyanıklık yaşadıklarında tekrar uykuya dalabilmek için yine aynı aracı aradıklarını anlatıyor ve ekliyor: “Gece beslenme ihtiyacı duymayan bebeklerde, kendi başına uykuya dalmayı bilmemek kesintisiz uykunun oluşmasını engeller. Kesintisiz uyku sadece bebekler ve çocuklar için değil, yetişkinler için de bir gereksinimdir. Birçok hormonun salgılanması veya salgılanmaması kaliteli uykuya bağlıdır. Bu nedenle belirli bir yaştan sonra çocuğun kendi başına uykuya dalmayı öğrenmesi önemlidir.”
Dünyada en çok başvurulan, çocuğa kendi kendine uyumayı öğreten yöntem Ferber’e dair ise kitapta tek bir cümle var: “Dr. Ferber, çocukları uyuyana kadar tek başına ağlamaya bırakmayı savunmadığını alenen belirtmiştir.” Bunu iki kere okuyan herkes doktorun, metodunun ‘ağlatarak uyutma’ odaklı olmadığını anlattığını anlayabilir. Günümüzde eski ve ‘doğal’ adetlere dönüş olduğunu belirten, bebeğini ebeveyn odasında değil de kendine ait bir odada yatırmanın ‘geri kalmışlık’ olduğunu ifade eden La Leche League, anlaşılan o ki savaşını çocuğunu çocuk odasında yatıran, onu sadece gerektiği kadar emziren ‘geri kafalı’ annelere karşı veriyor…

EMZİRME SANATI
La Leche League International
Gün Yayıncılık
2011, 592 sayfa, 35 TL.