İyi insanlar...

İyi insanlar...
İyi insanlar...
Soljenitsin'in başarısı, Stalin döneminde Rus toplumunun yaşadıklarını içerden duymasıdır
Haber: GÜN ZİLELİ - gunzileli@hotmail.com / Arşivi

Büyük yazarların en önemli özelliği, hayatın çok basit, küçük gibi görünen olaylarını aynı basitlikleri içinde işlemeleri ve okuyucuya aktarmalarıdır. Evet ama bunun yapılabilmesi için o yazarın, anlattığı bireysel ya da toplumsal çevreyi çok iyi bilmesi, bilmekten de öte, içselleştirmesi gerekir. Usta bir buz patinajcısı , patinaj yaptığı sahayı, partnerini ne kadar iyi tanıyorsa bir yazar da anlattığı konuya o kadar hakim olmalıdır. Kafka, bireyin ezilişini, yabancılaşmasını o kadar iyi bilip içselleştirmeseydi o büyük eserleri yaratamazdı. Tolstoy, Rus köylülüğünü ve toprak sahipleri sınıfını o kadar içerden bilmeseydi o büyük romanları yazamazdı. Soljenitsin’in başarısı da, Stalin döneminde Rus toplumunun yaşadıklarını bizzat yaşaması ve içerden duymasıdır. Diğer eserleri gibi, ‘Kreçetovka İstasyonu’nda Bir Olay’ novellası da işte dönemin ruh halini içerden kavramış ve olayın basitliği oranında basitçe ama o bir o kadar şok edici bir şekilde yansıtmıştır.
Kitap ve film tanıtmalarında okuyucuya henüz romanı okumadan ya da filmi seyretmeden sonu söylemekten kaçınmak gerektiğini düşünürüm. Bu bakımdan burada da, bu güzel ve son derece ilginç novellanın sonu hakkında bir ipucu vermemeye özen göstereceğim. Ben burada, sadece dönemin ruhu ya da paranoyak ortamı üzerine birkaç aktarma yapmak ve bir şeyler söylemek istiyorum.
İkinci Dünya Savaşı sırasında, Naziler Sovyetler Birliği topraklarında adım adım ilerler, Sovyet kasaba ve şehirlerini teker teker ele geçirip Moskova’nın kapılarına dayanırken küçük bir tren istasyonunda görevli teğmen Zotov’un çevresindeki ortam usul usul anlatılır önce. Öyle ki, toplamı 77 sayfayı bulan novellanın 48. sayfasına kadar ortalıkta pek bir dikkat çekici olay yoktur. Her şey bundan sonra başlar. Dönemin gerilimli ortamını anlatan ilk belirgin konuşma şöyle geçer teğmen Zotov’la, Nazilerle savaş sırasında kıtasını ve katarını kaybetmiş Dıgin arasında:
Dıgin: “Yük trenlerine binebilmek de sanıldığı kadar kolay değil. Lokomotifsiz beklerken hangi yöne gideceğini bilemezsiniz, kalktıkları zaman da yetişemezsiniz. Üzerlerinde nereden nereye gideceği yazılı değildir. Kimseden soramazsınız, casus sanırlar. Hele beni şu kılığımla görürlerse… Bizde soru sormak başlı başına bir tehlike zaten.”
Teğmen Zotov:
“Tabii, savaş zamanı.”
“Savaştan önce de öyleydi.”
“Yok canım, ben fark etmedim.”
“Öyleydi… 37’den sonra.”
“Neden 37’den sonra? Ne olmuştu ki o zaman? İspanya İç Savaşı mı yoksa?”
(Dıgin) Tveritinov bir daha gülümsedi suçlu suçlu:
“Hayır, değil…”
Dıgin aslında bir tiyatro oyuncusudur. Bunu öğrenen Zotov, sohbeti daha büyük bir zevkle sürdürmektedir. Laf dönüp dolaşıp Gorki’ye gelmiştir.
“Hımm… Gorki’nin piyeslerinde oynadınız mı hiç?”
“Oynamaz olur muyum!”
“En çok Gorki’nin piyeslerini severim ben. Zaten onun bütün eserleri hoşuma gider. Bizim en eski, en insansever, en büyük yazarımızdır. Siz de öyle düşünmüyor musunuz?”
(Dıgin) Tveritinov’un bir cevap bulabilme(k) için uğraştığı kaşlarının oynamasından belliydi. Ama bulamadığı için susuyordu.”
Bu kadar alıntı yeter. Teğmen Zotov öyle iyi, öyle özverili bir insandır ki, karısı ve çocuğu Alman işgali altındaki bölgede kaldığı için çok acı çektiğinden kendisine yaklaşan başka kadınların yüzüne bile bakmaz; diğer arkadaşları cephede çarpışırken cephe gerisi sayılabilecek bir istasyonda pineklediği için bir suçluluk duygusu içindedir; İspanya İç Savaşı’na katılmak için ne çok çaba harcadığını samimiyetle anlatır; karşısında bir tiyatro sanatçısı görünce, onun kuşatmadan kurtulmuş perişan bir er olduğunu unutup zevkle entelektüel bir sohbete dalmaktan kendini alıkoyamaz.
Ve… Devamını anlatmayayım. Sadece şunu söylemekle yetineyim. Paranoya, kötülüğe koşullanmış insanlar üzerinden değil, böyle iyi insanlar üzerinden yürüyüp insan biçen bir baltaya dönüşür ne yazık ki. İşte Soljenitsin’in büyüklüğü de buradadır. Dönemin paranoyasının ve gerginliğinin böylesi iyi insanları esir alabildiğini, alabileceğini göstermek. Ve o zaman anlarsınız milyonlarca rejim kurbanının başına gelen felaketin büyüklüğünü.

Kreçetovka İstasyonu’nda
Bİr Olay /
Matriyona’nın Evİ
Aleksandr Soljenitsin
Çeviren:
Mehmet Özgül
İletişim Yayınları
2011, 126 sayfa, 12.5 TL.


    ETİKETLER:

    Dünya

    ,

    İspanya

    ,

    moskova

    ,

    kitap

    ,

    Hakim

    ,

    iletişim

    ,

    ruh

    ,

    yazar

    ,

    film

    ,

    zaman

    ,

    derece