Evliyâ Çelebi'den 'benzersiz bir inci'

Evliyâ Çelebi'den 'benzersiz bir inci'
Evliyâ Çelebi'den 'benzersiz bir inci'
Geçen ay medyada Vatikan arşivlerinde çekilen görüntülerini izlediğimiz 'Evliya Çelebi'nin Nil Haritası' hakkında detaylı bir araştırma var. Kitap haritayı 'Seyahatnâme' ile karşılaştırarak inceliyor
Haber: HİLÂL AYDIN / Arşivi

Yazı dili öncesine dayandığı düşünülen haritacılık dünyayı görme biçimlerinden biri, coğrafyayla kurulan bir iletişimdir. Çağlar içinde değişen harita anlayışı ve tekniklerinin her biri kendi dönemlerindeki dünyayla ilişki biçimini yansıtır. Gerçekliğin bu yeniden temsilinde ortaya çıkan yaratım kuşkusuz bize mekân bilgisinden daha fazlasını vermektedir. Dolayısıyla haritalara (özellikle bilimsel standartların evrensel geçerliliğinden söz edilmesinin güç olduğu zamanlara ait çizimlere) yalnızca teknik araçlar olarak yaklaşmanın ötesinde hangi ihtiyaçlar, eğilimler ve hedefler doğrultusunda nasıl yaratıldıklarına yönelmenin sosyal bilimler açısından önemi açıktır. Söz konusu olan, bir seyahat metniyle koşut okunabilecek 17. yüzyıldan kalma bir haritaysa ortaya çıkan karşılaştırmalı çalışma olanağı sosyal bilimciler için daha da heyecan verici olacaktır.
Böyle bir çalışmanın öncüsü Robert Dankoff ve Nuran Tezcan tarafından titizlikle hazırlanan ve Evliyâ Çelebi’nin 400. Doğum Yılı’nda Yapı Kredi Yayınları’nca yayımı gerçekleştirilen ‘Evliya Çelebi’nin Nil Haritası’ adlı kitaptır. Kitap, ‘Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi’nin Mısır’a ayrılan onuncu cildinde yer alan Evliyâ’nın Nil nehri boyunca yaptığı kapsamlı Mısır-Sudan seyahati ile sonrasında çizilmiş olabileceği sanılan ve bilim dünyasıyla ilk kez tanıştırılan Nil haritasının karşılaştırmalı sunumundan ve haritanın kitabın içinde ayrıca verilen aslına sadık baskısından oluşmaktadır. 

Harita ve ‘Seyahatnâme’
Dünya seyahat edebiyatı anlatıları nasıl yabancı coğrafyalara dair bilgi aktarımından fazlası, aynı zamanda (örtük biçimde de olsa) yazarının ve içinden çıktığı toplumsal yapıya ait dünya görüşünün ‘öteki’ni resmettiği izdüşümler olarak değerlendirilebilirse, seyahate eşlik eden görsel öğeler, haritalar da, aynı dikkatin süzgecinden geçirilmelidir. Seyahat ile harita arasındaki ilişkinin gerçekliği kuşatma yolunda sergiledikleri işbirliğine de ayrıca değinilebilir. 18. yüzyılda Kahire’den İtalya’daki Vatikan Kütüphanesi’ne giden ve 1949’da Ettore Rossi tarafından kısaca tanıtıldıktan sonra âdeta unutulan ve Evliyâ Çelebi ile bağlantısı tam kurulmamış olan Nil Haritası da benzer bir dikkati hak etmektedir. Bu anlamda Tezcan ile Dankoff’un karşılaştırmalı çalışması ihmal edilen bir konuyu gündeme getirmekte ve söz konusu bağlantıyı gözler önüne sermekte. Ayrıca Osmanlı haritacılığının şimdiye dek bilinmeyen bir örneği de bu sayede literatürdeki yerini almaktadır.
Kitabın giriş bölümünde Evliyâ’nın ‘Seyahatnâme’deki anlatımı ile harita arasındaki ilişkiyi daha anlaşılır kılmak üzere bazı kısa ön bilgiler verilmiştir. Buna çalışmanın sonuçlarının genel bir özeti gözüyle de bakılabilir. Bu çizimde Piri Reis, Katip Çelebi gibi isimlere ait ya da Avrupa kökenli olan kendinden önceki ve çağdaşı haritalar ile kaynaklardan ne ölçüde yararlandığı sorgulandığında belirgin hiçbir kanıta rastlanmadığı vurgulanmaktadır. Haritanın Evliyâ’nın bizzat kendisi tarafından çizilip çizilmediği konusuyla ilgili olarak da bazı yer adlarının yanlış yazılması, Seyahatnâme’deki bilgilerle örtüşmeyen bazı kısımların bulunmasından yola çıkılarak haritayı çizen ve yazan bir başka yazıcının varlığından söz edilmektedir; bununla birlikte haritada Evliya’nın özgün üslup ve dil özellikleriyle, kendi eliyle koyduğu işaret ve notlarla ayrıca ‘Seyahatnâme’de izlenebilen bazı kişisel deneyimlerin yansımalarıyla karşılaşılması yazıcının Evliyâ’nın denetimine bağlı olduğuna dair önemli bir gösterge sunmaktadır. Giriş bölümünde Evliyâ’nın resim ve harita merakına da değinilmekte ve onun özellikle dünyayı “ilim ve akıl” gücüyle keşfeden Batlamyus’la (Ptolemy) seyahate dayalı keşif ve anlatımları ile Padre (?) ve Kolon (Kolombus)’u karşılaştırması üzerinden seyahat ile harita arasındaki ilişkiye verdiği önemin altı çizilmektedir. Evliyâ’nın Nil yolculuğunun özeti ve çizilen haritadaki bölgelerin genel özelliklerinin verilmesinin ardından “Harita ile Seyahatnâme arasındaki metinsel ilişki” alt başlığı içinde anlatımın farklılık ve paralellikleri üzerinde durulmaktadır. İşaret edilen önemli bir nokta da Seyahatnâme ile harita arasındaki paralelliğin verilen bilgiler yanında kullanılan söz varlığı ve anlatım düzeyinde de kendini göstermesidir. 

Yararlı bir kaynak
Kitabın “Sonuç” bölümünde dikkati çeken değerlendirme ise harita ile Seyahatnâme’nin kanıtlanan yakın ilişkisi yanında yaratılma amaçlarının farklı olduğu ve “ayrı yapıtlar olarak tasarlandıkları”dır. Bununla birlikte Tezcan ve Dankoff “iki yapıtın da aynı zihnin ürünü olduğu, aynı yaklaşım ve kaygıları yansıttığı”nı belirtmektedirler. Bu anlamda yazının başında dile getirdiğim sorgulama noktalarının yerinde oluşundan söz edilebilir kanısındayım. Dolayısıyla bu değerli çalışmanın sonraki araştırma konuları için önemli bir başlangıç olduğu anlaşılmaktadır.
Bütün bu bilgi ve değerlendirmelerin ardından “dibace”siyle birlikte haritanın transkripsiyonu verilmekte ve ‘Seyahatnâme’yle karşılaştırması çizelge hâlinde okura sunulmaktadır. Seçilen bu yöntemin kullanışlı olduğunu ve haritanın ilgili kısımlarına büyük ölçekte görsel olarak da yer verilmiş olduğunu ayrıca belirtmek gerek. Çalışmanın sonunda yer alan yer adları çizelgesi ile dizinleri de kitaptan yararlanacak araştırmacılara kolaylık sağlayacaktır.
Evliyâ Çelebi’nin ‘Seyahatnâmesi’nin tanıtılması, güvenilir okuma ve baskısının yapılması ile değişik bakış açılarından incelenmesi için yıllardır emek veren Robert Dankoff ve Nuran Tezcan’ın ortak çalışmasından doğan bu kitabın pek çok farklı alandaki araştırmacı ile Evliyâ’nın takipçisi okurlar açısından ilgi çekici ve yararlı olacağını düşünüyorum.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN NİL HARİTASI
Nuran Tezcan,
Robert Dankoff
Yapı Kredi Yayınları
2011, 144 sayfa, 14 TL.