Günümüz Müslüman'ın sorununu

Müslüman'ın bugünkü sorununu 'zamanın ruhunu fethetmek' olarak gören Esat Arslan, zamanın ruhunu fethetmeye çalışmak demenin, çağı Kur'ana, Kur'anı da çağa açmaya çalışmak demek diyor
Haber: YUSUF ÇOPUR / Arşivi

Her arayış bir umuttur. Ve bulanlar ancak arayanlardır. İnsanoğlu, tarihinden bu yana kendini huzura ve mutluluğa kavuşturacak, yaratılışından gelen manevi tatminlik ve inanma ihtiyacını karşılayacak olgular, kavramlar, sistemler üzerinde düşünüp düşünmüştür. Denilebilir ki insanlığın macerası bir ‘arayış’tır. Kendini, doğruyu, hakikati, huzuru, barışı, güzeli.
Her arayış ‘Nasıl bir dünya , nasıl bir insan?’ sorusunun cevabıyla şekillenir. Esat Arslan’ın, ‘Tamamlanmamış İslam Yazıları’, İslam’ın ‘Nasıl bir dünya yaratmalıyız?’ sorusuna sunulmuş ‘gerçekli’ bir tez, toplumsallıkta temellenen ve rasyonalite sunan bir davanın kendisi olma özelliğiyle dikkat çeken bir çalışma. Günümüz Müslüman’ın sorununu “küresel modernite denilen kalenin nasıl fethedileceği” sorunu olarak gören yazar, tarihselci ve gelenekselci önermelerini geliştirirken nihai hedef olarak şimdiki Müslüman Cemaati korumayı değil, İslam’ın talep ettiği barış ve adaleti cümle âleme mal etmeyi hedefliyor. 

Adaleti tesis etmek için
İslam ve özgürlük, İslam ve kadın , tesettür, Ramazan: Kur’an ve zekat ayı gibi konuları ‘birinci kitap ’ bölümünde ele alan yazar, burada daha çok tefsir ve fıkıh konularında okurlara ‘farklı’ bakış açıları sunuyor. Aslında herkesin bildiğini sandığı ama kimsenin tam olarak bilmediği bu konular üzerine yazılan bilimsel makaleler olarak da kabul edilebilecek olan bu bölüm, okuru ilgili konularda tatmin edici temellere sahip. İkinci Kitap bölümündeyse yazar Kelam ilmi üzerine yazıları bir araya getirmiş. Hegel’den Kant’a ve Decrates’e kadar geniş bir düşünce ekseni üzerine kurulan bu bölümdeki makaleler de okuru felsefeye ve özgürlük duygusuna bağlayıcı nitelikler talıyor.
Müslüman’ın bugünkü sorununu ‘zamanın ruhunu fethetmek’ olarak gören Esat Arslan, zamanın ruhunu fethetmeye çalışmak demenin, çağı Kur’ana, Kur’anı da çağa açmaya çalışmak demek olduğunu ifade ediyor: Eğer İslam siyasalda temellenen bir dinse, bu çaba siyasallaşmakla eş anlamlı demektir. Allah’ın istediği barışı ve adaleti tesis etmek için uğraşan siyasal bir özne olmak... 

Müslüman olmasak da
Bugünün eksiklik duyduğu şey, bu iddiadaki siyasi öznelerin yeryüzünde ve seküler akılda temellenmemiş olmamasıdır. Müslüman olmasak da aynı siyasallığın öznesi olmaktan başka bir şey yapmış olmayız. Bu son cümleyi kitabın bütününden yola çıkarak şöyle yorumlayabiliriz. Eğer temel kavga Müslümanların hegomanyası kavgası değil de, Allah’ın istediği barış ve adaleti tesis etme çabasıysa ve eğer bu barış ve adalet çağrısı seküler aklın anlayabileceği bir muhtevadaysa, yani yeryüzünde İslam’a referans vermese de Allah’ın istediği barış ve adalet için savaşan gruplar bulmak mümkünse, bir Müslüman hiç tereddütsüz bu gruplaşmalara dahil olmalı ve bu çabasında cihad ediyor olduğundan kuşku duymamalıdır. Bu ‘ezber bozan’ yorumların sayısı hiç de az değil kitapta. İslam’la ilgili pek çok güncel konuda hakikati temele alan ama yüzeysellikten de uzak duran mantıksal çerçevede şekillenmiş yazılar, esere İslamî konular üzerinde bir kaynak olma özelliğini de veriyor.
Müslümanlar, farklı bir dine inananlar ve bir dine inanmayanlarla beraberce nasıl bir dünya yaratacaklar? Kim dost kabul edilecek ve neden? Kim hangi gerekçeyle düşman kabul edilecek? Dostun ve düşmanın adaleti nasıl olacak? Tamamlanmamış İslam Yazıları bu soruları seküler aklı muhatap kabul ederek gerekçeli bir şekilde yanıtlıyor.

TAMAMLANMAMIŞ İSLAM YAZILARI
Esat Arslan
Kapı Yayınları
2011, 42 sayfa
15 TL


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    İslam

    ,

    Ramazan

    ,

    kitap

    ,

    Kadın