'Evimizin ressamı'

Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Beşir Ayvazoğlu’nun yeni eseri, Malik Aksel biyografisi, ‘Evimizin Ressamı’nı çok severek okudum. Değerli Ayvazoğlu bu kez Peyami Safa gibi ırtınalı bir hayatın kişisine değil; sessiz, alçakgönüllü yaşamında belki hep iç huzuru aramış bir insana açılıyor: Sanatı, yazısı çizisi bugün bizi çok daha ‘düşündüren’ Malik aksel’e.
‘Uydurulmuş’ gündemlerin kör dövüşünde kimin ilgisini çeker bilmem ama, ‘Evimizin Ressamı’nda Beşir Bey’in şu yorum ve tespiti bence çok önemli:
“Aksel’e göre, hiç kimse İslâm’ın resmi gerçekten yasak edip etmediğini ciddiyetle sorgulamamıştır. Din büyükleri de, resmin günümüzde suret veya put sayılıp sayılamayacağı konusunda korumda bulunmayarak çok geride kalmış olması gereken bir tartışmayı halledilmemiş bir mesele olarak günümüze taşıdıkları için sorumludurlar.”
Uzunluğundan kaçınmayarak, alıntılamaya devam ediyorum:
“Bu görüşlerini dile getirdikten sonra, üzerinde hemen hiç durulmamış bir meseleye aydınların dikkatini çeken Malik Aksel, asıl katı resim yasağının Yahudilik ve Hıristiyanlıkta olduğunu söyler ve Zebur’un 135. bâbını hatırlatır. Bu bâpta tapınmak amacıyla put yapaların ve yapılmasına göz yumanların onlara benzetileceğine dair âyetler vardır. Aziz Pavlus’un Atina’da Pydias’ın eserlerine karşı nefret ve kinini açıkça ifade ettiğini, Bizans’ta, İkonoklazm devrinde kiliselerdeki bütün ikonaların ve heykellerin tahrip edilidiğini, resmin asıl mânâsında hürriyetine kavuştuğu Rönesans devrinde bile Floransa krallarından Savonarola’nın resimleri günah sayıp bir meydanda yaktırdığını anlatan Aksel, Kur’an’da tasviri, sureti yasaklayan herhangi bir âyetin bulunmadığını ifade eder ki, doğrudur.”
‘Evimizin Ressamı’, bir bakıma, Beşir Ayvazoğlu’nun yeniden gündeme getirmek istediği ressam, yazar, incelemeci Malik Aksel’in hayat hikâyesi, eserlerinin hikâyesi. Beşir Bey’in kişisel hikâyesiyse eskilerde başlıyor: 1970’lerde, Sivas’ta genç bir adam, daha doğrusu bir yeniyetme ‘Sanat ve Folklor’u buluyor, Eksel’in kitabı. Hayranlık o günden sonra.
İstanbul ’da aynı macerayı, aynı günlerde, Ayvazoğlu’nun dört yaş büyüğü olarak ben de yaşamıştım. ‘Sanat ve Folklor’daki yazılar, bende de, “sanat meselerine duyduğum ilgiyi bir çeşit aşka dönüştürmüştü.”
Oysa Malik Aksel yıllardan beri eser vermiş. Kendi köşesinde birbirinden önemli yazılara, incelemelere imza atmış Aksel’i, İstanbul’da, yayın dünyasının ortasında yaşamama rağmen tanıyamamışım. Gerçi ‘Türklerde Dinî Resimler’ (1967) gözümün önünde ama, ederini denkleştirip bir türlü edinememişim... 

Aksel’in bir başka kitabı
Ya ‘bambaşka’ ressam Aksel? Biyografiyi okudukça Kaya Özsezgin, Sezer Tansuğ, Ahmet Köksal adları çıkıyor karşımıza. Bir de Nurullah Berk. Ölümünden sonra Aksel’in, Zeki Faik İzer. Âdeta yalnızca beş kişi fark etmiş bambaşkalığı. Kitapta bir fotoğraf, Bedri Rahmi’yi de onlara katıyor.
Şimdi 2011’de Beşir Ayvazoğlu ve Kapı Yayınları ‘evimizin ressamı’ için bizi saygıya çağırıyorlar. Kitaptaki -tertemiz basılmış- resimler albümü, bir zamanlar, Aksel’in resim sanatını sevdirme meselesinde hangi ülkülerle çalışmış didinmiş olduğunu söyleyip duruyor. (Oğlu Murat Aksel’in çabasıyla, Aksel için bir de armağan kitap yayımlandı. Orada, bu resimler, büsbütün etkiliyor.)
Beşir Bey kaleme getirdiği yaşamöyküsünde çok acı şeyler söylüyor:
“İstanbul’un Ortası’nın -Aksel’in bir başka kitabı, Sİ- İki baskısından da ‘İçindekiler’ bölümünün bulunmadığı bilinirse, 1977 ve 2000 yıllarında Kültür Bakanlığı’nın ne halde olduğu daha iyi anlaşılır. Öyle anlaşılıyor ki, Malik Aksel’in bir dosyaya koyup en güzel şekilde basılması ümidiyle Bakanlığa gönderdiği yazılar, dosyanın kapağı bile açılmadan matbaaya gönderilmiştir. Bu yazılar dikkatle okunup tasnif edilmediği için yazarın aslında hatıratını yazdığı ve bu önemli hatıratın Osmanlı Devleti’nin son yıllarıyla Cumhuriyet’in ilk yılları hakkında benzersiz bir kaynak olduğu da fark edilmemiş, ayrıca yazarıyla ilişkiye geçerek hangi gazete ve dergilerde yayımlandığını öğrenmek de kimsenin aklına gelmemiştir.”
Gelmek şöyle dursun, Beşir Bey’in belirttiği gibi, aynı zamanda bir İstanbul ressamı olan Aksel’in eserine abuk sabuk kapak resimleri... Neyse ki, ‘İstanbul’un Ortası’ da Ayvazoğlu’nun ve Kapı Yayınları’nın özeniyle yeniden yayımlanacak.

Gündeş öneriler:
‘Erken Modern Osmanlılar’, Virginia H. Aksan ve Daniel Goffman’ın hazırlayışıyla, Onur Güneş Ayas’ın çevirisi, Timaş Yayınları.