Haydar Ergülen'den 'içli zarf'

Haydar Ergülen'den 'içli zarf'
Haydar Ergülen'den 'içli zarf'

Haydar Ergülen FOTOĞRAF: BURAK BULUT YILDIRIM

Şairin, "ruha yolculuk verir mektup, dile itina" dediği gibi, büyük bir dil özeni ve ince bir duyarlıkla yazılmış 'Zarf'taki şiirler
Haber: GONCA ÖZMEN / Arşivi

Günümüz şiirinin usta şairlerinden olan Haydar Ergülen’den okurlarına mektup var! İlk baskısı 2004’te Dünya Yayıncılık tarafından yapılan ve Posta Kutusu dergisinin eki olarak dağıtılan ‘Zarf’, Kırmızı Kedi Yayınevi’nce genişletilmiş olarak yeniden yayımlandı. Kapağından, kalın krem rengi kâğıdına, rahat okunan puntosuna özenli bir kitap . Bu özene ve nitelikli şiir-mektuplara okurların yanıtı da gecikmedi ve ‘Zarf’ın iki ay gibi kısa bir süre içinde yeni baskısı yapıldı.
Kitabın ilk baskısında önsöz olarak yer alan Zarf ile Mazruf yazısı, zarf-mektup izleği dışında kalan Ben Başkasının Sokağı Olsaydım… şiiri, kitabın ikinci bölümünde bulunan ‘Sokak Prensesi’, ‘Eskiden Terzi’, ‘Ölüm Bir Skandal’, ‘Mırıldandığım Şeylersin’ ve ‘Hafıza’ adlı kitaplarından alınmış on iki şiir çıkarılarak onların yerine, hepsi de ilk bölümdeki şiirlerden daha uzun olan on yedi şiir eklenmiş. Ayrıca dört şiir C. Yücel, S. İleri, F. Akatlı ve dayısına adanarak, adları ve içerikleriyle kimlere göndermede bulunulduğu, kimler için yazılmış oldukları, yeni baskıda açıklığa kavuşturulmuş.
Kitaptaki şiirlerin en başta gelen özellikleri yalınlık ve içtenlikleri. Duyarlı bir kişiliğin ürünü olan, bu zarf kadar ‘iç’li şiirler; bir aşk mektubundakine yakın içtenlikleri ve doğallıklarıyla, yumuşak-sakin-sıcak ses tonlarıyla sevgi dolu, iyimser, “ mavi ” bir dille yazılmışlar. Çocukluğun, aşkın, arkadaşlığın kirlenmemiş dünyasından sesleniyorlar. Bir yazısında, “şiirin arındırıcı, fazlalıkları giderici” niteliklerinden söz eden Ergülen’in Zarf’taki şiirleri, tam da bu niteliklere sahip: kısa, yalın, anlamsal derinliği ve çağrışımlarıyla zengin, ritimleri ve sessel uyumlarıyla pürüzsüz. Ayrıca göndermeler yönünden hayli zengin olan şiirler, belirli bir yazın ve şiir kültürünü de gereksindiriyor. Kağıttan Mektup şiirindeki “İnsanlardaki tek eski tutku/ kağıttan şiir yüzdürmeleri…” dizeleri Eluard’ın Asıl Adalet şiirini anıştırıyor örneğin. 

İzlek odağında yazılan şiir
Ergülen, bu kitabıyla da eski ile yeniyi karşılaştırıyor; değişimi, yaşamı ve insanı sorguluyor. Günümüzde unutulan çoğu değeri, zarf-mektup-mektuplaşma izleği odağında tekrar gündeme getiriyor. Bu, çoğu zaman özlem, çocukluğa-anılara sığınma, ara sıra şikâyet ve hesaplaşma, bazen de yadsıma biçiminde oluyor. Şair, zarfların boş olan içlerini şiirleriyle doldururken, geçmişle içinde bulunduğu zaman arasında yaptığı zihinsel yolculuklarda çadırını geçmişe kurmayı, çocuklukta, gençlikte, anılarda konaklamayı yeğliyor genellikle. Zaman zaman hüzünleniyor. Okuyanlarda da benzer duygulanımlar yaratmayı başarıyor.
Bir izlek odağında şiir yazmak kolay bir iş değildir. O kadar şiirde hep zarf diyeceksin, mektup diyeceksin, okuru sıkmayacak ve yapaylığa düşmeyeceksin. Haydar Ergülen’in ilk şiirlerinden son yazdıklarına, temel bazı izlekleri var: anne, çocuk-çocukluk, aşk, anılar, bahçe, yolculuk, arkadaşlık, yalnızlık… Bunlar ve benzeri izlekler çerçevesinde, benzetme, eğretileme, alışılmadık bağdaştırmalar ve özgün imgelerle geliştirip derinleştiriyor şiirlerini. Mektup da vazgeçemediklerinden. 

Bu öyle bir tutku ki...
Şairin mektup tutkusu öylesine güçlüdür ki zaman zaman kendine bile mektuplar yazar. Bu nedenle, toplumun ve insanların değişiminden, geçmişte kalan mektup yazma gibi güzel alışkanlıklardan, kaybolan kimi değerlerden ve azalan insani duyarlıktan yakınıp derin bir karamsarlık duyumsamakla birlikte; çoğu şiirinde yine de iyimser bir hava sezinlenir. Güzellik, iyilik, kardeşlik duygularını, çocukluğunu, arkadaşları ve anne-babasını taşrayla ilgili anılarına dönerek canlandırır; bunlarla ve şiirle avunur. Mektubu “bir teselli kutusu” olarak gören şair, “Zarf isen pulun olurum!” diye seslenir karşısındakine. Mektup ve şiirlerde arkadaşlığı, anne sevgisi ve sıcaklığını bulur: “şiir; o eski mektup”, “arkadaşlığın en güzel hali”, “anneler olmasaydı şiir de olmazdı mektup da” der. O güzel günleri, renkli mektupları arar: “n’olur başımdan aşağı yağsa yeniden/ o mektuplar, o zarflar ve arkadaşlar”. Bir yandan “mektup çağı”nın bittiğinden söz ederken, “iyilik iyi yazılır / güzellik güzel yazılır” diyerek iyilikle, güzellikle özdeşleştirdiği zarfın, mektubun şiirini yazar. Mektubun insanları, insanların mektubu terk etmelerine gönlü razı değildir çünkü.
Sözcüklerin duygusal içeriklerini, tarihsel nostaljik yüklerini, yan anlam ve çağrışım güçlerini zenginleştiren Ergülen; yerinde sözcük seçimleriyle, yinelemeleri ve ölçülü, zorlamasız uyaklarıyla, söyleyişindeki rahatlıkla, ilginç-çarpıcı imgeleriyle okuru derinden etkileyen şiirler yazar. Şairin, daha çok yaşadıklarından, kimi zaman güncelden/tarihselden (17 Ağustos depremi, Sivas kıyımı gibi) söz etmesi, duygu, düşünce ve duyarlıklarını içtenlikle şiirleştirmesi; kitabi olan, salt biçimselliğe, kurgusallığa, soyutluğa ve felsefeye/düşünceye dayanan şiirlerdeki soğukluk ve kuruluk yerine; somutluğu, sıcaklığı ve doğal olmayı getirir. Bunda, şairin günlük konuşma dilinin müziği ve söyleyiş özelliklerinden yararlanmasının payı büyüktür. Kimi dizeleri, sanki kendine kendine konuşurmuş, mırıldanırmış ya da karşısında biri varmış da ona söylüyormuş gibidir. 

Siz’li Mektup
Anlamı güçlendirme, ritim sağlama ve akıcılık yaratmada yararlandığı yinelemeler ve uyaklarla sıkı bir ses örüntüsü oluşturur Ergülen. “Yaz mektup / yaza mektup / yaza yazıla / her mektup” dizesinde olduğu gibi, kimi zaman aynı şiirde aynı sözcüğü farklı anlamlarıyla kullanarak, çağrışımsal zenginlik, çokanlamlılık katar şiirlerine. Çoğul okumalara olanak sağlar. Bazı şiirlerinde ise karşıt kavramları, durumları bir araya getirerek anlatımı güçlendirir. Bazen de bazı deneysel şiirlerde olduğu gibi, aynı sözcüklerin sözdizimindeki yerlerini değiştirerek, bir dizenin farklı kuruluş olanaklarını dener ‘Siz’li Mektup şiirindeki gibi: “belki ‘siz’li mektup gelir size / belki size ‘siz’li mektup gelir / belki size gelir ‘siz’li mektup / ‘siz’li mektup size gelir belki de”.
Şairin, yazdığı şiirin duygusal-düşünsel içeriğiyle sözcük seçimi, anlatımı ve söyleyişini ustaca kaynaştırdığını da görüyoruz. Ergülen, eski olsun, yeni olsun zengin sözlük dağarı olan bir şair ve eski sözcükler şiirlerinde yama gibi, yabansı durmuyor. “Vücut ikliminin sultanı”ndan, “dostların meclisi”nden, “divan”dan söz edilen “Mektup Geldi!” şiirinde geçen “mübalağa, itina, hikmet” gibi sözcüklerle “n’ola usul pulun olaydım ben de” dizesindeki benzeri deyişlerin; anakronik bir tutum ya da ideolojik bir yeğlemenin sonucu değil; şiirin atmosferine uyum açısından seçilip kullanıldığı açıktır.
Şairin, “ruha yolculuk verir mektup, dile itina” dediği gibi, büyük bir dil özeni ve ince bir duyarlıkla yani ‘itina’ ile yazılmış ‘Zarf’taki bu şiirler bir yakınımızdan, arkadaşımızdan ya da sevgilimizden alınmış mektuplar gibi duygusal, düşünsel yolculuklara, anılara götürüyor bizi. Bu mektup şiirler, mektup yaz(a)mamanın, al(a)mamanın, birbirimize içimizi açamayışlarımızın yarattığı boşluğu da dolduruyor bir bakıma. Bu yüzden Cenk Koyuncu’nun Haydar Ergülen için yazdığı mektubun son sözleriyle bitirelim: “Mektuptur Hergülen!/ Size yollanmıştır…/ Lütfen açınız!”

ZARF
Haydar Ergülen
Kırmızı Kedi Yayınevi
2010
120 sayfa
10 TL.