'İkinci Yeni' bağlamının sonu

'İkinci Yeni' bağlamının sonu
'İkinci Yeni' bağlamının sonu

Orhan Koçak

'Bahisleri Yükseltmek', bilinen İkinci Yeni'nin kendi kendini yaratma serüveniyle ilgili değil, Turgut Uyar'ın şiiriyle ilgili; Uyar'ın şiiri merkezinde, İkinci Yeni'nin yeniden tanımlandığı bir kitap
Haber: Yücel Kayıran / Arşivi

‘Bahisleri Yükseltmek’, kuşkusuz sürpriz bir kitap . İki bakımdan; hem Orhan Koçak, hem de Turgut Uyar bakımından. Koçak’ın sessizliğe çekilerek yazmakta olduğu söylenen ve gıyabında efsaneleşip beklenen kitap, Turgut Uyar hakkında değil, İkinci Yeni hakkında diye biliniyordu. Dahası ilginci, ‘Bahisleri Yükseltmek’in, İkinci Yeni hakkında olmadığı gibi, bilinen İkinci Yeni bağlamının çimentosunu bozan, bu bağlamın argümanlarını tali durumuna düşüren bir kitap olması. Dolayısıyla bu kitap, bilinen İkinci Yeni’nin kendi kendini yaratma serüveniyle ilgili değil, Turgut Uyar’ın şiiriyle ilgili; Uyar’ın şiiri merkezinde, İkinci Yeni’nin yeniden tanımlandığı bir kitap. Koçak, İkinci Yeni’nin dayandığı yeniliğin neliğine ilişkin yeni bir argüman ve düşünüş biçimi geliştirmekte ve İkinci Yeni’nin şimdiye kadar bilinen ‘yeni’ tanımsal bağlamını sorunsal haline getirmektedir. 

Üsluba ilişkin öğeler
Koçak’a göre, “İkinci Yeni’nin ne getirdiğini anlamaya yönelen eleştirmenler onu bazı üslup özellikleriyle tanımlama yolunu seçmişlerdir.” Üslup özellikleri derken Koçak, “sözcüklerin ve sözdiziminin çarpıtılması, yeni sözcüklerin üretilmesi, imgelerin özerkleşmesi, alışılmamışa ve paradoksa düşkünlü[ğü]” kastetmektedir. Yani Koçak, başta adlandırmanın isim babası olan Muzaffer Erdost’tan Hüseyin Cöntürk’e, oradan, muhaliflerine, örneğin Asım Bezirci’ye kadar bütün İkinci Yeni yorumcularının, İkinci Yeni adlandırmasındaki ‘yeni’ nitelemesiyle kastedip baktıkları yerin, daima üslup olduğunu, üsluba ilişkin öğeler olduğunu ileri sürmektedir. Hatta bazı İkinci Yeni şairleri de, kendilerini bu üslup kriterine göre algıladıkları için, bu kritere göre kendilerine ‘çeki düzen’ vermişlerdir. İlhan Berk ile Edip Cansever’in, bu kritere uymayan ilk şiirlerini/bu şiirleri içeren kitaplarını unutturmaya çalışmaları gibi. Dolayısıyla Koçak, daha birinci bölümün ilk cümlesinde, şimdiye kadarki bütün İkinci Yeni tanımlarına ilişkin bağlamı, üsluba göre tanımlanan ve gruplanan İkinci Yeni bağlamını, yani sadece İkinci yeni yorumcularını değil, bu bağlam içinde anılan bazı İkinci Yeni şairlerini de bir kenara bırakmaktadır.
Koçak’a göre, “İkinci Yeni” adlandırmasındaki “ikinci” nitelemesinin tanımı da sorunludur. “İkinci Yeni neye göre ikincidir? Garip şiirine göre mi? O halde Garip neyin ilk yenisidir? Garip ilk ise, Yahya Kemal’in, Ahmet Haşim’in, Nazım Hikmet’in yeniliği neye göre açıklanacaktır. Koçak, kavramlaştırmak gerekir ise, İkinci Yeni’yi, tanımlama ve etkileme bakımından, kendisinden önceye ve kendisinden sonraya doğru açılan bir ‘milat momenti’ olarak görmektedir. Koçak’ın geliştirdiği kavram daha farklı; sonra gelen bir olgunun, daha eski bir olgunun sonucu değil sebebi olduğunu dile getiren retroaktif nedenselliği kavramı.. Koçak’a göre, Birinci Yeni diye bir şeyin varsayılabilmesinin, ancak bir İkinci Yeni’nin belirmesinden sonra mümkün olmuştur. “Çünkü Garip’in doğduğu yıllarda Birinci Yeni diye bir şey yoktu.” Koçak’a göre, bu geriye doğru etkileme durumu, bir “İkinci yeni darbesi”dir. Koçak, bu kavramı etkileyici bir benzetmeyle, ‘mancınık’ benzetmesiyle açıklıyor: “Öndeki (ilerideki, sonraki) kefeye bir anda çok ağır bir cisim düşüyor ve arkadaki (önceki) kefede duran taşı daha da ileriye fırlatıyor.” Ona göre, İkinci Yeni’nin en büyük başarısı, kendinden önceki üç ismi (O. Rifat, Anday, Necatigil) geçmişten çekip alarak, kendinden daha iyi/sert/keskin şairlere dönüştürmüş olmasında ortaya çıkmaktadır.
Bu durumda, artık sorulması gereken, mancınığın ön kefesine düşen bu‘ağır cismin’ ne olduğudur. Mevcut İkinci Yeni bağlamını ve ‘üslup kriterini’ bir kenara iten, bu yeni açıklama modelinin odaklandığı bu ağır cisim nedir? İkinci Yeni, Koçak’a göre, yenilik olarak ne getirmiştir? 

Modernliğin temeli: Başarısızlık
Ağır taş metaforunun, bir figürü başarısızlığın yüceltilmesi ise, diğer figürü çiftleşme ve üremeye indirgenemeyen cinselliktir. Her figür de, modernliğin ve modern edebiyatın temel figürleri olmuştur. Başarısızlık, modernliğin temelini oluşturur çünkü “...yeniyi yaratan eskinin çöküşüdür, yeniyi eskiyip yaşlanmaktan alıkoyan bu çöküştür.” Cinsellik de modernliğin ortaya çıkış tarzlarından biridir. Koçak’a göre, “cinsellik belirli bir sevişme ve çiftleşme ediminden çok, sınırların ihlalinde, tanım ve kimliklerin geçirgenleşmesinde belli eder kendini: “Çoğalmak” şöyle dursun bir eksiklik hissi, bir kayıp deneyimi içerir bu. Ona göre, modernliğe ait bu her iki figürün ortaya çıktığı şiir, Turgut Uyar şiiri olmuştur. Modernlik figürünün ortaya çıktığı bu şiirin merkezinde ise, ‘Akçaburgazlı Yekta’nın Mahkeme Kararını Aldığında Söylediği Mezmurdur’ adlı şiiri yer alır. “Sonra yanılgan insanlığım başladı/ Birinde üç gece dört gündüz orada, evde kaldım./ Üç gece dört gündüz Sinan’ın yatağında kaldım./ Gülbeyaz’la Allah’ın emri olduk./ Ne o beni kandırmıştı,/ Ne ben onu baştan çıkarmıştım. İkimiz de bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik. Bir noksanlığı vardı sanıyorduk bütün olanların belki.” Koçak, bu şiirin, Lacan’ın “cinsel ilişki yoktur” argümanından on küsur yıl sonra yazıldığına dikkat çeker. Koçak, burada, asıl yeninin ne olduğu konusunda, Cemal Süreya’dan da bir örnek vererek Göçebe şiirindeki “Doğacak gün artık gündüze ilişkin değil” dizesine dikkat çeker. Üslupsal olmayan asıl yeni, işte modernliğin bu temel figürünün ortaya çıkışında gizli kalmıştır. 

Turgut Uyar’ın şiiri
Koçak’a göre, Turgut Uyar, 1965 yılındaki bir söyleşisinde bu meseleyi dile getirir; “...‘aslında cinsel ilişki gibi görünen meseleleri şiire koyma’ sebebinin ‘insanı tabiatındaki yerine indirmek’ olduğunu belirtir ve (…) ‘Arabistan’daki cinsel ilişki, zampara cinsel ilişki değildir’” der. Uyar’ın, bugüne kadar üslup kriterinin gölgesinde kalarak görülüp tanımlanamamış meselesi rastlantısal değildir. Bu açıdan bakıldığında, Akçaburgazlı Yekta şiiri, Uyar’ın poetikasının merkezinde yer almaktadır. Buradan hareketle denilebilir ki, Turgut Uyar’ın şiiri, özne olması bakımından aslında Akçaburgazlı Yekta’nın şiiridir. Koçak’ın dile getirmemiş olmasına rağmen şunu da söyleyebiliriz (aşırı yorum olmadan yorum olmaz çünkü): Bu açıklama modeline göre, merkezilikten tali bir konuma düşmüş olan “Geyikli Gece”nin şimdiye kadar öne çıkmış olmasının nedeni, Uyar şiirinin üslup kriteri açısından okunmuş olmasıdır.
Koçak’a göre, cinsellik figüründe ortaya çıkan bu modernliğin, Uyar’ın şiirinde ortaya çıkması rastlantısal değildir, tam tersine poetik bir temele dayanır. Koçak’ın “kendini yeniden icat etmek” şeklinde argümanlaştırdığı bu poetik anlayış, ona göre, Uyar’ın şu cümlesinde mevcuttur: “ben kırkından sonra artık yazmayan şairlerimizin, hayatın yükü, geçim derdi falan gibi sebeplerle değil.. kendilerini yeniden icat edemediklerinden sustuklarına inanıyorum.” Dolayısıyla, Orhan Koçak’a göre, Turgut Uyar merkezinde İkinci Yeni’nin temel devrimi, kendini yeniden icat etme fikrinde ortaya çıkmaktadır.
Şunu da belirtmek gerekir: Koçak’ın, “kendini yeniden icat etmek” fikriyle, somut olarak odaklandığı bağlam, kuşkusuz, Uyar’ın, ‘Türkiyem’den (1952) ‘Dünyanın En Güzel Arabistanı’na (1959) nasıl vardığı sorunudur.
Bu kitap hakkında tekrar yazacağımı belirterek bitiriyorum.

BAHİSLERİ YÜKSELTMEK
Orhan Koçak
Metis Yayınevi
2011, 288 sayfa, 20 TL.


    ETİKETLER:

    Mahkeme

    ,

    yorum

    ,

    kitap

    ,

    Kayıp

    ,

    Cinsellik

    ,

    Modern

    ,

    Sürpriz

    ,

    Gece

    ,

    Şiir