Frankfurt Okulu 'yayında'

Adorno ve Horkheimer'ın, 1953 ve 1954 yılları arasında Hessen Radyosu'nda yaptıkları konferanslarından derleyerek oluşturulan 'Sosyolojik Açılımlar' bir 'başlangıç kitabı'
Haber: KAZIM CİHAN CAN / Arşivi

‘Sosyolojik Açılımlar’, Frankfurt Okulu’nun önemli düşünürlerinden Adorno ve Horkheimer’ın, 1953 ve 1954 yılları arasında Hessen Radyosu’nda yaptıkları konferanslarından derleyerek oluşturdukları bir metin. Her ne kadar yazarlar, kitabın önsözünde hiçbir Almanca sosyoloji ‘metin kitabı’nın bir kılavuz veya giriş kitabı niteliğinde olamayacağını ifade etmiş olsalar da, metni oluşturan sunuları ve tartışmaları oluştururken izledikleri yöntem ve bunları bir araya getirirken göstermiş oldukları titizlik, ‘Sosyolojik Açılımlar’ın en azından bir ‘başlangıç kitabı’ olabileceğini bizlere gösteriyor.
Kitap sosyoloji başta olmak üzere toplum, birey, kültür , aile gibi gündelik olarak da sıkça kullanılan kavramların tartışmaya sunulmasıyla başlıyor. Sosyolojinin kurucusu ve isim babası olarak anılan Auguste Comte’tan başlayarak, disiplinin ve temel kavramlarının evrimi inceleniyor. Bu tartışmalar yürütülürken ‘kelime’nin ‘kavram’a dönüşümü ve kavramın bize taşıdığı tarihsel yük oldukça ayrıntılı ve sistematik bir biçimde okura aktarılıyor. Bunu yalnızca kuramsal çizgiyi izleyerek değil, aksine tarihten kavramla ilintili bazı emsal olguları çekerek karşılaştırmalı olarak sundukları incelemeler, metni kendi deyimleriyle “…didaktik anlamda derli toplu bir öğretim malzemesi oluşturmamakla birlikte… seçilen sosyolojik terimlerin gerektirdiği ölçüde de öğretici” kılan önemli özelliklerden biri. Comte’un tanımladığı şekilde, ‘pozitif’ olmak iddiasındaki sosyolojinin, nesnel ve katışıksız bir bilim olabilmek adına, ampirizmin ve istatistiğin dar çerçevesi içinde düştüğü fasit daireler gözler önüne seriliyor. Yazarlara göre, sosyolojinin kavramsal olarak kökeninden giderek uzaklaşmasının ve eleştirel bilincini yitirmesinin altındaki temel sebep ampirik yöntemler aracılığıyla kapsayıcı ve evrensel bir sosyoloji oluşturma hedefi. Bu şekilde tarafsız bir bilim olma çabasındaki sosyolojinin kendisini tarih, psikoloji ve ekonomi gibi diğer disiplinlerden arındırması halinde, kendi kavrayışıyla ters düşüp nesnesi olan toplumu açıklamaktansa, ‘kendisi bizzat topyekûn toplumlaştırmanın tehdit edici belirtisi’ olarak ortaya çıkmaktadır. 

Günümüzün problemleri
Ne var ki yazarların uygulanan yöntemler üzerine yaptıkları bu eleştirilerden yola çıkarak, sosyolojinin, deneye ve istatistiğe dayanan her türlü pratikten arındırılmasını önerdiklerini düşünmek büyük bir hata olur. Sosyoloji, “doğa bilimleri ile arasındaki farkı kapatmak” adına tarihsel süreçte tek dayanak olarak bu veri yığınına bel bağlayıp esas nesnesi olan ‘toplum’dan oldukça uzak bir noktaya düştüyse, bunun sebebi olarak sadece deneyselliği ve istatistiği suçlamak ve bu yöntemlerden arınmış bir sosyoloji kurmak, yapılan hataları tekrarlamaktan başka bir şey olmaz. Bu şekilde kurulacak olan bir sosyoloji, nesnesi karşısında yine eksik ve yetersiz kalacaktır. Komün Çalışmaları başlığı altında ayrıntılı bir şekilde incelenen, Robert Lynd ve Helen Lynd’in ‘orta boy kent çalışmaları’ fikri ve bu bağlamda 50 bin nüfuslu bir Amerikan kenti olan Middletown üzerine yaptıkları çalışma, kitapta süregiden tartışmalar için oldukça ilgi çekici bir örnek. Eleştirel bilincini yitirmiş sosyoloji karşısında, 1935’te başlatılan bu projeyi önemli kılan temel neden, Lynd’lerin daha önceki çalışmalarda yapılanın aksine, seçilen topluluğun sadece sosyal kurumlarını ve sosyal ilişkilerini değil, aynı zamanda kültürel ve politik atmosferini de projenin ilgi alanına dâhil etmeleriydi. Yazarlara göre bu çalışmanın beklenmedik öne çıkışının temel nedeni, doğa bilimlerinden kopya edilmiş, tipik bir araştırmadan ziyade sosyal eleştiriye yönelik bir çalışma olması. Bu tarz kent ve komün çalışmaları, ampirik olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan büyük yapılar için geçerli olabilecek modeller sunar. Ne var ki, bu araştırmalarda ortaya çıkan asıl sorun, incelenen topluluğun dış dünyadan tamamen yalıtılarak değerlendirilmesi nedeniyle “olgunun kendisinin de değişikliğe uğramasıdır.”
Sosyoloji disiplini içerisinde oluşturmaya çalıştığı hareket alanlarının yanı sıra okura günümüz problemleri için de geçerli olabilecek farklı perspektifler sunan ve Frankfurt düşüncesini kavramamıza katkıda bulunan oldukça güçlü, eleştirel bir metin ‘Sosyolojik Açılımlar’.

SOSYOLOJİK AÇILIMLAR
Max Horkheimer, Theodor W. Adorno
Çeviren: Adnan Gümüş, M. Sezai Durgun
Bilgesu Yayıncılık
2011, 222 sayfa, 16 TL.