'Hayır' demeyi öğreniyoruz

'Hayır' demeyi öğreniyoruz
'Hayır' demeyi öğreniyoruz
Nelere Hayır Demeliyiz serisi, cinsel taciz, şiddet, hoşgörüsüzlük ve ırkçılık, kötü muamele ve haraç gibi kafa karıştırıcı kavramları çocuklar açısından ele alıyor. Birbirimize göstermeyi uzundur unuttuğumuz saygı üzerinden
Haber: ASLI TOHUMCU - asli@aslitohumcu.com / Arşivi

‘‘İnsanlar başkalarıyla birlikte yaşamaya katlanamadıklarında, onlara hükmedip onları ezmek istediklerinde hayat çok zor ve şiddet dolu bir hal alır. Aynı savaş zamanlarındaki gibi…” Desenize, memlekette son hızla devam eden bir savaş var on yıllardır!
Yukardaki alıntı, Timaş Çocuk ’un Nelere Hayır Demeliyiz? başlıklı serisinin önsözünden. Fransız kökenli seri cinsel taciz, şiddet, hoşgörüsüzlük ve ırkçılık, kötü muamele ve haraç gibi kafa karıştırıcı kavramları çocuklar açısından ele alıyor. Biz yetişkinlerin birbirimize göstermeyi uzundur unuttuğumuz saygı üzerinden. Karşımızdaki insanın bedenine, cinsiyetine, kökenine, inancına, fikirlerine saygı göstermek ve bazı durumlarda karşımızdakine kesinkes ‘hayır’ demek gerektiği düşüncesi üzerinden. Çocuklara haklarına sahip çıkmalarını, karşılarındakilerin de aynı haklara sahip olduklarını anlatma amacını güden beş kitaplık bir seri.
Serinin ‘Şiddete Hayır!’ başlıklı kitabı ufak ama önemli bir uyarıyla açılıyor: “Hayır demekten söz eden bu kitap başkalarını ezip geçmen için değil, şiddetin kaynağını anlaman ve kendini bundan korumaya çalışman için hazırlanmıştır.” (Zaten aksi, kitabın yola çıkış amacına aykırı olurdu.) Şiddetin tarih öncesi dönemlerden bu yana var olduğunu belirten kitabın, günümüzdeki şiddet türlerini sıralarken cinayetler ve savaşlar gibi ilk akla gelen örnekler dışında gürültü, sefalet, hırsızlık gibi es geçilen türlerini de şiddet kavramı dahilinde ele alması çok güzel. Hatta bunlara şiddetin duygusal çeşitleri de eklenebilseymiş, daha bile güzel ve tam olurmuş.
Çocukların (aslında insanların) hangi durumlarda şiddete başvurduğunun örnekleri de matrak çizimler eşliğinde verilmiş kitapta. Metinlerde laf kalabalığına girilmemesi, aynı şekilde metin çizim dengesinin kurulmuş olması da kitabın ve tabii serinin, artılarından. İnsan kendisine saldırıldığında, her şeye onun adına karar verildiğinde (kendinden küçüğü ezerek), kendisine saygı gösterilmediğinde, söz dinlemek istemediğinde, kuralları bilmediğinde (kuralların kendisine öğretilmediği durumlarda demek daha doğru olabilir), kendisiyle alay edildiğinde, kardeşini kıskandığında, en önemlisi de televizyonda gördüğü şiddet eylemlerini taklit etmek istediğinde ya da ailesinden dayak yediğinde…
Çoğu zaman yanıltıcı bir şekilde bir çare gibi görünse de, şiddetin aslında insanı çıkmaza sürükleyen, esir alan, yalnızlaştıran bir durum olduğu bariz. Kitap bu saptamayı biraz fazla hızlı geçiyor sanki, belki bu nasıl bir esir almadır, nasıl bir yalnızlaşmadır, şiddet uygulayana nasıl geri döner örneklenebilirdi. Şiddete karşı yapılacak ilk şey konuşmak. Suskunluk da şiddete şiddetle karşı vermek kadar tehlikeli bir tercih çünkü. Ama tabii kitap, konuştuğumuzda karşımızdaki kişinin bizi belirli bir saygı çerçevesinde dinleyeceği varsayımından hareket ediyor. Olsun, biz olması gerekenden devam edelim!
Şiddete karşı çocuğun kendisine şiddet uygulayan kişiyle konuşması ve bu durumdan duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi, bir yetişkini durumdan haberdar etmesi ya da ondan akıl alması, bir arabulucu bulması gibi önerilerde bulunuyor kitap. İşin bir de şiddetin yan etkilerinden sıyrılma ihtiyacı kısmı var; onun için de spor yapmak, sanatın herhangi bir dalıyla ilgilenmek, dengeli beslenme ve uyuma gibi öneriler getirilmiş. Tabii oyun oynamak, kahkaha atmak ve şarkı söylemek de rahatlatıcı reçeteler arasında. Kitabın sonundaki bazı sorular da, çocuğun şiddet söz konusu olduğunda kapana mı kısıldığının, yoksa hayır demeyi mi başardığının yanıtını vermesine yardımcı oluyor.
Serinin bütün başlıkları önemli ama yer darlığından ikinci sırayı ‘Cinsel Tacize Hayır!’ kitabına verirsek… Cinsel tacizin tanımı girişte biraz üstü kapalı yapılmışsa da, kitap bu açığını gerçek hayatta yaşanabilecek hikayelerden beş örneklemeyle kapatıyor. Bir kız ya da erkek çocuğun, kendisinden yaşça büyük, hemcinsi bir akrabasının sevgi ya da şefkatten kaynaklanmayan dokunuşlarıyla ve bedeni hakkında rahatsızlık verecek şekilde konuşmasıyla; antrentörü ya da öğretmeninin mesleğini, istemeye hakkı olmayan şeyleri istemek için kötüye kullanmasıyla; sürekli alışveriş ettiği bir dükkandaki satıcının yardım ediyor kısvesi altında ve ısrarla kendisine yaklaşmaya çalışmasıyla karşılaşması türünden örnekler verilmiş. ‘Cinsel Tacize Hayır!’da, aile içi tacize üvey baba örneklemesi verilmesi ilginç (olmayan şey değil ne yazık ki!).
Elbette ki insan çocuğunu korumak için her dakika onun yanında olamıyor ve tam da bu nedenle çocuklarımızı, herhangi bir tacizle karşılaştıklarında nasıl davranacakları ve bu durumu bizlerle paylaşmaları gerektiği konusunda bilinçli yetiştirmemiz şart. Bu zor konuları kitaplar aracılığıyla açmak sanırım en doğrusu. Ama tabii seriyi okumanın sorduracağı yeni sorulara karşı da hazırlıklı omak gerek. Çocuğa karşı ne aşırı korumacı davranmak ne de her köşeden bir tacizci fırlayacakmış gibi bir endişe yaratmak da doğru değil. Ne yazık ki bir tek bunun nasıl başarılacağının kitabı yok!
Nelere Hayır Demeliyiz serisi, özellikle ‘Hoşgörüsüzlük ve Irkçılığa Hayır’, ‘Haraca Hayır!’ ve ‘Kötü Muameleye Hayır!’ başlıklı kitaplarıyla belki yetişkinlere de bazı konularda kendilerine çekidüzen vermeleri gerektiğini hatırlatacak bir kitap. Umalım da bu kitaplar sadece fikir sahibi olunmak için okunsun, çare olsun diye değil!

CİNSEL TACİZE HAYIR
ŞİDDETE HAYIR!
HOŞGÖRÜSÜZLÜK VE IRKÇILIĞA HAYIR!
HARACA HAYIR!
KÖTÜ MUAMELEYE HAYIR!
Dominique de Saint Mars
Timaş Çocuk
2011
Her bir kitap 32 sayfa ve 4 TL.


    ETİKETLER:

    spor

    ,

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    Oyun

    ,

    Çocuk

    ,

    Aile

    ,

    Erkek

    ,

    Kız

    ,

    Beslenme

    ,

    Alışveriş

    ,

    Tarih