İçinden 'yazar' geçen romanlar

İçinden 'yazar' geçen romanlar
İçinden 'yazar' geçen romanlar
Jale Parla, Türk edebiyatındaki 'eksik yazar' figürasyonlarını 'başkalaşım' merceğinden inceliyor
Haber: CENGİZ ALKAN / Arşivi

Felsefenin hayata dair aktif bir tefekkür olduğunu varsayarsak, onun ‘aktif’ olma unsurunu ‘bilme’nin oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bilinecek olana yönelik her bakış da en iyi ihtimalle onun realitesinin bir veçhesine yakınlaşma olacaktır ki bu az bir şey değildir. Denebilir ki felsefe tarihi –filozoflar, akımlar- bu çabanın kaydıdır.
Bir analoji yaparsak edebiyat eleştirisi de bir metnin anlamına yakınlaşma çabasıdır. Her bir yöntem (Tarihsel, psikanalitik, yapısalcı, alımlamacı, yapıçözümcü…), metnin anlamına yakınlaşmamıza olanak sağlar ki yazarın her daim “ne alaka!” deme ihtimali vardır. Keza okurun da… Herhalde bu “ne alaka”lar arttığında yöntemin de yakınlaşma becerisinin azaldığı ya da diğerleriyle kıyaslandığında tatmin edici olamadığı gibi bir durum çıkıyor ortaya. Bir de bu yeteneği zayıflamış olsa da hâlâ ikna edici bir eleştiri var. Naçizane gözlemim odur ki yakınlaşma becerisini yitirdiği halde ikna edici olmayı başaran eleştiri metinlerinin bu başarısının ‘bir’ nedeni eleştirmenin ‘rol çalması’dır: Eleştirmenin eleştirdiği metinden daha ‘güzel’ yazdığı anlar ve güçlü saptamalar vardır. Orhan Koçak ve Nurdan Gürbilek’in ‘psikanalizin öne çıktığı’ eleştirileri bu bağlamda düşünülebilir. İkna edicilikleri azalsa da yoğun bir entelektüel birikim ve emeğin devreye girdiği, çarpıcı saptamaları ve güzel yazılmış olmalarıyla bu metinler halihazırda “daha fazlası söylenemez” dedirtiyorlar.
Jale Parla’nın ‘Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım’ adlı çalışması bu bağlamda yer almıyor. Özellikle Tanpınar metinlerinin anahtarının, Süha Oğuzertem, Oğuz Demiralp ve Nurdan Gürbilek’in çalışmalarıyla “psikanalitik okumalarda olduğunu” artık bildiğimizi söylese de, bu metinleri başka bir kavramsal aletle de anlamaya çalışıyor Parla: Başkalaşım. 

Radikal bir ‘bakış’
Jale Parla kendisinden (polisiye romanı ‘kurmak’ da dahil) pek çok şeyin beklendiği ‘yazar’ın (‘yazar figürasyonu’nun) Türk edebiyatındaki izini sürüyor. Yazar ve yazan kahramanların Tanzimat’tan günümüze değişimini incelerken ikiye ayırdığı yazar figürasyonundan ‘mükemmel’ olanı değil, ‘aciz ve yetersiz’ yazarın soykütüğünü çıkarıyor. Halit Ziya’nın Ahmet Cemil’inden Tanpınar’ın Mümtaz’ına ve Hayri İrdal’ine, Oğuz Atay’ın Selim Işık, Turgut Özben ve Hikmet Benol’undan Murat Gülsoy’un Sarp’ına romanlardaki ‘eksik yazar’ figürasyonlarını ‘başkalaşım’ merceğinden inceliyor.
Parla Türk romanında yazar figürasyonunda temel kurgu ve izleğin ‘başkalaşım’ olduğunu, ‘üçüncü dünya ’ için önerilen Homi Bhaba’nın ‘melezleşme’ kuramının yeterince açıklayıcı olmadığını söylüyor: “Kültürel çatışmanın yoğunlukla yaşandığı ve değişim sürecinin temposunun çok yüksek olduğu, ama sömürgeleştirilmemiş toplumların durumunda –ki Türk modernleşmesi böyledir- melezleşme modelinin zayıf kaldığı”nı belirterek ana izleğin “dönüşüm fantezileri arasında en radikal olanın”, ‘başkalaşım’ın büyük bir yer tuttuğunu belirtiyor.
Parla’ya göre “Başkalaşım imgeleri günlük yaşama sinmiş ideolojik kalıpları açık etmek ve bu kalıplara direnmeyi sağlayacak farkındalığı yaratmak, yabancılaşmış bireylerle yabancılaşmış bir dünya arasında kurulmuş sağlıksız uyumu bozmak amacıyla kullanılır.” Başkalaşımın radikal niteliğinden dolayı, onun kullanıldığı yerlerde “ideolojileri doğallaştırma, evcilleştirme ve evrenselleştirmeye yönelik düşünce sistemlerinin altı oyulur.”
Kitaptaki en hoş anekdotlardan biri Servet-i Fünun yazarlarına yönelik, karşıtlarınca bir aşağılama sözü olarak kullanılan ‘dekadan’ın zamanın Osmanlı toplumunda gündelik dile nasıl yerleştiğiyle ilgili. O vakitler anneler yaramazlık eden çocuklarını “Seni dekadan seni” diye kovalarlarmış. Nahoş bir örnek olsa da edebi bir tartışmadan çıkan bir kavramın toplumsal yaşama dahil olmuş olması çarpıcı. Malum, ‘entel’den sonra böyle bir kavramı sokamadık günlük dile. Edebi metnin anlamına yakınlaşma çabası olarak ‘Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım’ başka bir bakışla bakıyor ve bu oldukça ufuk açıcı ve heyecan verici.

Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım
Jale Parla
İletişim Yayınları
2011, 228 sayfa, 20 TL.