Gidenlerin ardından yakılan ağıt

Gidenlerin ardından yakılan ağıt
Gidenlerin ardından yakılan ağıt
Postmodern bilimkurgunun babası Philip K. Dick'in romanı 'Karanlığı Taramak', Richard Linklater'ın elinde olabildiğince 'sadık' bir beyazperde uyarlamasına dönüşür. Her ikisinin buluştuğu yerse 'üzüntü' olur
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Kaleme aldığı kırka yakın roman ve yüz yirminin üzerinde kısa öyküyle edebiyatta postmodern bilimkurgunun babası sayılan Philip K. Dick, yaşadığı dönemin çok ötelerine taşan öngörüsüyle de ‘belirleyici’ olmuş bir yazar. Kurduğu dünyaların distopik atmosferi, onun metinlerine sızan ‘karşıtlık’ havasını tetiklerken, bir yandan da zamanda ‘sıçrama’ yaşarken bugünde kalma eğilimini de ortaya çıkarır. Çoğunlukla ‘karanlık’a dikkat çeker, otoritenin baskısına yöneltir eleştiri oklarını. Dick’in hikâyelerini okurken, bizi zeminden koparacak hamleler görmeyiz, en azından birçoğunda. Aksine, metinlerin bilimkurguyla ilişkisinin bizi bugüne daha da yaklaştırdığını fark ederiz. Toplum katmanlarının etkiye gösterdiği tepkileri özümsemiş bir yazar olarak, çoğu eserinde sosyolojik saptamalarda bulunur, ‘kitle psikolojisi’ üzerinden hareketle yapılandırır olay örgülerini.
Yazarın ilk yayımlanışı 1977’ye denk düşen romanı ‘Karanlığı Taramak’ (A Scanner Darkly), Dick’in otobiyografiye en yakın metnidir. Kendisi de dahil olmak üzere çevresindeki insanların, uyuşturucuyla kurdukları ilişkinin yarattığı ‘tahribat’ öne çıkar bu romanda. Ama uyuşturucu kullananları yargılamak gibi bir niyeti yoktur yazarın, sadece bir tespit yapmak ister, hatta bunu bir ‘ağıt’ formuna oturtur.
Evet, romanın sosyolojik boyutu önemlidir ama Dick’in bilimkurgusal işaretlemeleri de etkin bir rol üstlenir burada. ‘Beat’ kuşağı yazarlarında görülen bir karakterler mozaiğini bir kez daha yakın geleceğin dünyasına yerleştirir. Romanın harcına polisiyeyi kattığındaysa resim tamamlanmış olur.
Hikâyenin başkahramanı Bob Arctor, ‘D maddesi’ olarak adlandırılan ‘sağlam’ uyuşturucunun köklerine inmek için çalışan bir gizli polistir. Amacı doğrultusunda içine dahil olduğu uyuşturucu müptelalarından birine dönüşmüş, görevinin gereklerini yerine getiremez olmuştur. ‘Karma giysisi’ denilen şeyi üzerine geçirdiğinde Fred olur ve meslektaşları tarafından gerçek kimliği bilinmez. Giysi, onu ‘herkes’ yapar, tanınmasını olanaksız hale getirir. Yaşadığı evdeki arkadaşları, uyuşturucunun etkisiyle halüsinasyonlar görmekte, ayrıntılara odaklanmış bir hayat sürmektedir. O da bu dünyanın bir parçasıdır artık. Her iki hayat arasında gidip gelirken yolunu şaşırmış, beyinsel fonksiyonlarını geri dönülemeyecek biçimde tahribata uğratmıştır... Hikâyenin görünen ve romanın büyük bir kısmına sinen yüzü budur. Oysa birçok sürprizi bünyesinde barındıran metin, sonlara doğru açılır ve kahramanımızın yazgısını farklı bir boyuta taşır.
Philip K. Dick, ‘Karanlığı Taramak’la bilimkurgusal bir polisiyenin izlerini sürer. Karakterin giderek ‘karanlık’a doğru giden iç dünyasını öne çıkarır, onun kimi yetilerini kaybetmesine kadar uzanan bir süreci anlatır. Bob Arctor’ın yanına eklemlenen bütün karakterler, onunkine benzeyen hikâyelere sahiptir. Her biri, Bob’la dirsek temasında olmasına karşın, kendi serüvenleriyle de öne çıkar. Romanın uyuşturucuya karşı aldığı tavır, bunun bir ‘seçim’ olduğu fikrinden hareketle vücut bulur. Toplumsal bir meseleyi ‘ders’ verme boyutuyla işlemez Dick, sadece kendi deneyimlerinin sonuçlarına dikkat çeker.
Yazarın ‘baskıcı’ rejimlerle olan meselesi de ‘Karanlığı Taramak’ın yapısı içinde önemli bir yer tutar. ‘D maddesi’ni kontrol etmek adına sergilenen tutum, bütün bir toplumu kontrol etme sonucunu getirir. Başkarakterin ‘bölünme’ durumunun da görünmeyen sebebi gibidir otorite, ötekileştirdiği yetmezmiş gibi kimliksizleştirir de onu ve onun gibileri. Philip K. Dick’in bu romanı kaleme almaktaki temel amacı da budur aslında; ‘kaybedilen’i hatırlatmak, kayıp gidenlerin devlet ve toplum tarafından dışlanmasını ameliyat masasına yatırmak, tahribatı ilk elden göstermek. Bunu bilimkurgu ve polisiye temalarla zenginleştirerek didaktik bir yapıdan da kurtulur yazar, düşündüklerini ‘haykırmadan’ dile getirmenin de bir yoludur bu onun için... 

‘Rotoskop’ tekniğiyle uyarlamak
Philip K. Dick’in ‘üzgün’ romanını 2006’da beyazperdeye taşıyan Richard Linklater, 2001’de ‘Hayata Uyanmak’ta (Waking Life) denediği ‘rotoskop’ tekniğine sırtını dayar bir kez daha. Basitçe ‘gerçek oyuncularla çekilen görüntülerin kare kare boyanması’ diyebileceğimiz bu animasyon tekniği, ‘Karanlığı Taramak’ta da en az ‘Hayata Uyanmak’ta olduğu kadar başarılı olur. Hatta aradaki beş yılda tekniğin gelişmesiyle burada çok daha iyi bir sonuç elde edildiğini de söyleyebiliriz.
Keanu Reeves, Winona Ryder, Robert Downey Jr, Woody Harrelson gibi isimleri önemli rollerde karşımıza getiren film , Philip K. Dick’in romanına sadık bir yapıyla hayat bulur. Senarist-yönetmen Richard Linklater, yazarın kurduğu dünyayı tersyüz etme ya da ekstra bir derinlik katma telaşına düşmez burada. İlk sayfalardan finaline kadar, aralarda kimi küçük ayrıntıları eleyerek de olsa, romanın sinema perdesine doğru biçimde yansımasını sağlar. Kitabı okurken yaşadığımız ‘ağıt’ havasını filmde de buluruz, hatta bunun görsel karşılığı daha etkilidir sanki.
‘Karma giysisi’ ya da açılıştaki ‘böcek saldırısı’ gibi kitaptaki ‘görselliğe dayanan’ ayrıntılar, filmde tam da beklediğimiz gibidir. Şu çok açıktır; Linklater’ın hayatında önemli bir yer tutmaktadır bu roman ve onu olabilecek en iyi biçimde uyarlamaktır amacı. Bu amaç doğrultusunda, oyuncu kadrosundan en ufak ayrıntıya kadar yoğun bir çaba sezilir filmde, savsaklamaya yer yoktur yönetmenin eylem planında. Başrolde Keanu Reeves etkilidir ama oyuncu olarak aslan payını Robert Downey Jr kapar, romanda da fazlasıyla ‘renkli’ bir karakter olan Barris’i bir üst seviyeye taşımayı başarır.
Bu tür uyuşturucu eksenli uyarlamalarda genellikle sapılan ‘ders’ tuzağına da düşmez Linklater. Dick’in üzüntüsüne ortak olur ve aynı çizgiyi korur film boyunca. Uyuşturucu karşıtı bir ‘mesaj’ verme derdi yoktur onda da, ‘tespit’ yeterlidir ve onun üzerine inşa edilen hikâye de insanın ‘karanlık’la savaşımıyla anlanmanır. Bu, kazanılan ya da kaybedilen bir savaş değildir ama bir ‘kaybeden’i vardır sonuçta. Roman ve film, bu kaybedenin izini takip ederek hüzünlü bir yapıya ulaşır, tıpkı başkahraman Bob Arctor gibi...
Not: ‘Karanlığı Taramak’ın DVD’sini raflarda bulabilirsiniz. 

KARANLIĞI TARAMAK
Philip K. Dick
Çeviren: Özlem Kurdoğlu
Altıkırkbeş Yayınları
1998
317 sayfa.