Gerçek olamayacak kadar güzel

Gerçek olamayacak kadar güzel
Gerçek olamayacak kadar güzel
Herkesin yazabildiği Amazon ve benzeri dijital platformlar kitapları öven veya hakaret eden yorumlarla dolu. İyi de hangilerine güveneceğimizi nereden bileceğiz?
Haber: ZEYNEP HEYZEN ATEŞ - heyzen@mail.org / Arşivi

‘Okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri.’ Son yıllarda birçok kitapla ilgili bu yorumu okuyoruz, iyi de edebiyat dünyası gerçekten ‘en sürükleyici’ kitaplarla mı doldu? Yanıt evet olmadığına göre bunca övgü nereden geliyor? Hemen söyleyeyim, dijital platformlardan. Herkesin yazabildiği Amazon ve benzeri dijital platformlar kitapları öven –veya hakaret eden- yorumlarla dolu. İyi de hangilerine güveneceğimizi nereden bileceğiz?
New Yorker bu soru üzerinden giderek dijital ortamda yayımlanan eleştirileri tartışmaya açtı. “Kitabın altında ‘tam bir başyapıt’ yazıyor. İyi de o yorumu yazarın kendisinin, başka bir adla siteye girerek yazmadığını nereden bileceğiz?” Uzatmadan makaleyi özetleyeyim. Yazar, kitap yayımlandığı gün girip yorum yazarsa mantıken o yorumun yazara ait olduğu sonucuna varabiliriz, ama hepsi bu. Yine de New Yorker’ın yazarı başka bir konuya değinip ‘bu iş göründüğü kadar kolay değil’ demeye getirmiş. Bana asıl ilginç gelen bunu göstermek için yaptıkları deney. Dört beş sahte profil yaratıyorlar. Bir tanesi 1980’lerin aktörlerinden Fred Savage’ı takıntı haline getirmiş, her eleştirisine ondan bir şeyler katan bir karakter, diğeri kırkından sonra dini keşfetmiş koyu bir Hıristiyan vb. Birkaç aylık süre boyunca rastgele kitaplar seçip Amazon’a bu karakterlerin ağzından bir takım eleştiriler yazıyor ve eleştirilerin akıbetini inceliyorlar. Bu deney sonucunda pek çok eleştirinin, özellikle propaganda amacı taşıyanların sitenin moderatörleri tarafından silindiğini görülüyor, özetle Amazon’un kitaplar hakkında yazılanları sıkı denetim altında tuttuğu ortaya çıkıyor. 

Tek olası çözüm
Yine de sahte eleştiriler konusunda yapılabilecek bir şey var mı? Hayır. Gerçek dünyada görüşlerini o kadar net ifade etmekten çekinseler de internette herkes neyi isterse sevme veya neden isterse ondan hoşlanmama hakkına sahip. İlla gerçeklere ulaşmak istiyorsanız on yorumu okuyup ortalamasını almak belki de tek olası çözüm –o kadar zamanınız varsa. (Bu nedenle siz en iyisi New Yorker okumayı sürdürün demişler, ki gülümsemeden edemedim. Biz de güvenilir eleştiri istiyorsak Radikal Kitap’la yola devam etmeliyiz sanırım…)

Yeni kırmızı başlıklı kız
Değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Haliyle yüz yıllık masalların da evrim geçirmesine şaşmamak gerek. (Masallara dokunulmamalı diyenlere hemen bir itiraz, Grimm kardeşler yazarken onları zaten değiştirdi ve aradan geçen yıllarda bu masallar zaten çağa göre tekrar tekrar değişti. Yani ‘orijinal’ diye bir şey yokken bu kadar muhafazakar olmak çok anlamlı değil.) Tim Burton, ‘Alice Harikalar Diyarında’yı yaptığında, filmin oluşturulması sürecinde ortaya çıkarılan taslaklardan yeni bir Alice kitabı yaratılmıştı. Şimdi sıra bu yıl sinemaya uyarlanan ‘Kırmızı Başlıklı Kız’da. Grimm kardeşlerin masalıyla İsveçli sanatçı Daniel Egneus’un tasarımlarını birleştiren kitap, sanat eseri-çizgi roman melezi olarak niteleniyor. Egneus kitabın korkunç tonuna dokunmamış ama romantik denebilecek çizimlerle onu yumuşatmış. LA Times’ın Leonardo da Vinci tarafından tasarlanmış bir evde yaşayan sanatçıyla yaptığı röportaj da oldukça ilginç. “17. yüzyıl masalına çağdaş bir hava kazandırmak istedim” diyor Egneus. “Fransız ilüstratör Dulac ve Avusturyalı ressam Schiele’den yararlandım. Ama giysiler özellikle pre-Rafaelitlerin kabarık tarzlarında.” Kurdaysa Casanova gibi çizmiş!
Kitap ilginç bir çalışmaya benziyor, Türkiye ’de yayımlanacağını sanmıyorum ama çizimlerden bazılarını görmek isterseniz: http://www.latimes.com/features/books/lat-artist-daniel-egnus-little-red-riding-hood,0,6864406.photogallery

Televizyonu küçümsemiyoruz!
Televizyon kalitelileştiği için mi, yoksa ekonomik değeri görmezden gelinemeyecek kadar arttığı için mi bilinmez ama artık edebiyatçılar televizyonu küçümsemiyor. 50’leri, 60’ları düşünün, televizyon projelerine burun kıvırmaksızın yaklaşan çok az yazar olurdu. Ama işler artık değişti, yazarlar televizyondan teklif gelsin diye bekliyor çünkü televizyon milyonlara ulaşmak demek.
Yine de bu listeye dahil olan son isim oldukça şaşırtıcı: Salman Rushdie. Independent’ın haberine göre Rushdie televizyona dizi yazacak. “Çağdaş Amerikan hayatının geçirdiği değişimi” konu alacak olan ‘Next People’ (Sıradakiler) politika, ırkçılık ve teknolojideki değişimler gibi pek çok alt başlığı içerecek. (Independent’ın haberine göre menajeri Wylie’den kendisine bir televizyon projesi bulmasını isteyen Rushdie olmuş, en uygununun bu proje olduğunda karar kılmışlar.) Stephen King’in yaşayan en büyük polisiye yazar diye nitelediği Pelecanos ve filmleri Oscar kazanıp duran Dennis Lehane gibi isimler ‘The Wire’ dizisine senaryo yazmaya başladığında New York Times şu yorumu yapmıştı: “Dickens bugün yaşasa ‘The Wire’ izlerdi –elbette senaryosunu kendi yazmazsa.”
Salman Rushdie bu yıl ayrıca ‘Geceyarısı Çocukları’nın senaryosunun yazımında Deepa Mehta ile birlikte çalıştı. Film 2012’de ‘Değişim Rüzgârları’ adıyla vizyona girecek.