Farklı bir yaklaşım

Doğu'yla Batı'nın birleşebileceğini ummuş, hatta ülkü edinmiş Fâtih, işte git git, kanlı savaşların kumandanı olarak karşımıza çıkıyor
Haber: SELİM İLERİ / Arşivi

Geçen pazar sevgili arkadaşlarım Vildan ve Ahmet Ümit’le akşam yemeğinde birlikteydik. romandan, edebiyattan, şimdilerde olup bitenlerden konuşuyorduk. Ufak tefek dedikodular da tabii.
Ahmet, yıllar sonra yeniden yayımlanan şiir kitabını bana imzalamış ve evde unutmuş. Biraz eskilere daldık, ilk kitaplarımız, ilk heyecanlar, yola çıkarken umduklarımız...
Sonra söz döndü dolaştı, John Freely imzalı ‘Büyük Türk’e geldi. Doğan Kitap, Ahmet Fethi’nin çevirisinden ‘Büyük Türk’ü Ocak 2011’de yayımladı. Ben de hemen okudum. Bir kitap tanıtma yazısı yazmak istedim; bugün yarın derken, yeni kitaplara kapılıp gittim.
Oysa ‘Büyük Türk’ ilginç ve önemli bir çalışma.
Ahmet Ümit, haklı olarak, Fatih Sultan Mehmed’le ilintili en kapsamlı eserin Babinger’in biyografisi olduğunu söyledi. John Freely de bu biyografiden söz açıyor. Ama kendi çalışmasının farklı tutumuna değinmeyi de gereksinmiş:
“Benim kitabım, bu satırları yazarken baktığım Bellini’nin portresine poz veren adamın nasıl biri olduğunu keşfetmeye çalışacak. Eski bir Hıristiyan İmparatorluğu fethedip Doğu ile batı arasındaki alanda kendi dünyasını kurduktan, dünyayı ebediyen değiştirdikten sonra İstanbul’daki sarayında otururken Mehmed’in aklından geçenleri merak ediyorum”
Farklı tutum, farklı yaklaşım dediğim bu. Sadece tarihten yankıyan olaylar, sadece fetihler, savaşlar, zaferler, yenilgiler, görkemler değil. ‘İnsan’ Fatih’in tahlili öne çıkıyor ‘Büyük Türk’te.
Öyle sanıyorum ki John Freely Türkçedeki kaynaklara pek ulaşamıyor. Bir dil meselesi söz konusu. Bunu kusur diye söylemiyorum. Bir kez daha vurgulamak isterim: ‘Büyük Türk’ emek ürünü bir çalışma. Bununla birlikte, yazarın, sözgelimi Sâmiha Ayverdi’yi okumuş olmasını isterdim.
Ayverdi’nin ‘Edebî ve Mânevî Dünyası İçinde Fâtih’i (Kubbealtı Neşriyatı) insan Fâtih’i öne çıkaran -belki de- ilk eser. İlk basım, 1953’te. Elimdeki yeni basım 2005 tarihini taşıyor. Sağdı soldu, ilericiydi muhafazakârdı; ‘Edebî ve Mânevî dünyası içinde Fâtih’, hiç değilse bazı çevrelerde, yıllar yılı, hak ettiği ilgiyi görmemiş.
Sâmiha Ayverdi, “resmi, memlekete ithal eden ilk hükümdar”ın Fâtih olduğunu belirtiyor. Bellini için ayrı bir bölüm kaleme getirmiş. Şu önemli bilgiyi Ayverdi’den öğrenmiştim:
“Meşhur ressam Gentile Belini, Fâtih’in patrikle olan muhaveresini tasvir eden bir resim yapmıştır. Bu resim, Londra Müzesi’nde bulunmaktadır. 1884’te Londra’da Osmanlı sefiri olan kostaki Müzürüs Paşa, bu resmin bir kopyasını yaptıratarak Patrikhane’ye hediye etmiştir. (1.60x0.90) ebadında bulunan bu levha, daima patriğin yazıhanesinde asılı bulunurdu. Birkaç sene evvel vuku bulan bir yangınla yanmıştır.” 

Fâtih’in umutları ve özlemleri
Yine Ayverdi’den öğrendiğimize göre, güzel sanatlara merakı “iptilâ derecesi”ndeki Fâtih, “sarayın her tarafını resimler, nakışlar ve kabartmalarla tezyin etmek” istiyormuş.
‘Büyük Türk’teki Fâtih, umutları, ülküleri, özlemleri ölçüsünde belirirken, git git, hayal kırıklıkları, bu hayal kırıklıklarının yarattığı hırsları ve öfkeleriyle de biliriyor. Doğu’yla Batı’nın birleşebileceğini ummuş, hatta ülkü edinmiş Fâtih, işte git git, kanlı savaşların kumandanı olarak karşımıza çıkıyor.
Tarihçilerimizin çoğu, dile getirmeye çalıştığım hayal kırıklığı üzerinde hiç durmaz. ‘Şanlı’ bir tarih peşinde koşuşturulurken, insana dair çok önemli duyuşlar göz ardı edilmiştir. Hatta bazan, Türkçeye çevrilmiş yabancı kaynaklar, bu yüzden eksik püksük bırakılmış, kuşa çevrilmiş.
John Freely’nin sık sık baş vurduğu Kritovulos, bire bir tanıklığından öyle bir Troya sahnesi anlatıyor ki, etkilenmemek, kapılıp gitmemek elde değil. Şimdiki ders kitaplarını incelemedim; gelgelelim, ilkokuldan başlayarak, yıllar yılı okuduğmuz tarih kitaplarında o Troya sahnesinin T’si karşıma çıkmadı. Bence yürek yakıcı.
‘Büyük Türk’le Ayverdi’nin eserini art arda ya da iç içe okuyanlar, çok etkileyici bir Fâtih serüvenine yol alacaklar. İçtenlikle salık veriyorum.

Gündeş öneriler:
‘Oscar Nasıl Wilde Oldu?’ Elliot Engel, Zeynep Avcı’nın (nefis) çevirisi,
Sel Yayıncılık, 2011.