Ezilenin geleneğine sahip çıkmak

'Walter Benjamin'de Esther Leslie, Benjamin'in yapıtının bütününü irdelerken, yazarı tarihsel ve politik bağlamına yeniden oturtmayı deniyor
Haber: Cengİz Alkan / Arşivi

Walter Benjamin’in Türkçe’deki ilk metni 1961 tarihli Tercüme dergisinde yayımlanan Melahat Özgü’nün çevirdiği ‘Çeviricinin Ödevi’. 1975’te Birikim’de yayımlanan ‘Brecht’le Söyleşiler’ ve 1979’da Ahmet Cemal’in 1961 tarihli metnin yeni çevirisini saymazsak asıl 80’li yıllarda tanışmış olduk Benjamin’le. Özellikle Ahmet Cemal’in, Ünsal Oskay’ın ve daha sonra Nurdan Gürbilek’in çeviri ve derlemeleri önemli bir yer tutuyor Türkçe Benjamin literatüründe. (Benjamin’i diğerleri gibi tam bir ‘okullu’ kabul edemesek de) Hemen hemen Frankfurt Okulu (daha doğru bir ifadeyle ‘Eleştirel Teori’)’nun diğer önemli isimleri de aynı tarihlerde gündeme geldi. Denebilir ki 12 Eylül karanlığındaki Türkiyeli aydının yükselen nazizmin karanlığındaki Alman aydınıyla benzer bir ruh halini paylaşmasının getirdiği bir ilgiydi Benjamin’e (özellikle Benjamin’e) ve diğerlerine gösterilen teveccüh: Karamsarlık, evet ama aynı zamanda karamsar olmayı gerektiren koşullara gözlerini kapamadan bir çıkış arayışı.
80’li yıllardan devamla 90’lara da taşınan Benjamin’e yönelik bu teveccühün sol hareketler içinde bir karşılık bulmadığını da söylemek gerekli. Epey bir süre –Benjamin de dahil edilerek- Frankfurt Okulu düşünürleri, Marksizmi sulandıran, konuya bir miktar ilgi gösteren çevrelerceyse Marksizmi ‘kültür alanına hapseden’, sınıf savaşımına uzak karamsar entelektüeller olarak görüldü. Oysa özellikle Benjamin’in ciddi politik dertleri vardı: ‘Devrim’ fikri ve cismi, (‘Moskova Günlüğü’, devrim sonrasını anlama çabası –ve hayal kırıklıklarının notlarıdır); tarihi ezilenlerin gözünden okuma ve onların ‘geleneğini’ diri tutma; Alman faşizminin niteliği…
Türkiye’de Benjamin’in alımlanmasının bir başka boyutu da İslamcı kesimin gösterdiği ciddi ilgidir. Bu halihazırda süren bir ilgi olmakla birlikte, anlaşılır bir şekilde ‘Batı düşüncesinin eleştirisi’ üzerinden giden bir ilgi. Batı’nın önemli düşün insanlarının Batı düşüncesine dair eleştirel fikirleri, İslamcı kesime kendi fikirlerini temellendirirken sağlam bir dayanak sunuyordu. Bu yaklaşımın Benjamin’le sınırlı olmadığını, anarşizm içinde düşünülebilecek Fayerabend ve Chomsky gibi düşünürlerden post-yapısalcılara kadar geniş bir yelpazeyi de kapsadığını belirtmek gerekli. Bugün İslami geleneğe dahil neoliberal otoriter bir hükümetin iktidarını gittikçe güçlendirdiği Türkiye’de, Benjamin’in radikal politik fikirlerini görünür kılmak ayrıca önem taşıyor.
Leslie’nin kitabı bu anlamda bir ihtiyaca karşılık geliyor. Benjamin’in modern kapitalizme ve onun tüketim kültürüne yönelik eleştirisi, uluslararası kapitalizme entegrasyonunu tamamlamış bir Türkiye’de sağlam maddi temellere sahip. Şöyle diyor Leslie:
“Ölüm ve üretim arasındaki ilişki Benjamin’e tüketilen her şeyin acıya sebep olan koşullar altında üretilmiş olduğu uyarısı yapar. Sermayenin kuralı –teknik ve teknoloji aracılığıyla- bedenleri bölmek ve parçalamaktır. Bu bedenler orta malı haline getirilmiş, makineleştirilmiş metalardır. Meta fetişizminin şeyleştirme işlemi aracılığıyla sermayenin düzenlenmesi, yaşamı ölüm saçarak tüketir.”
Benjamin’in yapıtının bütününü inceleyip irdeleyen kitabın büyük bir araştırma çalışması gerektirmiş olduğu belli. Bu yanıyla, Benjamin’in bellibaşlı yapıtlarının Türkçe’ye kazandırıldığı düşünülürse eşzamanlı bir okuma yapmayı da mümkün kılan bir yoğunluğa sahip ‘Konformizmi Alt Etmek’. Frankfurt Okulu’nun Türkiye’de alımlanması üzerine kapsamlı bir çalışma olan ‘Zamanın Tozu’nda kendisiyle yapılan söyleşide Nurdan Gürbilek’in sözleriyle ifade etmek gerekirse “...özgürlük vaadinin aynı zamanda dehşet duygusuyla ele alınması gerektiği düşüncesini” borçlu olduğumuz Walter Benjamin’i, politik eleştiriden kesip atan konformizme karşı onu tarihsel ve politik bağlamına oturtma çabası olarak ‘Walter Benjamin’ özenli çevirisiyle de önemli bir kitap .

Walter Benjamin
Konformİzmİ Alt Etmek
Esther Leslie
Çeviren: Eda Çaça
Habitus Kitap
2011, 392 sayfa, 25 TL.