Hayatlar öne sürüldüğünde

Hayatlar öne sürüldüğünde
Hayatlar öne sürüldüğünde
'Taras Bulba', bir coğrafyayı anlamanın yanı sıra, 15.yüzyıla hâkim olan değerleri de görünür kılıyor
Haber: AYSEL SAĞIR / Arşivi

Bir toplumu ayrıntılarıyla tanımlamak gibi geniş bir alandan sesleniyor ‘Taras Bulba’. Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852), ‘Taras Bulba’da, Rus toplumunun ruhunun derinliklerine iniyor. Hemen hemen tüm Rus klasiklerinde kendini duyuran Kazak kültürü ve yaşamıyla ilgili epik bir eser olan ‘Taras Bulba’nın temel öznesi Ukrayna’nın Kazaklar’ı olsa da, zamanının (15.yüzyıl) şartları ve toplumsal gerçekliğinden beslendiğini belirtmek gerekiyor. Romanda tanıştığımız baba Taras Bulba’yla birlikte oğulları Andrey ve Ostap başat karakterler olarak bir toplumun insan yapısının profili hakkında bilgi veriyor. Sadece Taras Bulba’ya bakarak değil elbette, Gogol’ün önemli eserlerinden ‘Ölü Canlar ve ‘Palto’ya bakarak onun eserlerinde öne çıkardığı karakterleriyle 1917 Ekim Devrimi’ni haber verdiğini söyeleyebiliriz. Zira Gogol’ün tüm eserlerinde karakterler bir farkındalık hali içerisindedirler. Yaşadıkları haksızlıkları, yoksulluğu, acıyı bir kader gibi sineye çekseler de zaman zaman, kendilerini ezen bir gücün varlığından haberdardırlar. Bu yüzden olsa gerek, Gogol sistem savunucuları tarafından büyük baskılar görmüştür. Gogol, ‘Taras Bulba’yla karakterleri üzerinden savaşma, kararlılık, irade ve ilkeli olmanın gücünü açığa çıkarır. 

Uluslar ve din savaşları
Diğer uluslarla kıran kırana bir savaş yaşanmaktadır. Tam da burada Kazak halkının savaşkan yanıyla ya da savaşmak zorunda olduğu gerçeğiyle karşılaşırız. Zira ‘yiğitliğin’ meydanlarda çarpışarak ispatlanmasının geçerli olduğu bir dönemdir. Kazakların neredeyse tek önemli gerçeğidir savaşmak. Taras Bulba da, oğullarını kaptığı gibi Kazak erlerinin bulunduğu Zaporojye’ye doğru çoktan yol alır. Andrey ve Ostap her ne kadar papaz okulunda okusalar da asıl sınavı savaşarak vereceklerini bilirler. Her dönem için değişen savaşma nedenlerinin yanısıra değişmeyen insan özellikleri burada da karşımıza çıkar. Din ve ulus olmanın belirleyici olduğu dönemlerdir ve dolayısıyla da Kazaklar’ın varlıklarını “Katolik Lehlilerden, gavur Tatarlardan, Musevilerden ve Türklerden” korumaları gerekmektedir. İlk hedef de Lehliler olur. Bulba’nın bu taaruzda oğullarıyla övündüğünü söylemeye gerek yok. Taa ki, Andrey daha önce Kiev’de karşılaştığı Leh beyinin kızıyla ilişkiye geçene kadar. Kuşatılan şehirde açlıkla savaş veren Leh beyinin kızını görmek için kaleye giden Andrey artık geri dönmeyecektir. Babası ve kardeşinin yanına savaşmak için tekrar geri dönmeyen Andrey bunun faturasını ağır öder. Öte yandan, Andrey karakteriyle insani zaaflara alan açtığını söylemekte yarar var Gogol’ün. 

Yurt kavramı karşısında
Çelikten bir iradenin ve kararlığının önemsendiği bir atmosferde, Andrey “düşmanla karşılaşınca tehlikeyi tartmayı, kendi gücünü ölçüp biçmeyi” bilmez. Savaş onun için “bir haz kaynağı, çılgınca bir eğlence ”dir. “Gerçekten de öyle, kafasının içi karışmış, gözleri kararmış bir insan, çevresindeki kelleler uçuşur, at gövdeleri patır patır yerlere serilirken; kendisini yaraladıklarını, onun başkasını vurduğunu duymazken; kurşun vızıltıları, kılıç şakırtıları ona doyumsuz bir şenlik gibi gelmez mi?”
‘Taras Bulba’, bir coğrafyayı ve toplumlarını anlamanın yanı sıra, 15.yüzyıla hakim olan değerleri görünür kılarken, ister istemez ‘Ölü Canlar’, ‘Bir Delinin Hatıra Defteri’, ‘Burun’, ‘Palto’ gibi yazarın belli başlı eserlerine de uzanıyor.

TARAS BULBA
Nikolay Vasilyeviç Gogol
Çeviri: Mehmet Özgül
Everest Yayınları
2011
136 sayfa
12 TL.


    ETİKETLER:

    haber

    ,

    Hakim

    ,

    Papaz

    ,

    Katolik

    ,

    Eğlence

    ,

    Kiev

    ,

    zaman