Her katilin bir hikâyesi vardır

Her katilin bir hikâyesi vardır
Her katilin bir hikâyesi vardır
Ahmet Ümit'in kahramanı Başkomiser Nevzat'ın yeni maceraları 'Davulcu Davut'u Kim Öldürdü?'yle devam ediyor; çizimler Apülika'nın. İsmail Gülgeç'in çizdiği 'Çiçekçi'nin Ölümü' ve 'Tapınak Fahişeleri' ise yeniden basıldı
Haber: CİHAN ERKEN / Arşivi

Türk polisiye romanın en ünlü kahramanlarından Başkomser Nevzat’ın merakla beklenen çizgi romanları sonunda okurla buluştur. Aptüllika’nın çizdiği ‘Davulcu Davut’u Kim Öldürdü?’ ilk kez Everest Yayınları’ndan basıldı. Yeni çizgi romanla birlikte daha önce İsmail Gülgeç’in çizdiği ‘Çiçekçi’nin Ölümü’ ve ‘Tapınak Fahişeleri’ de yeniden basıldı. Böylece Başkomser Nevzat’ın iki eski, bir yeni çizgi romanı bir arada yayımlanmış oldu. Başkomser Nevzat, aslında Ahmet Ümit okurlarına ve polisiyeye meraklılarına yabancı bir karakter değil. ‘Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’ ile ‘Agatha’nın Anahtarı’ndaki öykü kitaplarının ve ‘Kavim’ ile ‘ İstanbul Hatırası’ romanlarının başkahramanı. Başkomser Nevzat’ı konu alan öykülerden daha önce dizi filmler yapıldı. ’Karanlıkta Koşanlar’, ’Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’ ve ‘Kanun Namına’. ‘Karanlıkta Koşanlar’da Nevzat’ı Uğur Yücel canlandırmıştı, ‘Şeytan Ayrıntıda Gizlidir’de Çetin Tekindor, ‘Kanun Namına’da ise Altan Erkekli... 

Hepimizin başına gelebilir
Çizgi romanlarda cinayet masası amiri, deneyimli Başkomser Nevzat ile öfkeli, yalnız ve yabancılaşmanın eşiğindeki Komiser Ali ve Komiser Zeynep’in yaşadıkları gerilim ve merak yüklü serüvenleri konu ediniyor. Üçlümüzün başından geçen serüvenler, aslında hepimizin yaşayabileceği, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinde her gün okuduğumuz olaylardan oluşuyor. Başkomser Nevzat’ın öyküleri kendi suç kültürümüz üzerinde yükseliyor, suçun işlenişinden, cezalandırılmasına kadar olan süreç ülkemiz insanın psikolojisi temel alınarak anlatılıyor. Bu anlatıda zorbalık, kan, şiddet gibi olguların eleştirisi de yapılarak, suçun çözümünü, kaba kuvvet, güç gösterisi, gözü kara cesaret gibi niteliklerin yardımıyla değil, akıl, vicdan ve suça bilimsel yaklaşımla (kriminoloji-kriminalistik bilimlerinin uyguladığı tekniklerle) gerçekleştiriliyor. Katil de olsa insanı önyargısız ele alan öyküler, aynı zaman da ülkemizin gerçeklerini çarpıcı bir şekilde okura sunuyor.
Çizgi romanlardaki başkarakterleri şöyle bir tanıyacak olursak...
Başkomser Nevzat: Ellili yaşlarını sürüyor. Balat’ta tek başına oturuyor. Polisliğe alaylı olarak başlamış; dürüstlüğü, cesareti zaman zaman ona rütbe, zaman zaman da sürgünlük getirmiş. Mesleğin bütün kademelerinde bulunmuş. Başarı kadar başarısızlıkları, mutlulukları, acıları yaşamış, mesleğin iyi yanlarını olduğu kadar kötü yanlarını da iyi bilen bir hayat adamı. Büyük umutlarla başladığı polislik mesleğinin aslında insan öğüten bir değirmen olduğunu fark etmiş ama nedense bu işi bir türlü bırakıp gidememiş.
İstanbul’u avucunun içi gibi tanıyan, suçlu psikolojisini iyi bilen bir polis. Zengin, yoksul, suçlu, masum, toplumun çeşitli kesimlerinden dostları var. Onların hepsiyle de anlaşabilen bir adam. Gelecek konusunda umutlu değil ama mücadeleden de vazgeçmiyor. Suçluları yakalarken, bataklıkta sivrisinek avladığının farkında; bu ona mutluluk getirmese de, üzüntü de vermiyor. Polisliği sürdürmesinin nedeni, başka mesleği olmaması. 

‘Beyoğlu’nun en güzel abisi’
Sürekli sivil dolaşıyor. Emniyettekilerin ona büyük saygısı var. Suçluların yakalanmasında, olayların çözümünde kaba kuvvetten çok, aklın ve bilginin ama daha çok vicdanın kullanılması gerektiğine inanıyor. Öne çıkmayı sevmeyen, engin gönüllü bir kişiliği var. Yıllardır Beyoğlu’nda çalıştığı için çevre esnaf onu çok iyi tanıyor. Beyoğlu’nda herkes ona “Abi” diyor. Evgenia ise ona “Beyoğlu’nun en güzel abisi” diyor.
Hayatta kimi kimsesi yok. Karısıyla, kızını yıllar önce kendisi için konulan bir bombanın patlaması sonucu kaybetmiş. Evine temizliğe gelen adeta onun ablası rolünü üstlenen Menşure adında bir yardımcısı var.
Nevzat’ın en büyük eğlencesi mahalle kahvesinde içtiği nargilesi ile yine aynı kahvede mahalle esnafından Berber Ayhan’la rakısına oynadığı iddialı tavla partileridir. Mahalleden kahveci Zihni ve bakkal Remzi’yle ahbaplığı vardır.
Dizinin her bölümünde aralarında büyük bir aşk olmasına rağmen bir türlü evlenemediği (Nevzat’ın karısının ve kızının anısına duyduğu saygıdan mı yoksa Evgenia’yı korumak için mi belli olmayan bir nedenle) Evgenia’nın Rum Meyhanesi’nde kafa çekmeye bayılır.
Nevzat, Milli Takım’ı tutar. Arada bir maça gittiği de olur. Karnıyarıkla pilava bayılır. Vefa bozacısına uğrar, Pelit turşucusuna gider, Balık Pazarı’nda işkembe içtiği bir çorbacısı vardır. Türk Sanat Müziği sever. Münir Nurettin Selçuk’a bayılır. Üzerinde eski bir yağmurluk vardır, altında dikkat çekmeyecek bir takım elbiseyle dolaşır. Giysilerine özen göstermez. 1958 model babadan kalma bir Plymouth’u vardır. Arabası sık sık arıza yapar ama o “Kontes” dediği arabasından vazgeçmez. İstanbul trafiğinden nefret eder.
Komiser Ali: Polis kolejinden mezun, 30 yaşında. Beyoğlu’nda mobilyasız, eski bir evde tek başına yaşıyor. Ev her an boşaltılmaya hazır gibi. Ali kimsesiz çocuklar yurdunda büyümüş. Anne ve babası hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bu konuda araştırmalar yapmış ama yetimhanedekiler geçmişiyle ilgili dosyaların kaybolduğunu söyleyince işin peşini bırakmış. Esmer, yakışıklı, sağlam yapılı, yumruğuna sıkı biri. On yıldır meslekte ama haksızlıklara dayanamadığı için sık sık üstleriyle kavga etmiş, bu yüzden de rütbe alamamış. Tıpkı Nevzat gibi, protokolden, masa başında çalışmaktan nefret ediyor. Teknolojiye ve şiddette yatkınlığı var. Asi davranışlarına rağmen, dürüst ve işini iyi yapan bir polis. Ekibin en atak insanı. Bu tavrıyla zaman zaman gereksiz çatışmalara neden olsa da becerikliliğiyle işi kurtarıyor. Kavgacılığı yetim bir çocuk olarak büyürken, sık sık sopa yemesinden kaynaklanıyor. O yıllardan kalan kendini koruma duygusu, giderek bir refleks haline gelmiş. Polisliği seçmesinde de bu kendini koruma duygusu belirleyici olmuş.
Ali ile Nevzat’ın bir araya gelmesi, yanlarına da Zeynep’in verilmesi bir rastlantı değil. İstanbul gibi bir metropolde cinayetlerin çözümü için operatif bir ekip oluşturulması gerekliliğinden kaynaklanan bir proje. Üçlümüz, Nevzat’ın sorumluluğunda birbirlerini tamamlıyorlar.
Ali alttan alta Zeynep’e tutkun. Ama bu eğiliminin fark edilmesinden deli gibi korkuyor. Ona aşık olan Gazeteci Ceyda’yla bile ilgilenmiyor. Zeynep’i aklından çıkaramıyor. Ama bu işin olmayacağını da çok iyi biliyor. Zeynep’in kalabalık ailesini seviyor, çünkü kendisinin hiçbir zaman öyle bir ailesi olmamış. Ama bunu itiraf etmekten bile korkuyor. Çocuk esirgeme yurdunda yaşadıkları onu ketum, kapalı, kimseyle sırrını paylaşmayan bir kişilik haline getirmiş.
Nevzat’la ilginç bir ilişkileri var. Bir yandan Nevzat’a saygı duyuyor, bir yandan onu anlamakta zorlanıyor. Ancak Ali, önceleri iyi tanımadığı Nevzat’ın söylediklerinin bir bir çıkmasıyla onu benimsemeye başlıyor. İyi bir polisin nasıl olması gerektiğini bu babacan adamdan öğreniyor. Deyim yerindeyse Nevzat onu ehlileştiriyor. Kendisiyle yüzleşmesine sağlıyor.
Ali sert müzikler dinleyip, bira içiyor. Fanatik bir Beşiktaşlı. Evinde depresif bir yaşam sürüyor. Yemek yapmıyor, yaptığı yemek omlet ya da makarna, onları da baştan savma yapıyor. Komşusu yok. Kadınlar onunla ilgileniyor ama bu onu çok etkilemiyor. Yaşamda yaptığı en iyi şey mesleği. Ancak tek varoluş alanı olan mesleği bile pamuk ipliğine bağlı. Her an çekip gidebilir. Öte yandan Nevzat ve Zeynep giderek onun ailesi gibi olacak. 

Ekibin bilimsel yüzü
Kriminolog Zeynep: Otuzlu yaşlarında güzel bir kadın . Konusunun en iyisi. Suçların çözümünde, bizimkilere lojistik destek sağlıyor. Çatışmalara katılmıyor ama onun dışında her zaman sahada yer alıyor. Olay yeri incelemelerin tümünde var. Gece ya da gündüz fark etmiyor. İstendiği zaman görev başında. Nevzat ve Ali’nin yakaladığı zanlıların suçlarının ispatı için onun laboratuvar çalışmalarına ihtiyaç var. Ekibimizin bilimsel yüzü de diyebiliriz Zeynep’e.
Zeynep ailesiyle birlikte yaşıyor ve evin temel direği gibi. Eve hem maddi katkıda bulunuyor hem de herkesi çekip çeviren bir beyin konumunda.
Zeynep de Ali’ye ilgi duyuyor. Ancak hem aynı ekipte olmaları hem de Ali’yle taban tabana zıt iki karakter olmaları bir ilişkiye başlama konusunda onu düşündürüyor. Öte yandan annesinin “artık evlen kızım” yollu sıkışmaları canına tak diyor. Savcı Oğuz’un kendisine olan ilgisinin farkında ancak Oğuz’a beslediği duygular, Ali’ye duydukları kadar güçlü değil. Yine de mantıklı davranmayı benimsemiş olan Zeynep, eğer biriyle evlenecekse bunun Oğuz olmasının daha doğru olacağını düşünüyor. Ali’yi sevmesine rağmen ona güvenemiyor. Bu nedenle Ali’yle ilişkileri bir türlü rayına girmiyor.

Davulcu Davut’u Kİm Öldürdü?
Çizen: Aptüllika
65 sayfa, 15 TL.

Çİçekçİ’nİn Ölümü
Çizen: İsmail Gülgeç
58 sayfa, 15 TL.

Tapınak Fahİşelerİ
Çizen: İsmail Gülgeç
81 sayfa, 15 TL
Ahmet Ümit’in eserleri Everest Yayınları’nca yayımlanıyor.