Garip ölümler, edebi mezarlıklar

Garip ölümler, edebi mezarlıklar
Garip ölümler, edebi mezarlıklar

Julian Barnes

Haber: ZEYNEP HEYZEN ATEŞ - heyzen@mail.org / Arşivi

Hangi ölüm en garip, hangi mezarlık en edebi? Publisher’s Weekly’de birbirinden ilginç iki makale yayımlandı. İlki garip ölümlerle hayata veda eden yazarlar, ikincisiyse büyük yazarlara ev sahipliği yapan mezarlıklar üzerineydi. İlk makalenin konusu olan yazarlara ve bahsi geçen ölümlere şöyle bir göz atacak olursak: Tennessee Williams 1983’te göz damlası şişesinin kapağının boğazını tıkamasıyla öldü. Yanında bir şişe şarap ve pek çok ilaç bulundu ve onlar yüzünden kusma refleksiyle kapağı boğazından dışarı atamadığı varsayıldı. Sir Francis Bacon zatürreden öldü: 1626’da eti muhafaza etmekle ilgili bir deney yapmak için fırtınanın ortasında elinde tavukla dışarı çıktı ve tavuğun içini karla dondurmayı denedi. Bir ay hasta yattıktan sonra hayata gözlerini yumdu. Moliere oyunlarından biri sırasında öksürük krizine yakalandı ve birkaç saat sonra öldü. 14. Louis’ye gösteri yaptığı sırada öksürük krizine tutulan Moliere kısa bir aradan sonra oyunu tamamladı ama vücudu daha fazlasına dayanamadı. Tüberküloz hastası olan tiyatro adamı oyun bittikten sadece birkaç saat sonra vefat etti. Tüm detaylar tam olarak bilinmese de edebiyat tarihçileri Daniel Defoe’nun alacaklılarından kaçarken öldüğüne inanıyor. (Oğluna yazdığı ve onu görmeye gelemediği için özür dilediği mektupta -çünkü alacaklılardan saklanması gerekiyordu- Defoe “adi bir düşman” tarafından kovalandığını iddia eder.) Mark Twain’inse doğum ve ölüm yılları Halley’in geçtiği zamanlara denk düşer. Publisher’s Weekly daha eski örneklere de yer veriyor: Antik Yunan’ın önemli tiyatro yazarlarından Aeskilos –rivayete göre- kafasına kaplumbağa düşmesiyle öldü. (Tepesinden geçen bir kartal, öldürmek için kaplumbağayı bırakmıştır.) Euripides ise Makedonya kralı Archelaus’un köpekleri tarafından parçalandı.
Gelelim dünyanın mezarlıklara: Sleepy Hollow Mezarlığı – ABD ’nin edebiyat açısından en önemli mezarlığı. Massachussetts’e bağlı Concord’daki Yazar Tepesi denilen bölgede yer alan mezarlıkta yatan isimler arasında Louisa May Alcott, William Ellery Channing, Ralph Waldo Emerson, Nathaniel Hawthorne, Richard Marius, Franklin Benjamin Sanborn ve Henry David Thoreau var. Moskova’daki Novodevichy Mezarlığı Mikhail Bulgakov, Anton Chekhov, Nikolai Gogol ve Vladimir Mayakovsky’ye ev sahipliği yapıyor. Kesinlikle atlanmaması gereken 2 mezarlık da Paris’ten Montparnasse -Charles Baudelaire, Samuel Beckett, Eugène Ionesco, Guy de Maupassant, Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir, Susan Sontag, César Vallejo- ve Pere La Chaise -Miguel Ángel Asturias, Honoré de Balzac, Jean de Brunhoff, Colette, Nancy Cunard, Molière, Marcel Proust, Gertrude Stein, Alice B. Tolkas, Oscar Wilde, Richard Wright. Paris’te bunlara ek olarak Alexandre Dumas, Victor Hugo, Rousseau, Voltaire ve Émile Zola’nın gömüldüğü Pantheon bulunuyor. Dergi listeye son olarak Poet’s Corner’ı (Westminister Abbey) eklemiş: Robert Browning, Thomas Campbell, Geoffrey Chaucer, Abraham Cowley, Charles Dickens, John Dryden, William Gifford, Thomas Hardy, Samuel Johnson, Rudyard Kipling, Edmund Spenser, Alfred Tennyson.

Booker’ın ‘çok kısa’ kısa listesi
Man Booker edebiyat ödülü bu yıl pek çok kez bu köşenin konusu oldu. Eski tartışmalardan bahsetmeyeceğim, dileyenler Radikal’in arşivinden olup bitenleri okuyabilir. Şimdi –klasikleşmiş olmakla beraber- yeni bir tartışma söz konusu, içeriği de eleştirmenlerin hoşnut olmadığı Man Booker ödülü aday listesi. Öncelikle ödül sürecinin nasıl işlediğini hatırlatalım: Önce aday adaylarının yer aldığı uzun bir liste hazırlanıyor, sonra o listedeki yazarlardan beş altı tanesi seçilip kısa liste oluşturuluyor. Sonunda ödül kısa listedeki yazarlardan birine veriliyor. Uzun liste açıklandığında içinde hemen herkesi memnun edecek isimler var. Ama liste kısalırken kalbi kırılanlar oluyor ve genellikle gazeteler listeye girenlerden çok listeye girmeyenleri konuşuyorlar. Bu sefer de durum farklı değil. Örneğin The Guardian, gazetenin favorisi Alan Hollinghurst elendiği için ateş püskürüyor. Amerikan gazeteleriyse skandallardan sonra hem elenenlere hem elenmeyenlere şüpheyle bakıyorlar. Peki şaibeli listede kimler var? Önceden üç kere Booker’a aday olan Julian Barnes (The Sense of Ending, kitabıyla yeni favori. Bu yıla kadar Barnes’ın şansı Booker’dan yana yaver gitmemişti. 1984’te ‘Flaubert’in Papağanı’ kitabıyla ödüle aday gösterildiğinde jüri üyelerinden biri yazara “Kitabınızı okuyana kadar Flaubert denilen bu adamın adını bile duymamıştım” demiş ve edebiyat köşelerinin alay konusu olmuştu.) Diğer isimler ise şöyle Carol Birch, Patrick deWitt, Esi Edugyan, Stephen Kelman ve A.D. Miller.