İnsanoğlunu çaresiz kılan istila

İnsanoğlunu çaresiz kılan istila
İnsanoğlunu çaresiz kılan istila
Bilimkurgu edebiyatının iki 'baba'sından biri olan H.G. Wells'in 1898 tarihli 'çağının ötesinde' romanı 'Dünyaların Savaşı', sinemanın büyük ustalarından Steven Spielberg tarafından tam bir 'efekt bombardımanı' boyutuna taşınır
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Jules Verne’in büyük adımlar attığı bilimkurgu edebiyatını çok daha ‘olmuş’ bir kıvama taşıyan H.G. Wells, bugünün bilimkurgu yazarlarına büyük esin kaynağı olmuş bir isim kuşkusuz. 1895’te ‘Zaman Makinesi’yle start alan romancılık kariyerinin hemen başlarındaki eserleriyse türün başyapıtları arasında sayılır her daim. Yaşadığı dönemin çok ötelerine taşan bir hayal gücüne sahip olan yazar, bu durumu destekleyen anlatım becerisiyle de öne çıkar. Sadece fikrin orijinalliğine dayamaz sırtını, edebiyatçı kimliğini de sayfalara ustaca aktarır.
H.G. Wells’in 1898’de yayımlanan romanı ‘Dünyaların Savaşı’, ondan hemen önce kitaplaşan ‘Zaman Makinesi’, ‘Doktor Moreau’nun Adası’ ve ‘Görünmeyen Adam’la birlikte yazarın başyapıtlarındandır. Başka dünyalarda hayat olup olmadığı, buralarda hayat varsa uzaylıların gezegenimize gelip gelmeyecekleri, gelirlerse niyetlerinin ne olacağı konularında kafa yoran bu çalışma, ‘kızıl gezegen’ kimliğiyle hep ilgi odağı olan Mars’ı ve Marslıları merkeze yerleştirir. Dünya ’ya en yakın gezegen olmasının da etkisi vardır bundan kuşkusuz.
Yazarın bu romandaki meselesi ‘istila’dır. Gezegenimize gelip, insanoğlunun hayal bile edemeyeceği makineleriyle insanları yok eden Marslılar vardır bu hikâyenin başrolünde. İngiltere kırsalında ortaya çıkıp, daha sonra Londra’ya kadar uzanan bu istila, kırsalda yaşayan bir adamın ağzından anlatılır. Kahramanımız, insanın çaresiz kaldığı, savaş silahlarının da bir işe yaramadığı bu istiladan sağ kurtulacak ve kısacık bir zaman diliminde gerçekleşen önüne geçilmez kıyımı ilk elden dillendirecektir. Kaçmaktan başka bir şey yapamayan insanlığın düştüğü durum, yok oluşun kaçınılmazlığını da gözler önüne serer.
Evet, büyük kısmı umutsuzlukla örülüdür bu romanın. ‘İki kitap ’ olarak bölümlediği romanının ilk kitabına ‘Marslıların Gelişi’, ikincisineyse ‘Marslıların Kontrolündeki Dünya’ adını veren H.G. Wells, ayrıntılı biçimde betimlediği Marslı elinden çıkma ‘ölüm silahları’nı ‘karabasan’ gibi salar üzerimize. Romanın 1898’de yayımlandığını tekrar hatırlatarak, böylesi bir hayal gücünün o dönemde neredeyse ‘insan dışı’ göründüğünü de ekleyelim. Ancak tüm bu karabasan atmosferine karşın, Marslıları yenilgiye uğratır Wells, hem de hiç beklenmedik bir biçimde. İnsan yapımı hiçbir silahın beceremediğini basit bir ‘mikrop’a yaptırır...
Bilimkurgu edebiyatının 20. yüzyıldaki yıldızlarından Arthur C. Clarke’ın zihin açıcı önsözünü okuyarak hazırlandığımız ‘Dünyaların Savaşı’nın temel fikri, H.G. Wells’e değil, ağabeyi Frank’e aittir. Ama bu fikri alıp, ondan devasa bir bütün çıkaran Wells’e hakkını vermemize engel değildir bu durum. Yazar, romanın baş kahramanının tanık oldukları üzerinden hareketle tam bir ‘kökten kazınma’ trajedisi ortaya koyar. Bu romanda, Marslıların istilasından ziyade, insanların çaresizliğidir öne çıkan. Henüz iki büyük dünya savaşının olmadığı dönemde yazılan bu eser, bir anlamda uyarıdır da insanlığa. Ama bu uyarının hiçbir işe yaramadığı da aşikârdır; istila etme, katliam yapma, yok etme temelli insan ihtirasının önüne geçmek mümkün değildir. Bugüne baktığımızda, romanın yayımlanışının üzerinden geçen 114 yılda yaşananlar, insanoğlunun aklını başına getirmekten ziyade daha da vahşileştirmiş, daha ‘istilacı’ bir yapıya kavuşmasını sağlamıştır. Sonumuz pek hayırlı değil anlayacağınız; bize basit bir mikroptan çok daha fazlası gerekecek kurtulmak için! 

Hollywood sever bunları!
Dünya dışı yaratıkların gezegenimizi işgali konusunun sinema için ne kadar çekici olduğunu tahmin edersiniz, özellikle de son dönemlerde teknolojinin tavana vurduğu sinema için. Hollywood’un iş bilir yapımcılarının gözünde, efekt kullanımının sınırsız olacağı ve macera duygusunun had safhaya tırmanacağı bir film demektir bu.
H.G. Wells’in 19. yüzyılın sonunda yazdığı romanından 1953’te Byron Haskin tarafından yapılan ‘ilkel’ ama çekici uyarlamanın ardından, günümüzün en sağlam yönetmenlerinden Steven Spielberg’ün hikâyeye yeniden el attığı 2005 yapımı ‘Dünyalar Savaşı’, gerçekten de tam bir teknoloji bombardımanıdır.
Dünyamızı işgal etme girişiminde bulunan ve bunu planlı bir şekilde uygulamaya koyan uzaylıların, insanoğlunun çaresizliği karşısında olayı giderek ‘imha’ noktasına getirmelerini resmeden film, merkezine bir aile hikâyesini yerleştirerek dramatik unsurları da güçlendirmeyi amaçlar. Tom Cruise’un ‘ilgisiz’ bir babayı canlandırdığı, Dakota Fanning ve Justin Chatwin’in de onun çocuklarını oynadığı filmde, uzaylılar karşısında sadece ‘yaşayabilmek’ için mücadele eden ailenin öyküsüne odaklanırız. 

‘Dünyamızı kaptırmayız’
İlk yarım saatindeki inanılmaz efektler ve irkiltici ‘kıyamet’ atmosferiyle dikkatleri çeken ‘Dünyalar Savaşı’, sonraki dakikalarda ailenin kaçışına fokuslanır ve bizleri bir ölüm kalım mücadelesine ortak eder. Spielberg’ün kendine has anlatım rahatlığının izlerini taşıyan yapım, bir yandan H.G. Wells’in hikâyesine ‘olabildiğince’ sadık kalma savaşı verirken, öte yandan da anlattığı şeyin düşünsel boyutuyla haşır neşir olmaya çalışır.
“Dünyamızı kimselere kaptırmayız” temelli, dahası “Dünyamızda yalnızca bizler yaşayabiliriz” fikrinin uzantısı olan bu düşünsel yan, gerçekçi düşündüğümüzde bir miktar ‘temelsiz’ kalır. Wells’in dünyasıyla Spielberg’ün dünyasının bir tür buluşması diye de nitelenebilecek olan ‘Dünyalar Savaşı’, bazı bölümlerde (özellikle Tim Robbins’in olduğu sahnelerde) aksayan bir yapının izlerini taşısa da, baştan sona ilgiyle izlenmeyi hak eder.
‘Ölüm getiren uzay araçları’ndaki ürkütücü görüntü, filmin teknik yapısının mükemmele varan boyutlarını deşifre etmeye yönelik en çarpıcı göstergelerdir. Zira insanların çaresizliğinin altını çizen bir ‘karabasan’ kıvamındadır bu araçlar ve izleyiciyi de bir tür ‘baskı’ altına alırlar film boyunca. Hiçbir silahın kâr etmediği, önlerine çıkan her şeyi silip süpüren bu devasa makinelerin yarattığı dehşet atmosferi, belki de bu flimin en temel dayanağı olur.
Not: ‘Dünyalar Savaşı’nın 1953 ve 2005 yapımı uyarlamalarının DVD’lerini raflarda bulmanız mümkün.

DÜNYALARIN SAVAŞI
H.G. Wells
Çeviren: Ali Kaftan
İthaki Yayınları
2001, 322 sayfa, 17 TL.