Hayır; çünkü vicdan

Hayır; çünkü vicdan
Hayır; çünkü vicdan
'Yetmez Ama Hayır', Ali Özgür Özkarcı'nın 'sol'dan konuşan bir şiir kurmaya çalıştığının, bunu yaparken de ağlak bir 'devrimci'liğe paye vermediğinin göstergesi
Haber: UTKU ÖZMAKAS / Arşivi

Türk şiirinin güçlü bir siyasi damarı olduğu açık bir gerçek. Ne var ki günümüz şiirinde bu damarın gücünün kısmen azalmış bir görünüm arz ettiği, şairlerin özellikle ilk kitaplarında siyasetin güçlü bir biçimde yer almadığı da kolaylıkla sağlaması yapılabilecek bir gerçek. Ali Özgür Özkarcı bu bakımdan ayrıksı bir şair. İlk kitabı ‘Kırbaç’ta (vakasız tarih üçlemesi) deneyci bir toplumcu şiirin peşinde olduğunu göstermişti. İlk kitapta özellikle tarih üzerinden siyasal olana yönelmişken, ikinci kitabı ‘Yamuk’ liberallerle hesabının yeni açıldığını işaret ediyordu. 160. Kilometre’den çıkan, dumanı üstünde üçüncü kitabıysa adından başlayarak muhatabını ortaya koyuyor: ‘Yetmez Ama Hayır’.
‘Yetmez Ama Hayır’ ilk etapta, biçimsel olarak bakıldığında algılanan simetriyi içeriğiyle kırıyor. İçi boş basit bir olumsuzlamayla sırtını dönmek yerine yapıcı ve yıkıcı enerjisinin buluştuğu siyasal kavramlar ağında oluşturduğu bir neşeyle konuşuyor. Bu bakımdan konuşkan şiirlerle dolu kitap. Okurunu kendisiyle konuşmaya, ortak bir tarihte yürümeye davet eden kitabın ‘öteki’yle olan iletişimi bir hayli kuvvetli. Ne var ki bu iletişim ilk bakışta sanılabileceği üzere soyut idealler evreninden gelmiyor, gündelik olaylar ve vakalardan yola çıkıyor. Bu da iletişimin gerçekçiliğini tesis eden bir rabıtanın oluşmasına en önemli katkıyı sağlıyor. “5 No’lu Şiir”de anadili Kürtçe olduğu ve Türkçe bilmediği için hapishanedeki oğluyla konuşamayarak konuşan bir annenin trajedisi, “Bir Ayşe Çengi Çingene”de tecavüze uğrayan bir ‘çingene Ayşe’nin bürokrasinin soğuk duvarlarında nasıl unufak edildiğiyle buluşuyor. 

‘Kozmik keramet’
Adorno’nun meşhur “Auschwitz’ten sonra şiir yazılamaz” sözü yıllarca tartışılmıştır. Özkarcı da ‘kozmik oda’sına girilmiş bir ülkede şiir yazmanın ve yaşamanın ne demek olduğuna “Kozmik Keramet”le bakıyor; daha doğrusu kozmik odaya girilmesini izleyen bir Ahmet’in hallerine... Ahmet’in umursamazca çekirdek çitlemesi, küfrederek siyasi bir tespit yapmasına bakarak uzuvlardan damarlara geçiyor. Medyanın gürültüsünü bir yana bırakıp Ahmet’in ne dediğini dinleyip yerleşik söylemin bireylere kabul etmeleri için sunduğu hazır formülleri ve paketleri reddediyor. Ardında vicdanın yattığı bu ret siyasetinin temel hedefiyse kitabın adından belli olduğu üzere bir süredir siyasal alanın üstüne çöken ikili karşıtlık. Siyasal olanın geride bırakılıp siyasetin iki kutba indirgenmesiyle ve sadece bu indirgeme değil, aynı zamanda kutupların kendisiyle de ilgili bir itirazı var Özkarcı’nın. Bir yandan “Bir acıdan bahsedince nasılsa Holokosttan başlanacak” diye düşünenlerle öte yandan da “güya yurt sevgisiyle hadım” edenlerle boğuşuyor. Burada kitapta belki de hiç adı geçmeyen bir kavram şiirin, sayfanın tam da ortasına gelip merkeze oturuyor: Vicdan. Milli-muhafazakâr mutabakatın azınlıkları folklorik ötekilere indirgeme çabasıyla uzlaşmış veyahut savaş dilini kurmakta tereddüt etmeyenlere karşı güçsüz düşünce taklidi yapan bir liberal düşüncenin muhatap, hatta hasım ilan edilmesinin nedeni tam da bu vicdandır. Ayşe’nin, Ahmet’in ve tabii ki “Cemaliyle” konuşamayan bir annenin şiirin öznesi olmasının da.
Özkarcı’nın ilk kitabının son bölümünü oluşturan “vakasız tarih üçlemesi”nin devamı ‘Yetmez Ama Hayır’da karşımıza “Ek: Portreler (Vakasız Nüvis’liğin ‘İmkân’sızlığı Üzerine)” bölümüyle çıkıyor. “Vakasız” ile söyleşen şair, Mustafa Suphi, Çerkes Ethem ve Sultan Galiyef’i “şimdi ve burada”ya davet ediyor. Bu isimleri şiirinde yalnızca tarihsel figürler olarak kurmuyor, onlarla gerçek bir karşılaşmayı oluşturmak için gündelik hayatlarına göndermeler yapıyor ve mit karşıtı bir tavır takınarak bu isimleri ‘kahraman’ statüsünden indiriyor; elbette saygısını göstermek için. Bunun için yüzeyden cepheye geçiyor, biyografik bilgileri ve tespitlerini günümüzün mitik kavrayışına karşı bir taşa çeviriyor. Burada önemli olan atışların cephe gerisinden bakmadan mı atıldığı, yoksa muhatabının yüzüne mi fırlatıldığı. ‘Yetmez Ama Hayır’, Özkarcı’nın entelektüalizm karşıtı ve ‘sol’dan konuşan bir şiir kurmaya çalıştığının, bunu yaparken de ulusalcılığa ve nostaljik, ağlak bir ‘devrimci’liğe paye vermediğinin açık bir göstergesi.

Yetmez Ama Hayır
Ali Özgür Özkarcı
160. Kilometre Yayınevi
2011, 64 sayfa, 8 TL.


    ETİKETLER:

    MİT

    ,

    kitap

    ,

    Kürtçe

    ,

    Tarih

    ,

    Şiir

    ,

    Şair

    ,

    İlan

    ,

    iletişim

    ,

    dolu

    ,

    siyasi

    ,

    Karşı