Hayat, kuram, aşk

Hayat, kuram, aşk
Hayat, kuram, aşk
Badiou'ya göre aşk tehdit altındadır ve o tehdit sadece güncelle sınırlı değildir
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Aşk bir kavramsa eğer onun kuramsal yorumu yenilenmelidir. Aşk bir yenilenme ise eğer daha bir yenilenmelidir. Güncellenme ile yenilenme arasındaki farkı not ederek elbette. Günceli, bir hız noktası alarak bir yandan. Alain Badiou’nun Türkçeye daha önce de çevrilen metinlerinde gördüğümüz, sanata ve özelde şiire yaslanma yöntemi, her bakımdan okunmayı hak eden ‘Aşka Övgü’ kitabında da devam ediyor. Nicolas Truong’un, Avignon Festivali kapsamında düzenlediği bir toplantıda Badiou’ya yönelttiği soru ve cevapların toplamı kitap . Bu yönüyle de güncel. Pratik. Hayata sokulma kat sayısı yüksek. Dahası, basamak basamak, hayat -kuram-aşk merdiveninde yol alıyor. Özgürce. Söyleşi, söyleşi olmaktan çıkıyor, felsefenin, düşüncenin ve kuramın kendisi oluyor. Yalnız, aşka doğru. Aşk için. Aşka döndükçe anlam buluyor her söz, her yorum . Yayıncı, Badiou’nun da ısrarından yol bulmuş olmalı ki, A. Rimbaud’un “Aşkı yeniden icat etmeli, besbelli” mısrasını temel alıyor. Aslında, söyleşi boyunca, Badiou’nun yaptığı da bu. Şiire dönmek. Şiire saygı duruşunda bulunmak. Düşünce kimliğini onunla kalaylamak. Yeri gelmişken, buradaki ‘icat’ kelimesinin tam karşılığından emin olamadığımı söylemeliyim. Her ne kadar kelime tam olarak onu karşılıyor gözükse bile ‘keşif’ daha bir şiir daha bir şiir ve düşünce değil midir kelime olarak?
Kitap boyunca pek çok cümlenin altını çizme ihtiyacı duyabilir okur. Fakat, Badiou’nun tedbiri elden bırakmayan düzeyi konuyu P. Coelho müptelaları düzeyine çekmekten kurtarmaktadır. Ne asık suratlı ne psikanalitik söylem karmaşasına bulanma, ne çok bilmişlik ne bu. Tam da somut, sokağa ait, sokağı etkileme amacına yönelmiş bir reklam kampanyası sloganından hareket ediyor ilkin. Meetic adlı tanışma sitesi, insanlara güvenli aşk hayatı vaat etmektedir. ‘Aşkı raslantıya bırakmayın’ demektedir. Dahası, ‘Aşka düşmeden âşık olunabilir’ tezi devreye girmektedir. Badiou’nun gözünde, aşk tehdit altındadır ve o tehdit sadece güncelle sınırlı değildir. Günlük yaşama tasavvuru bugünde açığa çıksa bile bugünü şekillendiren pek çok faktör iç içe geçmiş durumdadır. Kapitalizm paradoksal bir şekilde çok kazanmayı risk almakta görürken, söz konusu aşk olunca sigorta şirketini devreye sokmaktadır. Badiou’nun itirazı da tam buradadır. Hem komünizm hem kapitalizm ve onların kurduğu zihniyet dünyaları alabildiğine eleştirilir. Aşkta mutlak kazanç yoktur çünkü. 

Aşk öncelikle bölünmeyi işler
Felsefe tarihi olduğu kadar batının geçirdiği kültürel süreçler ve bu süreçlerdeki aşk yorumları da eleştirilir Badiou tarafından.A. Lancelin, M. Lemonnier, Schopenhauer, Soren Kierkegaard, Mozart, Goethe, Jacques, Lacan ısrarla sarsılır yorumları sebebiyle. Güzellik ve güzele yaklaşma bakımındn Platon ile uyuşur bir tek. Platon; ‘âşığın coşkusunda bir evrensellik tohumu olduğunu’ söylemek ve ‘âşığın deneyimi kendisinin idea olarak adlandıracağı şeye doğru bir atılım’ yorumunu geliştirdiği için ‘…güzel düşüncesine doğru ilerlemenin’ ifadesini bulmuştur. Öyleyse, ‘aşkta rastlantının saf tekilliğinden evrensel bir değer taşıyan bir öğeye geçme olasılığı’ sebebiyle, Platon’la buluşurlar. Badiou’nun düşünme yöntemine temel dayanak yaptığı tez, birden değil ikiden yola çıkmaktır. Bir bakıma kendisinden önceki yaklaşımlar ‘bir’i öne çıkarmakla aşkın ‘yeniden icat edilebilirliğinin’ önünü tıkamışlardır. “Dünya birden değil de ikiden hareketle sınandığında nasıl bir yer olur? Dünya benzerlikten değil de farktan hareketle incelendiğinde, gerçekleştirildiğinde ve yaşandığında nasıl bir yer olur?”İşte bütün sorusu budur Badiou’nun. Çünkü aşk birleşmeyi değil, öncelikle bir ayrılığı ve bölünmeyi işler…
Materyalist olmamak ve metafiziğe sırt çevirmemekle beraber, aşkla ölüm arasındaki ilişkiye parmak basmakta fakat asıl, “Aşk yine de dünyada meydana gelir. Önceden kestirilemeyecek, dünyanın yasalarına göre hesaplanamayacak bir olaydır.” İşte hesapsızdır aşk. Hesaplı olsaydı ona göre ‘icat edilme ihtimali’ temelden ortadan kalkardı. Eğer, “Uzamın, dünyanın ve zamanın yarattığı engelleri kalıcı bir biçimde, kimi zaman acı çekerek alt eden,” gerçek aşktan bahsediliyorsa, böyledir bu. Aşk böylelikle sadece kendisini değil, ‘yaşamı da yeniden icat eder’. Ve sözü bir vesileyle şiire de getirir Badiou. “…şiirle aşk ilanı arasındaki benzerlikler bilinmektedir. İki durumda da, dilin sırtına yüklenen büyük bir risk vardır. Yaşamda etkileri gerçekten sonsuz olabilecek bir söz söylemektir söz konusu olan. Şiirin arzusu da budur.” Aslında, kitabın ismi yanlış konulmuş bana göre. Övgüden değil, saf düşünceden söz eden bir kitap çünkü bu. Hayat-kuram-aşk iç içe.

Aşka Övgü
Alain Badiou, Çeviren: Orçun Türkay,
Can Yayınları, 2011, 88 sayfa, 8 TL .