İnsanın zaafları

İnsanın zaafları
İnsanın zaafları
Bir Amerikan kasabasında güç odağı haline gelen muhafazakâr Hıristiyan toplulukla karşılarına aldıkları liberaller arasındaki çekişmeyi konu alan kitap, inançlarını kamusal alana taşımak isteyenlerle buna karşı çıkan güruhu toplumun en savunmasız, hassas kesimi üzerinden karşı karşıya getiriyor: çocuklar
Haber: SANEM SİRER / Arşivi

Tom Perrotta, yeni kuşak Amerikan edebiyatçıları arasında ülkesinin kültürel dokusunu zahmetsizce gözler önüne serdiği yapıtlarıyla öne çıkan bir yazar. Ülkemizde daha önce Aşk Bir Varmış Bir Yokmuş adıyla yayımlanan Little Children isimli romanıyla ve bu romanın Tutku Oyunları adıyla sinemalarda gösterilen uyarlamasıyla tanınan Perrotta, Yatak Odası Dersleri’nde bir banliyö kasabası üzerinden inancı, cinselliği, eğitimi ve grup aidiyetiyle bireysel duruşun çatallaşmış yapısını irdeliyor. The New York Times Book Review’un 2007’nin en iyi kitapları listesine giren Yatak Odası Dersleri, burada Orhan Pamuk’un Kar romanıyla kıyaslanmış, Perrotta’nın tıpkı Pamuk gibi toplumsal kutuplaşmalar ışığında tarafları konu ettiği bir romanda taraf tutmadan yazdığına dikkat çekilmiş. Ancak Perrotta’nın banliyö kasabası, Pamuk’un Kars imgesinden oldukça farklı. Perrotta’nın kasabası ülkenin merkezine uzak bir noktada kayıp bir taşra mecrası değil, aksine ülke genelinin çelişkilerini yansıtan mikro bir kesit. Toplumsal dinamiklerin gerisindeki insani motifler, Perrotta’nın anlatısının odak noktası. Öyle ki, gruplar arasındaki ideolojik çatışmalar, bireysel değerlerin, yani sevginin, kişisel ahlak ve erdemlerin, aidiyetin ve mutluluk arayışlarının konu edildiği romanda geri plana düşmeye mahkum oluyor.

Amerikan bireyselliği
Yatak Odası Dersleri, konusu itibarıyla iddialı bir roman. Bir Amerikan kasabasında güç odağı haline gelen muhafazakar Hıristiyan toplulukla karşılarına aldıkları liberaller arasındaki çekişmeyi konu alan kitap, inançlarını kamusal alana taşımak isteyenlerle buna karşı çıkan güruhu toplumun en savunmasız, hassas kesimi üzerinden karşı karşıya getiriyor: çocuklar. Çekişmenin bir galibi olduğu söylenemez; gençler ligi spor müsabakaları ardından düzenledikleri toplu dua eylemleriyle hedef haline gelen muhafazakâr kesim geri adım atmak zorunda kalsa da cinsel eğitim dersi müfredatına müdahale ederek doğum kontrolü yerine perhiz öğretisini sınıflara taşımayı başarıyor. Bu ortamda çocuklar yetişkinlerce tanımlanan kamusal alanda kendi duracakları noktaları seçmek, Amerikan bireyselliği ışığında saflarını belirlemek durumunda kalıyorlar kimi zaman ebeveynlerini karşılarına almaları gerekse bile...

Anlatının kalbinde yatan inanç sorunsalı, kendini en çok ikili ilişkiler alanında gösteriyor. Ebeveyn-çocuk, karı-koca, erkek-kadın ilişkilerinde kamusal alan dinamiklerinden azade biçimde ilerlemek oldukça güç. Öte yandan, söz konusu düşünen, sorgulayan, hisseden bireyler olduğunda kişisel tercihlerin toplumsal gerginlikleri aşması mümkün. Kırılma noktalarını ustaca irdeleyen yazar, sürtüşmelerin en ateşli anında bile farklı motifler sergileyen karakterlerini yan yana getirmeyi ve doğallık içinde kaynaştırarak insana özgü temel değerleri vurgulamayı başarıyor.

Perrotta’nın karakterleri oldukça zengin: Cinsel eğitim dersi aracılığıyla öğrencileri cehaletten kurtarmayı hedefleyen Ruth, bir zamanlar uyuşturucu bağımlısıyken dine sığınarak hayatını yeniden kurma uğraşındaki Tim, bir alışveriş merkezinde satış görevlisiyken yaşadığı uyanış esnasında mağazaları kırıp döken ve tüm insanları Hıristiyanlığa çağıran karizmatik ve inatçı Papaz Dennis, kocasıyla arasına Tanrı’nın bile girmemesi gerektiğine inanan dindar Carrie, kendisine sembolik de olsa evlenme teklif etmeyen eşcinsel aşığını terk etmekten çekinmeyen Randall ve diğerleri...
Yatak Odası Dersleri aşk, cinsellik, beraberlik, aidiyet ve evlilik gibi kavramların girift yapılarını inanç mevzusu üzerinde kutuplaşmış bir iklimde ve insan doğasının hemen her türlü koşula uyum sağlama özelliğinin ışığında ele alıyor. Değişen toplumsal dinamiklerin gölgesinde Ruth ve Tim gibi iki zıt karakteri giderek iç içe geçen bir örgünün kalbine yerleştiren Perrotta, farklı inançlarına rağmen bu iki ana karakteri sevgi ve anlayış üzerine kurulu bir uzlaşma zemininde buluşturuyor. Kitap, yazarın bireylere olan inancını ve insana özgü hassasiyetlerin her türlü toplumsal hareketten daha belirleyici olduğunu çarpıcı bir biçimde gösteriyor. Yatak Odası Dersleri’nin karakterleri, inançlarının, toplumsal tabuların, çatışan güç odaklarının ve cinsellik gibi kişiye özel bir alanın kamusallaştırıldığı bir mecranın ötesinde, insani motiflerle hareket eden bireyler olarak ete kemiğe bürünüyorlar.

YATAK ODASI DERSLERİ

Tom Perrotta
Çeviren: Hakan Toker, Banu Irmak
Siren Yayınları
408 sayfa
22 YTL