Hanedan, iktidar, hukuk

Hanedan, iktidar, hukuk
Hanedan, iktidar, hukuk
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

İnsanlar mı mitleri yaratır yoksa mitler mi insanları, tarih içinde de tartışmalı bir konudur bu. Tarih yazımını ne kadar kurgunun dışında tutalım ki yaşananla yazılan arasındaki kaçınılmaz farkı izah edebilelim. Dahası mit yaratma tutkusunun kökeninde ne var? Hele, güçlenmiş iktidarla birleşince bu mit, hayal kadar yalanlar da karışmaz mı işin içine? Böylesi bir durumda tarih olanla tarih gösterileni, dikkatle aktarmalıdır tarihçi bize. Hanedan kavramı (miti) da bunlardan birisidir. Hatta, Osmanlı tarihini bu kavram dışında yazmak, anlamlandırmak dahası yorumlamak mümkün müdür. Kendi kutsallığı üzerine dönüp kapaklanan, o kutsallığın teorik tabanını kurmakta hiç de gecikmeyen bir yapılanmayı içerir Osmanlı tarihi. ‘Töre’ mitiyle pekiştirir varlığını Al-i Osman. Al-i Osman olmadan önce de kutsaldır çünkü o. Örfi olanla şer’i olan orada buluşur sonra. Feridun Emecen haklı olarak ve özellikle bu konunun üzerinde durmaktadır. Osmanlı Hanedanı’nın ne olduğu ve nasıl bir teorik yapıya büründürüldüğünü tespit etmeden, iktidar yürütme ve adalet sağlama sistemini kavramak mümkün değildir çünkü. Hanedan meselesi kavramsal olarak gelişime uğramıştır Osmanlı’da.
Feridun Emecen, olay akışından çok, olgular paralelinde düşünen bir tarihçi. Bu bağlamda, tarih bilgisi ve araştırması bakımından son derece çarpıcı başlıklar kullanmaktadır kitap boyunca. ‘Osmanlı Hanedanına Alternatif Arayışlar’, ‘Osmanlı Taşrasında Yerel Güçlerin Yükselişi’, ‘Osmanlı Toplumunda Birlikte Yaşama Mutabakatı’, ‘Kanuni Kanunnameleri ve Bir Mitin Doğuşu’ gibi pek çok kanaldan yürütür kazısını. Hanedana alternatif arama meselesine gelince, bu denli güçlü ve etkin iktidar alanına sahip bir toplumda, doğrudan muhalefet olarak kabul edilmese bile, özünde ‘iktidarın alternatifi başka bir aile iktidarı’ olarak yorumlayabileceğimiz veriler önümüze koyuyor Emecen. Al-i Osman karşısına Al-i Cengiz’in (Kırım Tatarları) çıkarılması, psikolojik gerilimi, tarihin gizli mağaralarında uzun süre tutulamayacak bir soru gibi durmaktadır. Osmanlı hanedanının devletle aynileşen değişmezliğine karşı, tarihin içinden atılan bir çimdik gibi durmaktadır bu konu. Zaten, Feridun Emecen de; ‘Osmanlı devlet sistemi üzerinde yapılan tartışmaların gelip dayandığı noktada, hanedanın bu değişmez vasfının daha döneminde sorgulanıp sorgulanmadığı konusu küçük fakat önemli bir ayrıntı olarak, söz konusu tartışmalarda ya dikkatlerden kaçmış ya da önemsenmemiş gözükmektedir’ demektedir, nazik bir ihtiyatla. Oysa, ne hesaplar yapılmış, ne görünmez kavgalar verilmiştir taht için. 

Ateşli bir konu
Nedir hanedan? Osmanlı hanedanı nasıl bir yorum kaymasına uğramıştır? Emecen, bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır ki, Osmanlı Hanedanı, zamanla; ‘güçlü hanedan mensubuna dayalı anlayışı, yerini doğrudan doğruya hanedanın kendisinin değişmez hakimiyeti prensibine bırakmıştı. Böylece sanıldığının aksine 17. asrın çok yaygın ve günümüz tarihçilerinin bir çoğunun da kendisini kaptırdığı ‘zayıf karakterli padişah tipi’ söylemi, hanedanın zayıflamasına değil güçlenmesine yol açmıştı ve hanedan mensuplarının Harem de dahil topluca bir tavır sergiledikleri bir anlayış yerleşmişti’. Bu tablonun bize gösterdiği, Osmanlı Hanedan sisteminin iktidar kullanma özgünlüğünün hemen yanında duran siyasal manevra kabiliyeti midir acaba? İktidarın yatay örgütlenmesinden söz edilebilir mi?
Feridun Emecen, Osmanlı Hanedan ve iktidar sistemini, Şehzadeler üzerinden okumakla, başka bir katmana çekmektedir tarih algısını. Payitahtın bir tür modüler yansıması sayılan taşradaki idare merkezleri ve bu merkezlerin Şehzadeler eliyle çekilip çevrilmesi ilginç veriler sunmaktadır bize. Beslenme kültüründen, idari yapılanmaya, adalet dağıtımından şehirleşmeye kadar pek çok konu yeniden açılmaktadır okurun önüne. ‘Eski beylik merkezlerinin çoğunun şehzade ikametine ayrılmış olmasının altında yatan sebeplerin ‘royal’ bir gösteri çerçevesinde değerlendirilmesi, imparatorluk payitahtının doğrudan tayin edilen basit idarecilerle değil, hanedan üyelerince temsil edilmesi’ özel bir iktidar yöntemidir çünkü.
Osmanlı klasik çağını, Hanedan, devlet ve toplum örüntüsü içinde, verilere dayalı özgün yorumlar eşliğinde okunmak için sağlam bir toplam kitap. Merkezle çevre hâlâ ateşli bir konudur bizde. Devlet sert toplum esnek. Hanedana gelince. Kim bilir hâlâ kimin rüyası?

Osmanlı Klasİk Çağında Hanedan Devlet ve Toplum,
Feridun Emecen, Timaş, 2011, 416 sayfa, 17.5 TL