Hiç tanımadığınız yazarlar

Hiç tanımadığınız yazarlar
Hiç tanımadığınız yazarlar
Arap ülkelerinin çağdaş edebiyatından Türkçeye çevrilmiş çok az kitap var. Önce sömürgecilere, sonra onların yerini alan otokratlara karşı sesini yükseltmiş farklı kuşaklardan Arap yazarlar, hep sürgünle haşır neşir olmuş

Cezayir edebiyatı, Arap dünyasında sıkça rastlandığı üzere, Arapça ve Fransızca kollardan serpilmiş. Eserlerini Arap etkili bir Fransızca’yla yazan, 1929 doğumlu, şair, romancı, oyun yazarı Kateb Yacine, ülke edebiyatının en önde gelen figürlerinden biri. Cezayir’in bağımsızlığı için mücadelesiyle de tanınan Yacine’in Fransız sömürgesi yıllarında geçen romanı ‘Nedjma’ bizde de Can Yayınları tarafından basıldı. Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi, anlaşılır bir şekilde çağdaş Cezayir edebiyatının itici güçlerinden biri. Albert Camus’yla beraber 52 kuşağı addedilen edebiyat akımına mensup, Cezayir Komünist Partisi üyesi Mohammad Dib, bağımsızlık mücadelesine katkılarından dolayı Cezayir’den sürülmüştü. Aynı kuşağın bir diğer üyesi, roman, çocuk kitabı ve şiir alanlarında 30’dan fazla eser üreten Mouloud Feraoun da aşırı sağcı Fransız OAS hareketinin suikastine kurban gitmişti. Cezayirli kadın yazarlarından Assia Djebar da ülkenin kolonyal geçmişinde, kadınların bastırılmış seslerinin izinden gittiği yapıbozumcu işleriyle Cezayir edebiyatının önemli isimlerinden. 

Tunus’un frankofon yazarları
Kuzey Afrika’nın bir diğer eski Fransız sömürgesi Tunus’da da, Cezayir gibi hem Arapçadan hem de Fransızcadan beslenen bir çağdaş edebiyat sahnesi mevcut. Sorbonne’da sanat tarihi üzerine çalışan ve Arap ve Fars klasiklerinin Frankofon dünyada daha tanınmasına yönelik çalışmalar yapan Abdelwahab Mettet, Fransızca kaleme aldığı kendi işlerinde ise türler arasında geziniyor, zaman mekan bağlantılarını muğlaklaştırdığı hikayeler kaleme alıyor. Abdelwahab Mettet dışında, ‘Gezgin Kralın Türküsü’ adlı eseri Türkçeye de çevrilen şair Tahar Bekri, Tunus edebiyatının namı ülke sınırlarını aşmış diğer isimlerinden. Yine Sorbonne mezunu Mustapha Tlilli ise aynı zamanda, bölgenin sömürge geçmişinin yarattığı travmalarla şekillenen romanları ve denemeleriyle ünlü bir yazar. Tunus’un bağımsızlık sonrası kimlik krizi, çokkültürlülük, demokratikleşme sancıları, feminizm üzerine otobiyografik eserleriyle tanınan Hele Beji, öne çıkan Tunuslu kadın yazarlardan. Mahmoud Aslan ve Salah Farhat, Arapça yazan Tunuslu yazarlar. 

Yemen: Ayrımcılığa karşı
Çağdaş Yemen edebiyatı, popülariteleriyle konferanslara konu alan yeni romanlarla dolu. Bunlardan belki de en tartışmalısı, Yemen’in alt sınıfının yaşam tarzını merceğine alan, Ali al – Moqry imzalı ‘Kara Koku Kara Tad’. Kitabın, Yemen’deki ayrımcılığı gözler önüne serme amacı, bazı eleştirmenlerce yazarın alt sınıfları tasvirindeki ayrıntılarla baltalanıyor. ‘Convulsion Almost Noticed’de ise yazar Mohammad Ottman, Yemen’i küreselleşmenin ‘teğet geçtiği’ bir ülke olarak betimliyor. Sansür gibi Arap edebiyatının kadim meseleleriyle uğraşmaya devam etse de 1960’larda Britanya baskısına ve diktatörlüğe karşı bir ses olarak yükselmeye başlayan modern Yemen yazını, Muhammad Abdalwali, Zaid Muti’ Dammadj gibi yazarların genç mirasçılarınca yaşatılıyor. Yemen’in çağdaş edebiyat tarihinde Abdalkarim ar – Razihi gibi kırsal yaşamı tasvirinde sihirli gerçekçiliğe yaklaşan cevherler bulmak da olası. 

Göç ülkesi Suriye
Suriye’nin çağdaş edebiyatının izlerini önce Mısır sonra ABD’ye yapılan büyük göçlere kadar sürmek mümkün. 1940’ların sonunda ise toplumsal gerçekçi işler Suriye edebiyatına hakim olmaya başlıyor. Hanna Mina bu dönemin en öne çıkan isimlerinden. 1966 darbesiyle beraber sansürün dozunu artırmasıyla beraber Fawwaz Haddad, Khyri al – Dhahabi, Salim Barakat ve Nihad Siris gibi Suriyeli yazarlar, meramlarını dile getirebilmek için tarihi romanlara, sihirli gerçekçiliğe göz kırpan folklorik anlatılara meylediyor. Günümüz Suriye edebiyatı ise futuristik ütopyaları, bilimkurgu gibi türleri de kapsayan geniş bir yelpazeye sahip. Tabii ki dünya şiirinin en öne çıkan isimlerinden Adonis’in varlığı da, çağdaş Suriye edebiyatı söz konusu olduğunda es geçilmemeli. 

Ürdün, Filistin demek
Ürdün’ün Filistin’le ortak geçmişi, çağdaş edebiyat tarihini de şekillendiren bir özelliği. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla bir dönüm noktası yaşayan Filistinli nüfusun şekillendirdiği çağdaş Ürdün edebiyatı kaynaklara göre şaşırtıcı bir biçimde, İsrail’e tepkileri dile getirdikleri kadar Arap dünyasında aksayan yönlerini ortaya sermeye odaklanmış. Batı dünyası için daha da şaşırtıcı olacak bir unsur ise bu dönemde kadın yazarların, Arap dünyasında kadınların yerleri üzerine yazmaya odaklanmaları. Bu yazarlardan şair Fatwa Touqan, modern Arap edebiyatının en önemli isimlerinden. 2006’da ‘The Image’ adlı romanıyla Necip Mahfuz ödülü kazanan Sahar Khalifeh, eserleri İbraniceye de çevrilen bir diğer Filistinli kadın yazar. İngilizce yazan Ürdünlü kadın yazar Fadia Faqir, yenilikçi tarzına Arap dünyasında kadın yaşamı, arada kalmış bir kültürel yaşam, göç gibi konuları yedirmedeki ustalığıyla uluslar arası edebiyat çevrelerinin odağında.

Arapları en iyi Mahfuz anlattı
Romanın duayeni; Ortadoğu ’nun Balzac’ı; Arap Shakespeare; eskiyle yeni arasındaki sanat köprüsü, çağdaş Arap romanının öncüsü... Necib Mahfuz’dan bahsediyoruz… Kırkın üstünde roman, yüz öykü ve otuzdan fazla senaryo yazdı. Mahfuz eserlerinde Mısır’ın, özellikle de başkent Kahire’nin kenar mahallelerindeki hayatı anlatır. Mahfuz, 1957’de yazdığı ‘Kahire Üçlemesi’yle (Saray Gezisi, Şevk Sarayı, Şeker Sokağı) Arap edebiyatının tanınmış bir ismi oldu. Bu üçlemede Kahire’de yaşayan bir ailenin üç kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952’deki Nasır darbesine kadar olan dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumunun değişimini anlattı. Mahfuz’un önemli eserlerinden biri olan Cebelavi Sokağının Çocukları ise Mısır’da yıllarca yasaklanmıştır. Eser, hem bütün bir soyun hem de peygamberleri, efsaneleri ve günümüze göndermeleriyle, aynı soydan gelenlerin düşmanlıkları, savaşları, iktidar hırsları, aşkları ve mucizeleri üzerinden insanlığın evrensel ve ruhani öyküsünü anlatı.
‘Midak Sokağı’, Kahire’nin ara sokaklarından birinde, Midak Sokağı’nda yaşananları konu alır. Roman, Abbas adlı genç bir berberin sokaktaki kavgacı ve geçimsiz dilber Hamide’ye aşkını anlatır… ‘Başkanın Öldürüldüğü Gün’de ise Enver Sedat’ın öldürülmesiyle başlar roman. ‘Miramar’, Karnak Kafe’ ve ‘Dilenci’ ise Mahfuz’un önemli eserleri arasında yer alır.