Hilkat bir metindir

Hilkat bir metindir
Hilkat bir metindir
Haber: ÖMER ERDEM / Arşivi

Yaz gelince gazeteci dostlardan mesajlar akıyor. Bir dosya hazırlıyoruz da. Yaz için. Ne önerelim? Siz neler okuyorsunuz, neler okumayı planlıyorsunuz. Beş kitaplık bir öneri listesi yapabilir misiniz? Bilsek bile, bile bile yapıyoruz listeleri. Bir faydası olmayacak. Herkes bildiğini okuyacak. Hani belki, birilerinin dikkatini çeker de, kitaba gider avuntusu, beklentisi, niyetiyle yazıyoruz. Oysa, hep yazıyoruz burada. Okuduklarımızı, bize heyecan verenleri, hayatımıza anlam katanları. Okurlar biraz daha çoğalsın diye yazıyoruz. Daha canlansın istiyoruz kültür ve yayın ortamımız. İşte, bu yaz, bir kitap olsa da okusam diyecek, hakiki okurlar için kaçırılmaması gereken bir kitap. ‘Bedeni, Toplumu, Kainatı Yazmak’. Pelin Tünaydın’n titiz ve yetkin çevirisiyle, bütün ağırlığıyla hemen el atılması gereken, neredeyse sayfa sayfa düşünülmesi gereken bir çalışma. Altbaşlığı her ne kadar İslam, Cinsiyet ve Kültür Üzerine adını taşıyor olsa da çıktığı yer yine orası. Kitap, yazı ve okumak. Üçü de birbirine geçmiş kader ve varoluş çemberleri gibi halka halka tamamlıyorlar çizgilerini. Okurken okumak, anlamak ve asıl önemlisi tam da kitabın vurucu cümlelerinden birisinde söylendiği gibi; ‘hilkat bir metindir!’.
İrvin Cemil Schick farklı zamanlar ve bağlamlarda kaleme almış olsa da yazıları, metinlerin hem bağımsız hem birbirleriyle koşutluklar taşıdığı gözlemleniyor. İster kavramsal konulardan hareket etmiş olsun isterse kimi eserleri temel dayanak ve referans olarak kullansın, ‘okuma’ en geniş ve çağrışımlı haliyle çıkmaktadır önümüze. Bu tür çalışmalar iki yönüyle değer kazanır bir de. Yorum ve literatür. Yorum, yazarın literatüre hakimiyetine bağlı olduğu kadar şüphesiz şahsi yetenek ve özgüveniyle de ilgilidir. Bu bakımdan, hem özgün yorumlar bulabileceğimiz hem de bilimselliğinden şüpheye düşmeden yeni şeyler öğrenebileceğimiz bir kitap ‘Bedeni, Toplumu, Kainatı Yazmak’. İlk yazı ‘İslam ve Metin’ başlığını taşıyor ve bana göre birkaç bakımdan önemli tespitleri içeriyor. Yazar, kurduğu çerçeve kadar girmeye çalıştığı anlam ve semboller dünyasının farkında olmalı ki; ‘Kelam-ı Kadim Allahın hilkatini izah eden bir metindir’ hükmünü verebiliyor. Dahası, ‘İnananlar bu metinlerin okuyucusudurlar; üstelik kendileri de aynı zamanda birer yazıcıdırlar’ yorumunu getirerek, İslam dünyasının yazı karşısındaki ‘etkin’ konumunu vurgulamış da oluyor. Şüphesiz kutsal metinler kadar diğer metinler de yazıya dönüşmekle etkinleşirler insan karşısında. İnsan ise, yine aynı kaynaktan güç alarak edilgenlikten kurtulur ve başa, yaratıcı hamleye geri döner. ‘Oku’ emri bu bağlamda çözülmesi tükenmeyen bir kod hükmündedir. Dahası hat sanatı örneğinden yola çıkıldığında bile yazı ‘salt metni en güzel biçimiyle muhafaza etmenin değil, aynı zamanda insan eserlerinde Yaradan’ın alametini kayda geçirmenin de bir yoludur’, yazara göre. Bir adım daha atar İrvin Cemil Schick ve ‘Bir Müslüman elbette okuma yazma bilmeyebilir, ama bir dinî kültürel sistem olarak İslam’ı, metin, yazma ve okuma edimlerini içermeyen bir şekilde tasavvur etmeye imkan yoktur’ der. Bu, İslam Medeniyeti kavramının pek çok açılımını da içeren hücresel bir yorumdur.
Kitaptaki yazıların birbirlerinin yolunu açma kapasitesine sahip olduğunu söyledim. Bir dizi araştırma ve düşünüşün paralelinde ‘ Türkiye ’de Hat Sanatının Görüntüselliği’ ni yazmış olmasında şaşılacak bir taraf bulamayız bu yüzden yazarın. Yazı’nın estetik olduğu kadar simgesel taşıyıcılık bakımından çarpıcı örneklerinden birisi olarak, hat hakkında getirilen yorumlar da çok değerli. ‘Hat sanatı alabildiğine çok anlamlıdır’ cümlesiyle konuya girilir ve görselliğin zemini kurulmaya başlanır. Yazılı metni cisimleştiren, metnin manasını her bakımdan dışa vuran hat, ‘ziyadesiyle görselliğe dayanan bir sanat biçimi olarak’ bazen de ‘görüntüsel’ bir anlam ifade eder. Bu kadar da kalmaz elbet, ‘Türkiye bağlamında siyasetle yoğun bir biçimde iç içe geçmiş bir uygulama olduğundan, ‘belirtisel’ olarak da mana verir…Hat, Türkiye olmasa, geçmişin ve bugünün hat koleksiyonları birikimi olmasa neredeyse yok hükmünde kalacaktır. Görüntüsellik, yazarın bile isteye öne aldığı, vurguyu yaşatmak için seçtiği temel bir göstergedir. Çünkü, kökü, resim yasağı meselesine kadar çekilir. İrvin Cemil Schick; ‘İslam sanatları arasında tabiatı itibarıyla ‘en İslami olanı’ olduğu söylenir; bunun sebebi ise İslam’da var olduğu iddia edilen resim yasağı değil, daha ziyade İslam inancı ile yazılı metin arasındaki sıkı ilişkilerdir’. Hat sanatının ‘resim yasağı’ ile bir tür uzlaşı sergilediği, ikame edici rol üstlendiği bir tarafa, yazar asıl başka bir konuya eğilir. Hat bir biçimdir ve ‘biçim çoğu kez kasıtlı olarak yazıya yeni bir anlam katmanı ilave eder’. Bu, hat sanatındaki görüntüselliğin özgül ‘katma değeri’ni açıklamak için özgün bir yoldur. Anlamak ve okumak isteyenlere…

Bedenİ Toplumu Kaİnatı Yazmak
İrvin Cemil Schick
Çeviren: Pelin Tünaydın
İletişim Yayınları
2011, 392 sayfa,
24.5 TL.