Gelecek liderini arar

Gelecek liderini arar
Gelecek liderini arar
İş liderleri bilir ki, piyasalar her zaman yeni fırsatlar sunar. Siyasette fırsatlar tükenmez. Her zafer ya da yenilgi bir öğretidir. Savaşlar daha iyi şartlarda barış için yapılır
Haber: Prof. EMRE ALKİN / Arşivi

Bir iktisatçı genellikle kendi bilimsel kimliğinde herhangi bir liderlik aramaz. Onun için önemli olan farklı senaryolarla ekonomik sorunlara çözüm aramaktır. Çünkü liderlik, bir anlamda ‘tercih’ yapmaktır. İktisatçılar tercih yapmaktan hoşlanmazlar, seçenekleri ortaya koyarlar. Bu nedenle ‘Lider Öyle Olmaz Böyle Olur’ adlı kitapta iktisatçı kimliğimle değil, yönetici kimliğimle yer aldım. Açıkçası kitapta ismi bulunanların da bilimsel kimliklerinden çok yönetici kimlikleriyle cevap verdiklerini fark ettim. O zaman yanlış yapmamışım diye düşünüyorum. Kitapta Türkiye ’nin en kıymetli insanlarından önemli bir kısmının liderlikle ilgili yaklaşımlarının ve fikirlerinin yanı sıra, bazı akut problemler için ortaya koydukları çözüm önerilerini de yakaladım. Daha da güzel tarafı, kendi söyleşimde ‘lider’ olarak tariflediğim kıymetli insanlarla aynı kare içinde bulunmaktı. Bunun doğal bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bahsettiğim isimler ‘lider’ algısını yaratan ve bu kelimenin içini varlıklarıyla doldurabilecek insanlardır.
Kitaptaki söyleşilere göz attığınızda hem liderler ile çalışmış hem de liderlik yapmış renkli şahsiyetlerle karşılaşıyorsunuz. Liderin sahip olması gereken vasıfları kendi pencerelerinden değerlendirdikleri bu söyleşirlerden anladığım şudur: Lider olunmaz lider doğulur. Bu nedenle liderliğin bir kalıtımsal bir özellik olduğu da sanılmasın. Buradan anlaşılması gereken, liderin çok özel ve belki de zor şartlar içinde, umutların tükendiği yerde, doldurulması gereken siyasal bir boşlukta ortaya çıkmasıdır. Tarihte bunun örnekleri mevcuttur. 

Özgürleştirilmiş beyinler
Liderin illa çok eğitimli olması ya da filmlerde gördüğümüz zarafetin içerisinde olması da beklenmemeli. Ancak, kitleleri ve büyük organizasyonları idare edecek analitik bir zekaya sahip olması gerektiği ortada. Aksi taktirde lider olunamıyor. En azından bunu kitaptaki söyleşilerden çıkarabiliyorum.
Eğitim almış olan liderin daha kalıcı eserler bıraktığına dair yorumlara katılıyorum. Burada Atatürk ’ün “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner” sözünü hatırlamamak mümkün değil. Benzer şekilde Thomas Jefferson’un başkanlık yemini de “Tanrı’nın önünde yemin ederim ki, insan aklının karşısındaki her zalimliğin düşmanı olacağım” şeklindedir. Yani liderin kalıcı eserler bırakması kitlelerin sadece beden güçleri ya da siyasi destekleriyle değil aynı zamanda hür bırakılmış akıllarından da kaynaklanmaktadır. Bu kitaptaki kıymetli isimler de bir anlamda, hür bırakılmış akılların yarattığı liderlerdir ve onların kendi kurumlarında bu şekilde davranmaları mutlaka kalıcı eserler ve yeni liderler yaratacaktır. Buna kendimi de dahil etmek mecburiyetindeyim. Sadece öğüt veren kişiden lider çıkmaz. Sürekli öğüt veren kişi aslında karşısındakinin aklına değer vermiyordur. Bu durum yukarıda bahsettiğim ‘özgürleştirilmiş beyinler’ yaklaşımına da ters düşmektedir.
Buradan hareketle kaybetmeyi göze alamayan, riskten sürekli kaçınan kişinin de lider olamayacağı anlaşılıyor. Kitabın içinde her şeyini kaybetmiş sonra daha fazlasını kazanmış isimler var. Hatta kaybedeceği hiçbir şey olmadığı için sadece yanında taşıdığı sarsılmaz irade ve insanlık onuru ile maceraya atılan ve başarıya ulaşan isimler de var. Tek tek okunmasını tavsiye ederim. Her birinin söylediği cümlelerde, sözcüklerde ve harflerde iyi tecrübelerin yanında kötü tecrübelerin de örselediği bir hikaye sezinledim. Benim de kendime ait iyi ve kötü tecrübelerim var. Hatta geriye dönüp baktığımda ‘keşke yapmasaydım’ dediğim anlar olmuştur. Ancak sonunda bazı deneyimlerin yaşattığı acıların da iyi bir eğitim olduğunu hatırlarım. Lider olmak pişmanlık taşımamak değil, aksine hatalardan ders almaktır diyebilirim. 

Fikirlere kayıtsız kalırsanız
Bu çerçevede, kitabın içinde yer alan birçok ismin ‘yine olsa yine yaparım’ şeklinde bir tarzdan çok ‘yine olsa bu sefer daha güzelini, daha iyisini ve daha güçlüsünü yaparım’ şeklinde bir heyecanı da hissettiklerini görüyorum. Liderin en önemli özelliği nerede hareket edeceğini bilmesidir. En önemlisi ise beklemeyi bilmesidir. İş liderleri bilir ki, piyasalar her zaman yeni fırsatlar sunar. Siyasette fırsatlar tükenmez. Her zafer ya da yenilgi bir öğretidir. Savaşlar daha iyi şartlarda barış için yapılır.
Kitaptaki yenilgilerinden fazla bahsedilmemesi sizi şaşırtmasın. Kötü anıları kimse canlandırmak istemez. Hele böyle bir kitapta asla. Yine de kötü tecrübelerin yansıması olan fikirler burada ve sizin için hazır bekliyor. Ben kendi adıma feyiz aldığımı söyleyeyim. Sizi bilemem. Ancak kitaptaki fikirlere karşı herhangi bir kayıtsızlığınız oluşursa şahsınızda şunu söyleyebilirim. Ya siz şu ana kadar keşfedilmemiş müthiş bir beyinsiniz ve kitaptaki nefes kesen önemli insanların, liderlerin diyelim, anlattıklarının çok üzerinde deneyim ve değerlendirmelere sahipsiniz. Bu iyi bir haber . Kötü haber şu ki, bu yazının başında belirttiğim gibi başkalarının fikirlerine değer vermediğiniz için, lider olsanız da kalıcı bir eser bırakma ihtimaliniz sıfıra yakın. 

Liderler nadir gelir
Bu nedenle; kitabı okurken ve söyleşirlerden söyleşilere gezinirken, aklınızdaki tüm önyargıları bırakın dışarıda bırakmayı, buharlaştırın ve böylece kaybolsunlar. Ben bugün bile yaşantısını ve yaklaşımlarını tasvip etmediğim birçok kişinin köşe yazılarını, eserlerini ve mücadelelerini izliyorum. Çünkü insan aklı temelinde iyidir ve belki de en önemli armağandır. Onu işleyen tecrübelerdir. Ne kadar kötü bir elde kullanılırsa kullanılsın, onu yaratan usta o kadar maharetlidir ki, özü bozulmaz. Sonunda doğruyu bulur.
Liderler de bunu bilir ve çoğunlukla sabırlıdırlar. Siz de sabırlı olun ve bir maraton koşucusu gibi ilk kilometrelere başlayın. Sonra bir bakmışsınız ki zorlanmıyorsunuz. Ne mutlu bana ki, kitapta aldığım yer fikir maratoncusunun açıldığı bir yere denk geliyor. Ancak yine de tavsiyem, kitabı bitirdikten sonra geri ilk sayfalara geri dönmenizdir. Mükemmeli bulmak zor ama tekrar etmek, onu bulma ümidimizi artırır. Belki de kaçırdığımız bir şey olabilir değil mi?
Özetle, bu kitabın içinde bulunmaktan büyük bir memnuniyet ve keyif aldım. İnanıyorum ki benim gibi diğer söyleşi sahipleri de keyif almışlardır. Ağzımdan çıkan sözlerin filtre edilmeden tüm sıcaklık ve yalınlığıyla yazılması da ayrıca hoşuma gitti diyebilirim. Genelde meseleleri anlatırken cümleleri ortadan keser ve bir başka cümle ile yapıştırıp anlatırım. Burada da aynen böyle olmuş. Okurken yüzümde bir tebessüm vardı. Bu halimden memnun olmak ile beraber, ‘bir daha olsa daha iyisini yaparım’ dedim içimden. O zaman kendi tavsiyemi kendim uygulayabiliyorum galiba. Kendi adıma iyi bir gelişme diyebilirim. Sadede geleyim; bu kitabı illa kendini lider adayı olarak görenler okumalı diye bir iddiam yok. Belki, de 3. Binyılda ‘lider’ diye tanımlanacak kişinin özelliklerini merak edenler daha fazla sayıda olacak. Bu da doğaldır. Çünkü ‘lider’ diye tarif edilen kişi milyonda bir ortaya çıkıyor. Onu ortaya çıkaracak özel gelişmeler de bir o kadar nadir ortaya çıkıyor.

LİDER ÖYLE OLMAZ
BÖYLE OLUR
Sevinç Engin
Doğan Kitap
2011, 496 sayfa, 28 TL.