Gerçeğe neresinden bakarsınız?

Sokağı tanımlamak kolay değildir. Esnafı, simitçisi, sokak çocukları, meczubu, dilencisi, fahişeleri, seyyar satıcılarıyla sahiplenilen sokaklar, bir ülkenin sosyal tarihiyle ilgili önemli ipuçları verir.
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

Sokağı tanımlamak kolay değildir. Esnafı, simitçisi, sokak çocukları, meczubu, dilencisi, fahişeleri, seyyar satıcılarıyla sahiplenilen sokaklar, bir ülkenin sosyal tarihiyle ilgili önemli ipuçları verir. Zira, kimse daha doğar doğmaz bunlardan biri olarak kendini sokakta bulmamıştır. Birtakım kişisel hayat hikâyeleri onca önemsizliğine ve sıradanlığına rağmen, gün gelir büyük siyasal ve ekonomik uygulamalarla kesişir. Sokaktaki ayrıntılar daha bir fazlalaşmıştır artık. Belki de, o ayrıntının içine çoktan girmişsiniz de, farkında değilsinizdir, henüz tanımlanmamış yeni yeni sosyal durumlar oluşmuştur kim bilir...
Görünenin sınırları
Reşat Enis, Kırmızı Karanfil'de, Türkiye görüntüsünü sokaklar eşliğinde, Birinci Dünya Savaş'ından günümüze kadar takip ederken, bireyle toplumun kaderi arasındaki bağlantıyı da açığa çıkıyor. John Berger, Görme Biçimleri'nde "algıda seçicilik"ten bahseder. Bu durumda, gerçeklik, insanların algı biçimlerine göre, görmek istediklerinin önemine göre değişecektir. Enis'in bakışında ise, tıpkı Berger'in tarif ettiği gibi, görünenin sınırlarını zorlayan ve gerçekliğin bütününe ulaşan şeyler görürüz. On altı yaşındaki bir genç kızın, "kulaklarında küpeler, bacaklarında pırıl pırıl rugan çizme, sırtında kadife bir ceket, şık mı şık" oluşunu, "bir bacağı kısa, yürürken adamakıllı yalpalıyor" oluşu bozmuştur. Bir polisin, "yoksul simitçinin tablasına çengeli takması"nın ardında, adaletsizlik vardır. "Avurtları çökmüş delikanlı simitçi. Buranın yasak olduğunu bilmiyordum. Ekmek kör etsin bilmiyordum" deyişinin ardında yatan gerçekliği "içi acıyarak" izleyen biridir Reşat Enis. Bu yüzden, "topluma karışmaktan korkardım" diyerek, parklarda, kırsal yerlerde dolaşır ama asıl soluk aldığı yerler yine sokaklardır. İki yaşlı insan sohbet eder, "yaşlı adam belini tutarak, oflaya puflaya" uzaklaşırken, onu tanıyanlar ardından, "böyledir dünya, yaşlanınca, yardımlarını gereksinince, oğlu ile gelini vurdular tekmeyi belinin ortasına" diye konuşurlar.
Duygu, düşünce sarmalında gözlem ve anılarını biriktiren yazar, sanki daha sonra olacakları önceler gibidir. Bu yüzden olsa gerek, şimdinin yirmi-yirmi beş yıl öncesiyle ilgili son anlattıklarıyla da ülke sahnesinin dekoru tamamlanır. Kırmızı Karanfil'de geniş bir yer tutan darbe dönemi ve sonrasıyla ilgili yaşanılanlar ise, hem çok yakın tarih oluşu açısından hem de bir yüzyıl denecek uzunlukta bir ülke tarihinin içinde olan Reşat Enis'in tanıklığı açısından oldukça çarpıcıdır; "günler birbirini kovalıyor. Ne olup bittiğini bilen yok. Tabur tabur yakalanıyormuş 'teröristler.' Sağcısı da, solcusu da... Çarpışmalar sürüp gidiyor. Ve, üçer beşer ölü olarak ele geçiriliyor delikanlılar... Televizyon yüzlerce sol teröristin tutuklandığını duyuruyordu. Uyuyamadım o gece."
Uzun bir süre gazetecilik yapan ve bu meslekten emekli olan Enis, gazete patronlarıyla mücadelesini, meslekle ilgili birkaç sorun ve acı-tatlı olaylar dışında, gazetecilik hayatıyla ilgili yaşamını fazla öne çıkarmaz Kırmızı Karanfil'de. Yaşadığı, tanık olduğu olaylar ve gözlemleri bütün bir yaşamını kapsadığından, kendisiyle birlikte okuyucuyu bir toplum çıkmazında gezintiye çıkaran Reşat Enis, izlediği ve gözlemlediği olaylar karşısında sadece bir yazar olarak değil, aynı zamanda yaşadıklarından etkilenen biri olarak da çıkar okuyucu karşısına ama bu yüzeysel bir etkilenme olmayacaktır. Çünkü, yaşadığı ve gözlemlediği olayları kaleme almaktan çok, canlı bir insan vardır karşımızda ve biz süreçle birlikte, bir yazarın değişimini de izleriz Kırmızı Karanfil'de. Türkiye'nin yaklaşık yetmiş yıllık sürecini, fotoğraf kareleri netliğinde gözler önüne seren Kırmızı Karanfil, yakın tarihte yaşananları toplumcu bir estetikle ele alan ve unutmamak gerektiğini vurgulayan, okunması gereken bir kitap.

  • KIRMIZI KARANFİL
    Reşat Enis, Yordam Kitap, 2006, 256 sayfa, 10 YTL.