İkizimin hayali

İkizimin hayali
İkizimin hayali
Gerbrand Bakker, 'Yukarıda Ses Yok'ta sıradan gibi gözüken hayatların arkasındaki sırları ve yaşanan acıları başarılı bir şekilde anlatıyor
Haber: SAMED KARAGÖZ / Arşivi

Hollandalı yazar Gerbrand Bakker, daha çok Garbner Bakker ismiyle tanınıyor. Yazar, ‘Yukarıda Ses Yok’ romanıyla 2010 yılında, IMPAC Dublin Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu. Ödül töreninde konuşma yapmak yerine Hollanda’nın 1994 yılında Eurovision şarkı yarışmasında temsil eden Waar is de zon? (Güneş Nerede?) isimli şarkıyı söyledi. Flemenkçesi 2006’da yayımlanan bu eser, başta Almanca olmak üzere İngilizce, Fransızca, İtalyanca, Çince, Fince ve Yunanca gibi dillere çevrildi ve büyük ses getirdi. Uzun zamandır dünya çapında önemli bir yazar ortaya çıkaramayan Flemenk edebiyatına dikkatlerin çevrilmesine neden oldu. Bakker’in uğraşı alanları onun ne denli geniş ölçekli bir yazar olduğunu gösteriyor. Flemenk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, tarihsel dilbilgisi alanında çalışmalar yaptı. 80’li yıllarda Paul Biegel, Nannie Kuiper ve Dolf Verroen gibi yazarlardan etkilenerek çocuk edebiyatı konusuna yoğunlaştı ve ilk kitaplarını bu alanda verdi. Edebiyat mezunu olması ve tarihsel dilbilgisi çalışmaları sayesinde iki ciltlik çocuklar için etimoloji sözlüğü hazırladı. İlk çocuk romanını 1999 yılında yazdı ve özellikle Almanya’da büyük başarı sağladı. Bir dönem bahçıvan olarak çalıştı. 2007’den bu yana buz pateni hocalığı yapıyor. 2009 yılında ‘Yukarıda Ses Yok’un film ve tiyatro uyarlamaları yapıldı. Gene aynı yıl ‘Juni’ (Haziran) isimli ikinci romanı yayımlandı. 2010 yılında ise üçüncü ve son romanı ‘De Omweg’ (Sapak) yayımlandı. İlk iki romanının aksine ‘Sapak’ta kendisine mekân olarak Hollanda’nın kuzey bölgelerine yerine Galler’i tercih etti. 

Baba ve nefret
Bakker, ‘Yukarıda Ses Yok’ta ilk romanı olmasına rağmen usta bir yazar olduğunu ispat ediyor. Kahramanımız Helmer’in ikiz kardeşi Henk 1960’lı yıllarda geçirdiği bir trafik kazası sonucu ölmüştür. Helmer ve Henk’in babası, ki kitap boyunca kendisinden hep ‘peder’ diye bahsedilmektedir, bir çiftçidir. Henk babasının gözde oğludur ve çiftlik işlerinde ona yardımcı olmaktadır. Helmer ise, tıpkı yazar Bakker gibi, Flemenk Dili ve Edebiyatı eğitimi almaktadır. Henk’in ölümünden sonra hayat Helmer için hiç de istediği gibi gitmez. Seçimlerini bir kenara bırakmak zorunda kalır ve babasının yanında çiftlik işlerine yardım etmeye başlar. Hikâye günümüzde geçmektedir ve Helmer’in hatıralarıyla ve o günlerde olanları örenmek isteyenler anlatımlarıyla geçmişi öğreniriz. Helmer’in hayatındaki bütün seçimler başkalarına aittir, kendisi hiç seçim yapamamış yaptığı seçimleri ise uygulayamamıştır. Kitabın ilk bölümlerinde Helmer evdeki odaların bir kısmının eşyalarını değiştirmekte ve duvarlarını boyamaktadır. Helmer bunları yaparken aslında kendi zihnini ve hayat algısını, kendisine istemediği halde verilen hayatı değiştirmeye çalışmaktadır. Bir yandan da artık ölümü ensesinde hisseden yaşlı babasının bakımıyla uğraşmaktadır. Helmer hayatını mahvettiği için babasını suçlamaktadır ama zaten yaşlı olan adama bunu söyleyemez. Babası sürekli olarak doktora ihtiyacı olduğunu söylemesine rağmen Helmer hayatının çetrefilleşme ihtimaline karşın doktor çağırmamaktadır. Sürekli olarak ölen kardeşinin eksikliğini hissetmektedir. Kardeşinin ölümü nedeniyle bir yarısının artık olmadığını ve sürekli eksik olacağını bilmektedir. Babasına olan hiddetinin en büyük nedeni ise iki kardeş arasından Henk’i daha çok sevmesi ve çocukluğundan itibaren babasından hiç sevgi görmediğine inanmasıdır. 

Hayatın sırları
Kitabın kurgusu yavaş akmakta, bu yüzden okurken kendinizi Hollanda’nın kuzeyindeki bu çiftlik evinde teknolojiden ve medeniyetten uzakta bir kırsalda dinlenirken bulabilirsiniz. Bakker, kuşlar ve ağaçlar üzerinden kurduğu sembollerle anlatımını güçlendirmekte ve postmodern edebiyattan ziyade, modern edebiyata olan yakınlığının sinyallerini vermektedir. Yavaş temposu nedeniyle her okurun beğenisine mazhar olamaz. Lakin sıradan gibi gözüken hayatların arkasındaki sırları ve yaşanan acıları başarılı anlatımı sayesinde son derece başarılı bir edebi eser olarak edebiyatseverler tarafından değerlendirileceğine hiç şüphe yok.

Yukarıda Ses Yok
Gerbrand Bakker
Çeviren: Türkay Yalnız
Metis Yayınları
2011, 240 sayfa, 18 TL.