Her söz faşisttir

Her söz faşisttir
Her söz faşisttir

Alain Robbe-Grillet

'Barthes'ı Niçin Seviyorum', deneysel romanların hayranlık uyandıran büyücüsü Alain Robbe-Grillet'nin felsefeci ve göstergebilimci Roland Barthes'la yıllar süren dostlukları üzerine yazılarını bir araya getiriyor
Haber: KAYA GENÇ / Arşivi

Hiçbir şey söylemediği söylenen eleştirmenle hiçbir şey söylemediği söylenen romancının çok şey söyleyen dostluğu. Roland Barthes ve Alain-Robbe Grillet. İnsan ancak kendi de konuşmak isteyerek bakabilir bu iki dostun birbirlerine söz verişlerine ve birbirlerinden söz alışlarına. Silgiler’in, Kıskançlık’ın yazarının, modernizmin büyük post-moderninin ve post-modernizmin büyük modernistinin kürsüye çıktığını hayal edin; ‘Çağdaş Söylenler’in, ‘S/Z’in, ‘Yazının Sıfır Derecesi’nin şairi olan dostunun sözleri üzerine söz almak üzere. Konuşmaya başlıyor; mikrofona parmağının ucuyla birkaç kere patpat vurduktan sonra, sesini ayarlayarak sözcükleri seslendiriyor: “Bir monolog değil de bir diyaloğun, çok önemli bulduğum, ancak zihnimde hâlâ belirsiz olan birkaç konu üzerine Barthes’la düşünce alışverişinin gerçekleşmesini umuyorum. ‘Barthes’ı Niçin Seviyorum?’ İşte bu basit cümle şimdiden bir sürü sorun yaratmaya başladı zihnimde. Üç sözcük: ‘Barthes’ı’, ‘niçin’, ‘seviyorum’, işte bu üç sözcük için bana kalırsa başlı başına bir kolokyum düzenlenmeli...” 

Barthes’ı ezbere okumak
Cerisy. Temmuz 1977. Barthes kolokyumunda kürsüye çıkan Alain Robbe-Grillet, bir yazarı sevdiği vakit onun yazdıklarını incelemeyi değil, ezberlemeyi yeğlediğini itiraf ediyor, tutkuyla. Flaubert’den, Paul Valéry’nin Le Cimetiere marin şiirinden sözcükleri ezberleyen bir zihin: Büyük romancı ve büyük okuyucu. Karşısındaki kalabalığa bir metni genellikle banyodayken ezbere okumaya başladığında, metinle arasında onu kâğıttan okurken oluşan ilişkiden farklı bir ilişkinin doğduğundan bahsediyor; “daha az dalgın ve çok daha samimi” bir ilişki.
Roland Barthes, peki kimdi bu ezbere okunan sözcüklerin yazarı? Onun hiçbir şey söylemediği ve 19. yüzyıla takıntılı bir gerici olduğu söylenmişti. Bir Marksist miydi? Belki en başlarda... Bir Freudyen analizci miydi? Bazı anlarda... Saussure’ün dil üzerine konuşmayı miras bıraktığı ardılı mıydı? İstemeden de olsa, belki bazen. Dostu Robbe-Grillet onun diyalektik materyalizm, psikanaliz ve dilbilimin düşünce kıvrımlarını benimsediğini, ancak sonra “üç jandarma”nın, Marx, Freud ve Saussure’ün diktatörlüğünü keşfettiğini anlatıyor, gülümseyerek. Ve Barthes’ın ‘işlev’ini ‘söylem sanatını açıkça görülen bir haz ve sapkın bir beceri ile yönetmek’ olarak özetliyor.
Her söz faşisttir, demişti Barthes. Hiçbir şey söylemeyen eleştirmen, demişlerdi onun için. College de France’da verdiği açılış dersinin sonunda, Barthes’ı hayranlıkla dinleyen Robbe-Grillet, Nouvelles litteraires dergisinde çalıştığını söyleyen genç bir gazeteci kızın kendisine saldırdığını hatırlıyor. “Ben konuşmayı ne kadar beğendiğimi söylerken birden bağırmaya başladı: ‘Ama lütfen, ne dedi ki? Sonuçta hiçbir şey demedi.‘ Evet, belki de öyle. Ama bu durum benim konuşmadan aldığım hazla kesinlikle çelişmiyor. Genç kıza şöyle yanıt verdim: ‘Öyle değil aslında, tabii ki bir şeyler söyledi, kaçan bir anlamdan başka bir kaçan anlama kayıp durdu.’” Robbe-Grillet için metnin hazları ve önemi, tam da bu kaçma-kayma hareketindedir. Eleştirmen, her söz faşisttir, diyen eleştirmen, faşist olmayan bir konuşmayı/metni nasıl kurabilir? College de France’ın görece demokratik yapısında bunun için bir imkân vardı. Ancak burada anlatıldığı gibi, Barthes’ın derslerinin popülaritesi, artık belli sıkıntılar doğurmaya da başlamştı: “Bir sabah kalabalık öylesine çoğalmıştı ki, gayretli, sadık dinleyicileri kürsünün yalnızca önüne değil, bu kez yanlarına da çok sayıda fazladan sandalye koymuşlardı. Barthes kürsüye geçip oturduğu an dinleyicilerin onu yandan, hatta neredeyse tam arkasından gördüklerini fark etti. Paniğe kapılarak yerinden kalktı ve salonu boşalttırdı.” Çünkü iki saat boyunca profilden incelenme fikri Barthes için dayanılmazdı.
Roland Barhtes, peki kimdi bu merakla dinlenen konferansların anlatıcısı? Dostu, onun yemekle kurduğu ilişkiden, iri yarı bedeninden nasıl da tiksindiğinden bahsediyor onu dinleyenlere. Yüce bir Romalı senatöre benzeyen görüntüsünde “Sokrates’in sıcakkanlı inceliği”yle “Buda’nın bilgeliği”ni birleştiren güzel bir yüz vardır; ancak bu yüz, “onun gözünde tedavi edilemez bir kişilik zafiyetinin ve zamanından önce semirmiş bir zevk düşkününün rahatlıkla fark edilen karışımından başka bir şey değildi. Kendi aynası ona sarkmış etler, korkak bir ifade ve çenesinin hemen altında başlayan gıdıdan başka bir şey göstermiyordu.” 

Kendini sevmezdi
1990‘ların ortasında yazılmış sözcükler. Barthes’ın ölümünden on beş yıl sonra. Parmaklarının arasında purosuyla Barthes; fotoğraf çektirmekten hoşlanmayan ama hep görülmek istenen, haftalık dergilerin görmeyi sevdiği Barthes. “Roland Barthes kendini sevmezdi,” diyor dostu onun hakkında. “Belki de kendini seviyordu, ama memnun edilmesi çok zor olan ve sürekli hayal kırıklığına uğrayan bir aşkla seviyordu.” Hayranlıkla dinleniyor ve okunuyordu ve kendini sevmiyordu; eleştirmene karşı duyulan genel hissiyatı özgül yaşantısında bedenleştirmişti. Herkes ondan bir roman yazmasını bekliyordu ve Bir Aşk Söyleminden Parçalar’ın, S/Z’in, Yazının Sıfır Derecesi’nin birer roman olduğu fikrine hiç katılmıyordu. Romanı ‘düzgün’ biçimiyle, 19. yüzyıldaki haliyle üretmeyi istiyordu; Robbe-Grillet burada onun yazacağı romanı hayal ediyor, gerçek bir dost gibi.
Kahramanın adı Rolla. II. Don Pedro zamanında, Brezilya’da geçiyor olaylar. Âşık olacağı genç kızın adı Charlotte. Barthes öyküyü yazmaya başlıyor, “kalemi kâğıdın üstünde kayarak, neşe içinde, sonsuz bir mutlulukla hızla ilerliyor.” Ancak birkaç sayfa sonra Barthes, aslında ‘Genç Werther’in Acıları’nı yeniden yazdığını fark ediyor. “Bu durum onu eğlendirir: Yeniden yazma, onu harekete geçiren düşüncelerin ayrılmaz bir parçası değil miydi?” Karakter, yumurtadan çıkan larva, kışı kabuğunda geçiren tırtıl gibi ‘dışarıya’ çıkar ve değişmeye başlar; karakterin adı artık Laurent olmuştur, bir askerdir bu, Charlotte onu kıskanıyordur ve Barthes romanını aşkla yazarken fark eder ki aslında Tristan ve Chateau des Pyrenees’yi yeniden yazmaktadır şimdi de.
Romancıyla eleştirmenin karşılaşması, söz alarak birbirlerinden bahsetmeleri. Silgiler’de, Kıskançlık’ta, Labirent’de, hareketleri tasvir eden, özel isimlerden, tarihsel kişiliklerden, ‘mesele’lerden nefret eden ve hiçbir şey söylemediği söylenen romancının, hiçbir şey söylemediği söylenen eleştirmenle çok şey söyleyen dostluğu. Son gerçek Fransız düşünürü olarak tanımladığı Jean-Paul Sartre’da, dünyayı “hâlâ Spinoza ve Hegel tarzı, toplayıcı (totaliter?) bir sisteme hapsetme arzusu” vardı. Sözcüklerinden, eylemlerinden ‘bir yılanbalığının kaymaları’ olarak bahsettiği Barthes’ın hiç unutamadığı cümlesini yeniden ziyaret eder, yıllar sonra: “O akşam sürekli konuşulan o kışkırtıcı formülünü, ‘her söz faşisttir’ diyen kışkırtıcı formülü başarısız kılmak için huzursuz edici bir örnek veriyor, faşist olmayan bir söylemi anlatıyordu: her tür dogmatizm denemesini kendi içinde yavaş yavaş yok eden bir söylem. İki saat boyunca soluğumuzu kesen o seste tam olarak şuna hayran olmuştum: Özgürlüğüme hiç dokunmuyordu, hatta her cümle dönemecinde onu yeni güçlerle donatıyordu.”
Olağanüstü bir çeviriyle iki dost şimdi Türkçe konuşuyor; o Temmuz gününde Cerisy’deki konferans salonundayız, Robbe-Grillet dostunu anlatırken Barthes araya giriyor, “istersen iki ya da üç noktada başka bir yöne gidebilirim, sonra sen sözü alıp roman üzerine konuşmaya devam edersin,” diyerek. Bir ‘söylev’ vermesi istenen ve ‘söylev’i bir diyalog biçimi alan Robbe-Grillet için, hayal edilebilecek şeylerin en güzeli belki de, sözünün kesilmesi. “Sözümün kesilmesine bayılırım ben, özellikle de ne anlattığımın pek farkında olmadığım zamanlarda,” diyor. Hiçbir şey söylemediği söylenen eleştirmenle hiçbir şey söylemediği söylenen romancının birbirlerinin sözünü kese kese yaptıkları bu küçük sohbet, dostluk üzerine yazılmış en etkileyici kitaplardan biri; bir dostla birlikte, eşzamanlı okunmalı.

BARTHES’I NİÇİN SEVİYORUM
Alain Robbe-Grillet
Çeviren: Ayşe Ece
Sel Yayıncılık
2011
79 sayfa
8 TL.


    ETİKETLER:

    aşk

    ,

    Kayıp

    ,

    Sohbet

    ,

    Nefret

    ,

    Fotoğraf

    ,

    Sabah

    ,

    Akşam

    ,

    Konferans