Harry'nin derdi Voldemort

Harry'nin derdi Voldemort
Harry'nin derdi Voldemort

Harry Potter ve Ölüm Yadig rları 1 in yönetmenliğini David Yates üstleniyor.

'Harry Potter ve Ölüm Yadigârları 1'nın serinin sinemayla evliliğinin en 'olgun' çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. İkinci filmse Temmuz 2011'de sinemalarda olacak
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

JK. Rowling’in neredeyse sıfırdan zirveye taşıyan ‘ Harry Potter ’ serisi, fantastik edebiyatın karmaşık doğasını bir miktar basitleştirerek sunan, bunun yanı sıra yarattığı dünya içindeki kuralları iyi belirlemiş görünen, böylece geniş kitlelere ulaşmayı başaran bir çalışma. İyi ile kötünün ezeli mücadelesini ‘sihir alemi’ne adapte eden Rowling, öne çıkardığı Harry Potter karakterinin özelinde ‘seçilmiş kişi’ olmanın üzerinde gezinen bir anlatım tutturuyor bu seride. Harry Potter’ın Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’ndaki serüvenlerini yıl hesabıyla aktaran romanlar, ilk günden itibaren yakın arkadaşları, yoldaşları haline gelen Ron ve Hermione’nin de varlıklarıyla sürükleyici bir yapıya yelken açmayı başarıyor denebilir. Bunda J.K. Rowling’in kalemi kadar, Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu’nun çeviri maharetleri de etkili oluyor kuşkusuz. Türkçeye çevirmenin son derece zor göründüğü kimi ‘özel’ kelimelerin karşılıklarını görünce, bu ikiliye şapka çıkarmamak imkânsız gerçekten de...
Serinin son halkası ‘Harry Potter ve Ölüm Yadigârları’ysa her şeyin ve herkesin anlamlandırıldığı sağlam bir final vaat ediyor bizlere. Bir önceki serüvende (Harry Potter ve Melez Prens) Hogwarts’un efsane müdürü Albus Dumbledore’un ölümüne şahitlik etmiştik. Bu bölümde, Harry’nin antitezi gibi duran Karanlık Lord Voldemort’la kahramanımız arasındaki ‘son hesaplaşma’yı okuyoruz. Harry’nin anne ve babasını öldüren bu kötücül büyücü, çevresindeki Ölüm Yiyenler’le birlikte 17 yaşını doldurmakta olan kahramanımızın peşine düşüyor, çünkü onun hükümdarlığını çökertebilecek tek kişidir Harry. 

Harry’nin geçmişinden gelen gerçekler
Serinin bu bölümü, Rowling’in o noktaya kadar getirdiği malzemeyi uyumlu bir şekilde buluşturmasıyla vücut buluyor. Altı kitaptır tanış olduğumuz bütün karakterler (ölenler dahil), Harry Potter’ın yazgısında saflarını tutuyorlar ve onun çevresinde şekillenen serüvene ortak oluyorlar. Harry’nin geçmişi hakkındaki kimi gerçekleri de gün ışığına çıkaran bu bölüm, çocukluktan kurtulup tam bir delikanlı olan kahramanının fiziksel gelişiminin yanı sıra ruhsal gelişimini de deşifre etmeyi deniyor. Ron ve Hermione’yle birlikte, Dumbledore’un isteği üzerine Hortkuluk avına çıkan Harry, bir yandan da Ölüm’ün ‘yadigârları’nı Voldemort’tan önce bulmayı amaçlıyor. Son çarpışmaya kimin güçlü gireceğinin belirleyicisidir zira bu yadigârlar... 

Bu serinin sırrı ne?
J.K. Rowling’in romanı, final hamlelerinin ardı sıra geldiği bir atmosferle destekliyor planını. Yedinci yılında Hogwarts’a dönmüyor Harry Potter, çünkü onun ölümünü isteyen Voldemort ve yandaşları, sihir aleminin bütün unsurlarını birer birer ele geçirmiş durumdalar. Hâl böyle olunca, ona inananlarla girişeceği mücadelede ‘özel’ oluşunu kullanmak zorunda kalıyor Harry. Rowling’in karakterler arasındaki bağı kimi zaman güçlendiren, kimi zamansa zayıflatan ‘sihirli’ dokunuşlarıysa kahramanımızın ‘kader’ini belirleyen hamlelere dönüşüyorlar.
Özellikle küçük yaşlardaki okurlar için yazılmış görünseler de, ‘Harry Potter’ kitaplarının her birinin bir öncekinden daha ‘olgun’ olduğu da bir gerçek. Hele ki son bölümde, karakteriyle birlikte serüvenini de ‘yetişkinleştiren’ Rowling, serinin ‘aynılık’ tehlikesinden sıyrılmasını da sağlıyor böylece. Kitapları sadece çocukların değil, yetişkinlerin de okumasının altındaki sır bu kesinlikle... 

İki bölümlük finalin ilk halkası
İki filmdir koltuğu kaptırmayan David Yates’i üçüncü kez yönetmenliğe taşıyan ‘Harry Potter ve Ölüm Yadigârları: Bölüm 1’ (Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1), Alfonso Cuarón’un yönettiği üçüncü bölüm ‘Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’yla birlikte en derli toplu uyarlama gibi göründü bize. Bunda J.K. Rowling’in final metninin sağlamlığı da etkili kuşkusuz. Harry, Ron ve Hermione’nin aralarındaki bağın gücünü gösteren ‘dingin’ bölüm, seriyi önceki halkalardaki hareket-bereket formülünden kurtarıp ayaklarının yere basmasını sağlıyor. Karakter analizi yapmaya fırsat tanıyan bu yaklaşım, hikâyeyi fantastiğin gereklerinden de koparmıyor, aksine bu yolu destekleyecek daha ‘akılcı’ bir yöntem olarak öne çıkıyor.
Önceki bölümlerde Harry, Ron ve Hermione dışındaki karakterlerin hikâyelerine de genişçe yer ayıran seri, bu bölümde ziyadesiyle bu üç karaktere odaklanıyor. Dolayısıyla merkez karakterler üzerinden yürüyen bir yapı öne çıkıyor ve izleğin dağılması da önleniyor. Voldemort da önemli bir yer tutuyor hikâyede ama onu sıkça göstermektense varlığını hissettirmeyi tercih ediyor film. Karanlık Lord’un yaydığı korku, görüntüsünden daha etkili oluyor nihayetinde.
Son kitabın iki bölüm halinde sinemaya uyarlanması, belli ki ticarî bir seçim. Bunu tartışacak durumda değiliz, ama ilk bölümün ikincisini harcayacağını hissediyoruz nedense. Çünkü kitabın büyük (ve daha ‘olgun’ olan) bölümünü ilk halkada izliyoruz, ikinci bölüme daha az ‘çekici’ malzeme kalıyor. Tabii ki serinin şahikası sona bırakılıyor, Harry ile Voldemort’un ‘son mücadele’yle kozlarını paylaşması yani. Sadece bu motivasyonla son filmi şahlandırmak ne kadar mümkün olur, bilemiyoruz...
Not: ‘Harry Potter ve Ölüm Yadigârları: Bölüm 1’ gösterimde. ‘Harry Potter ve Ölüm Yadigârları: Bölüm 2’ ise Temmuz 2011’de sinemalarda.

Önceki Harry Potter filmleri
J.K. Rowling’in yedi kitaplık serisinin ilk altı kitabı, 2001-2009 arasında dört ayrı yönetmen tarafından beyazperdeye taşındı. İlk iki filmi, ‘Harry Potter ve Felsefe Taşı’ (2001) ile ‘Harry Potter ve Sırlar Odası’nı (2002) Chris Columbus yönetirken, serinin zirvesi diyebileceğimiz ‘Harry Potter ve Azkaban Tutsağı’ (2004), Meksikalı usta Alfonso Cuarón’un imzasını taşıyordu. O filmin başarısında Sirius Black’i canlandıran Gary Oldman’ın da payı büyüktü kuşkusuz. Sonraki bölüm ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’nde (2005) yönetmen koltuğuna İngiliz usta Mike Newell oturdu ama işin altından kalkamadı ne yazık ki. Herkesi memnun eden isimse David Yates oldu. ‘Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’yla (2007) başlayıp ‘Harry Potter ve Melez Prens’le (2009) devam eden Yates hükümdarlığı, seriyi nihayetlendiren son iki filmde de sürüyor... Serinin biri hariç bütün bölümlerinin senaryolarını ise Steve Kloves yazdı. Sadece ‘Zümrüdüanka Yoldaşlığı’nda senaryonun başında Michael Goldenberg vardı... ‘Harry Potter’ serisinin yedi kitabını da Yapı Kredi Yayınları etiketiyle raflarda bulabilirsiniz.

HARRY POTTER VE
ÖLÜM YADİGÂRLARI
J.K. Rowling
Çevirenler: Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu
Yapı Kredi Yayınları
2007, 690 sayfa
30 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    Harry Potter

    ,

    Sirius