Hiçbir şey aynı kalmıyor

Ahmet Coşkun 'İspinoz'da okuru, bir bebeğin ruhsal dünyasına doğru yolculuğa çıkarıyor... Çevresinde tanımaya başladığı 'ilk'leri, nesnelerle, mekânla kurduğu ilişkiyi anlatıyor
Haber: ERDAL DOĞAN / Arşivi

Sigmund Freud’un ardından psikanaliz tarihinin en etkin kuramcılarından biri kabul edilen, ‘nesne ilişkileri’ okulunun kurucularından Melanie Kleine’ın ‘Çocukken Başlar İsyan’ kitabındaki en önemli tezi, esere verdiği adla başlar. Kleine isyanın başlangıcını ‘çocukluk’la belirlerken, acaba travmayı da bu isyanın nedeni olarak tartışabilir miyiz? Bebeklikte mi başlar travma? Hayatı keşfe dair atılan ilk adım bir travma mıdır? Her tanışma, her bakma ve her ilk görülme? Yakalama ve yakalanma... Bebeği çocuğa, çocuğu da isyana mı sürükler?
Ahmet Coşkun ilk romanı ‘İspinoz’da okuru, dokuz aylık bir bebeğin ruhsallığına yolculuğa çıkarıyor… Kendinde ve çevresinde tanımaya başladığı ilk’leri, nesnelerle, mekânla ve erişkinlerle kurduğu ilişkiyi eril bir pencereden, bir fotoğrafın anımsattıkları bağlamında yansıtıyor. 

Hayat hep geleceğe kurulu
Kitap , İspinoz’un dönüşümleriyle ilerlerken, aslında yaşam boyunca karşılaştığımız nesne ve kurduğumuz imgelerin de nasıl dönüştüğünü görüyoruz. “Hiçbir şey aynı kalmıyor”, cümlesindeki basitliğin İspinoz’daki karşılığı; evet hiçbir şey aynı kalmıyor ancak gördüğümüz ilk hal, kurduğumuz ilk hayal ve bedenimizi yaralayan ilk imge, ilk hikâyemiz de ruhumuzda işgal ettiği yerden çekip hiçbir yere gitmiyor. Velhasıl İspinoz orada duruyor, sahibini bekliyor.
Ne var ki hayat saati hep geleceğe kurulu… Bu minvalde geçmişle karşılaşmak, hele hele bebekliğin bir anıyla yüzleşmek ne kadar mümkün? Ahmet Coşkun İspinoz’da, bu gerçekleştirilemediğinde erişkinin hayatının ne kadar sakat yol alabileceğini gösteriyor. Bunu, kurmacanın sınırlarını zorlayarak ve bebeklik oyunlarıyla veriyor. Öyle ki, bu oyunların bir adım sonrası yukarıda belirttiğimiz gibi isyanlar oluyor. Kleine’ın tezini desteklercesine… Oysa İspinoz’da en çarpıcı olansa; 9 aylık bir bebeğin ‘dışarısı’yla ilk tanışmalarının gerçekleştiği hole mahremiyet gölgesi düştüğünde, isyanın bazen bebekken de başlayabileceğidir.
Çünkü o bebek, annesinin bir kuş tüyü ile gerçekleştirdiği küreteja o holden tanık olmuş ve erişkinliğe, bebeklikten o tanıklık miras olarak kalmıştır. Yazar, aslında kitap boyunca bize bu mirasın izlerini sunar. Bulduğu her boş kağıda sürekli kuş resmi çizen bir erişkin portresi çıkarır karşımıza. İspinoz deseninin aslında, hatta ve hatta İspinoz’un kendisinin, bir tüyden başka bir şey olmadığını gösterir. O holden görülen tüm nesneler ve o holden geçen tüm kadınlar erişkinliğe kalacak bir travmanın tamamlayıcı unsurları olmaktan öteye gidememektir.
Oysa psikiyatrik yardımı gerektirmeyen kafa karışıklığını, titizliği, mutsuzluğu, beklemeye tahammülsüzlüğü, çok konuşmayı bazı zamanlar hepimiz yaşarız. Belki de bu kitapta olduğu gibi yaşadığımız psikolojik durumların sebebine yardım almaksızın bir gün kendimiz de ulaşabiliriz. Kitapta, kendi yaşantısı içinde sıradan bir kahramanının tesadüfen karşılaştığı bebeklik fotoğrafı ile yaşadığı birkaç dakikalık trans durumu ile kahramanımız bir bakıma fotoğrafın içine dalmış ve çekimin yapıldığı gündeki yaşananları hatırlamıştır. O birkaç dakikalık trans durumunun ardından yeniden, ama başka biri olarak hayatına geri döner. Bebeklikte karşılaştığı annesinin bir davranışını, kendi başına gelenleri İspinoz kuşu benzetmesi ile sürdüren kahramanımızın zaman zaman fotoğrafta karşılaştığı diğer kahramanları, mekânı, eşyaları bir tartışma sürecine de soktuğu söylenebilir. İsyanı çocuklukla başlatan nesneler okulu kurucusu Kleine’ın bebeklik travmalarını nasıl değerlendirdiğini gerçekten merak ediyorum. Çünkü Coşkun’un kitabında da gördüğümüz gibi travmalar ve isyanlardır erişkinliğe bırakılan, tartışma sürecine dahil edilen…
Bir kurmaca eser bu kadar bilgilendirirci olmalı mı peki? Buna verilebilecek yanıt şu: edebiyatta yaratılan her kahramanın en büyük iddiası varoluşundaki yeniliktir ve bu varoluşun kendisi bir bilgidir.

İSPİNOZ
Ahmet Coşkun
Telos Yayıncılık
2011, 168 sayfa
10 TL.


    ETİKETLER:

    hayat

    ,

    kitap

    ,

    Yaşam