İyi ki çevrildiler!

İyi ki çevrildiler!
İyi ki çevrildiler!
TÜYAP'ın bu yılki anateması çeviri. Biz de yazarlarımıza 'İyi ki Türkçeye çevrilmiş' dediğiniz kitaplar nelerdir, diye sorduk İşte yazarlarımızın verdiği yanıtlar. Kırk beş yazarın yaptığı listelerin içinden süzülüp gelen ilk on kitabın tepesinde tabii ki roman sanatının bir numaralı kitabı 'Don Quijote' var

Don Quijote, Miguel de Cervantes
Cervantes’in ünlü romanı, tabii listenin bir numarası. Her zaman ünlü bir kitap, ama bu listeye girebilesinde muhakkak ki Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Roza Hakmen imzalı tam çevirinin payı büyük.

Odysseia, Homeros
İzmirli şair Homeros, Batı edebiyatının temel esin kaynaklarından biri olan destanıyla listenin ikinci sırasında. Tabii ki kardeşi İlyada da sık sık anıldı, ama ilk ona giremedi. Kitabı ünlü ve asla eskimeyen Azra Erhat-A. Kadir çevirisiyle Can Yayınları basıyor.

Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust
Proust’un dev yapıtı Kayıp Zamanın İzinde, roman sanatının zirve noktalarından biri. Yine bir Roza Hakmen çevirisi, yine bir Yapı Kredi Yayınları kitabı.

Ulysses, James Joyce
Joyce’un vaktiyle kendi ülkesinde bastıramadığı ama diliyle, tekniğiyle kısa sürede bir efsaneye dönüşen romanı. Türkçeye çevrilemez denilen kitabı Nevzat Erkmen çevirdi, Yapı Kredi Yayınları yayımladı.

İlahi Komedya, Dante Alighieri
Ortaçağdan günümüze gelen dünya şiirinin ve edebiyatının temel eserlerinden biri. Kitabın çok beğenilen eksiksiz ve şiir formuna sadık tek çevirisini Rekin Teksoy yaptı, Oğlak Yayınları bastı.

Ses ve Öfke, William Cuthbert Faulkner
Amerikan edebiyatının Nobelli yazarı Faulkner’in kendine özgü yoğun anlatımıyla, duyguları aktarmada üst seviyeye ulaştığı romanı. Rasih Güran’ın çevirisini en son Yapı Kredi Yayınları basmıştı.

Suç ve Ceza, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
Tabii ki Dostoyevski’siz böyle bir liste olmazdı. Dünya edebiyatının bu en ünlü yazarının bu en ünlü kitabının pek çok çevirisi mevcut. Bizim soruşturmamızda ise Orhan Pamuk’un editörlüğünde İletişim Yayınları’nın bastığı Dostoyevski serisinin içinde yer alan Murat Belge’nin önsözüyle yayımlanmış Ergin Altay çevirisinin adı geçiyor.

Gönülçelen, J.D. Salinger
Salinger’in tüm ergenlerin, hadi gençlerin diyelim hayata bakışını etkilemiş ve etkilemeye devam eden ünlü kitabı Gönülçelen olarak listemizde. Malum, Yapı Kredi Yayınları kitabın Coşkun Yerli tarafından sonradan yapılan çevirisini, Çavdar Tarlasında Çocuklar olarak basıyor. Bizim listemizde ise herkes onu şu sıralar baskısı olmayan Gönülçelen adlı Adnan Benk çevirisiyle anıyor.

Kur’an
Kutsal kitaplar da çeviri listesinde sık sık anıldı. Tabii ki içlerinden Kuran-ı Kerim listeye girdi. Kuran’ın pek çok meali, tefsiri mevcut. Bu tabii çeviri ve dil becerisinin ötesinde, bir ilahiyat meselesi.

Yüzyıllık Yalnızlık, Gabriel Garc´ıa Márquez
Nobel ödüllü yazarın Türkiye’de de çok sevilen, dünyada da bir efsane olan ünlü romanı hiç değilse onuncu sıradan listemize girdi. Kitabı, Seçkin Selvi’nin güzel çevirisiyle Can Yayınları basıyor.

“Çevirmene sonsuz teşekkürler”
Adnan Özyalçıner:
Rilke, Malte Lauridze Bridge’nin Notları (çev. Behçet Necatigil), Albert Camus, Yaban (çev: Vedat Günyol), Franz Kafka, Ceza Sömürgesi (çev:A.Turan Oflazoğlu), Oscar Wilde, Dorian Gray’ın Portresi (çev:Nihal Yeğinobalı), Andre Tietze

Ahmet Ümit:
Türkçeye iyi ki çevrilmiş diyebileciğim kitapların başında Gargantua gelir. Yazarı Francois Rabelais’dir. Çevirmenler ise gerçekten dev bir kadrodan oluşur: Azra Erhat, Sabahattin Eyuboğlu Vedat Günyol... Gargantua roman sanatının doğuşunu müjdeleyen bir erken yapıttır. Bu başyapıtı ancak Don Kişot ile kıyaslayabiliriz. İnsanoğlunun yazınsal serüveninde önemli bir kilometre taşı olan bu metnin Türkçeye kazandırılmış olması oldukça önemli bir olaydır. Çevirisi ise bu işin gerçek uzmanları olan ülkemiz aydınlanmasının, üç önemli ismi, Azra Erhat, Sabahattin Eyuboğlu ve Vedat Günyol tarafından mükemmele yakın bir çalışmayla gerçekleştirilmiştir.

Ali Akay:
Joyce, Ulysses. Dante, İlahi Komedya. Cervantes, Don Quijote. Marx, Kapital. Homeros, Odysseia
Şimdiki zamandan geçmişe giden bir Odysseus’cu yolculukta seçeceğim beş kitap bu yolculuk kadar etkin, yeğin, potansiyellere açık olarak güncellenenebilir ve vazgeçilmez gözükmekte.

Aslı Tohumcu:
İlk dilime gelen kitap Pıtırcık oldu. Eğlenmeyi yeni baştan öğrendiğim bugünlerde, bu anımsayışa şaşmamak lazım herhalde. Sonra... Patricia Highsmith’in Carol’ı, Tatlı Hastalık ve Merhameti Ertelemek’i, Bir Kadın Düşmanından Öykücükler’i çevrilmeseydi Türkçeye, insan doğasının karanlıklarına ışık tutacak kimi bulurdum bilmem! Ya Alışkanlıklar da Değişir. Türkçe söylenmeyeydi Ritsos, nasıl sarardım yaralarımı, nasıl durulurdum yeri geldiğinde. J. G. Ballard’dan Kokain Geceleri, Milenyum İnsanları, Süper Kent, Cennete Bir Koşu çevrilmeseydi dilimize nereden bilirdim yalnız değilim ve okumak şahane bir şeydir!

Atilla Birkiye:
Dr. J.C. Mardrus’un derlediği Binbir Gece Masalları (çev: Alim Şerif Onaran). Bir dünya klasiği, masalların sultanı, Doğu’nun incisi, hep örnek aldığımız Batı kültürünü yoğun bir şekilde etkileyen bir şahaser, ortak yaratıcılığın doruğu. Dante Alighieri, İlahi Komedya (çev: Rekin Teksoy). İçeriği ve şiirsel görkeminin yanı sıra Rönesans’ın en temel metni, dahası İtalyanca (Toscana lehçesi) ile yazılarak evrensel bir ‘örnek’ oluşu... William Shakespeare, Hamlet (çev: Sabahattin Eyuboğlu). Modern edebiyatın kapısının açılışı, insanın kendisinin konu edindiği en yoğun metin yani Rönesens’ın zirvesi; etkileyici şiirsellik. Miguel de Cervantes Saavedra, Don Quijote (çev: Roza Hakmen). En çok okunan yazınal tür olan romana ‘merhaba’ demenin yanı sıra ‘metafor’ sanatının en yaygın ‘ilk örnek’i ve içimizdeki ‘karşılıksız kahraman’ın ortaya çıkışı. Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı (çev: Saadet Özen). Kendini gizlemiş bir metin, yaşama evrensel bakış, döne döne okunması gereken bir başyapıt ve keşke daha önce, yazarlığımın başında okuma olanağım (!) olsaydı.

Ayşegül Devecioğlu:
Thomas Mann, Venedik’te Ölüm (çev: Behçet Necatigil). John Berger bütün kitapları özellikle Düğüne, çeviren: Cevat Çapan, Metis Yayınları. Panait İstrati bütün kitapları özellikle Kodin ve Baragan’ın Dikenleri, Varlık Yayınevi- Yankı Yayınevi. Faulkner bütün kitapları özellikle Absolom Absolom, Aslı Biçen , Yapı Kredi Yayınları. Hiroşima Sevgilim, Marguarite Duras, çeviren: Cevat Çapan, Uğrak Kitabevi Yayınları

Barış Müstecaplıoğlu:
Jean Paul Sartre, Hürriyetin Yolları Üçlemesi. İçimde yazarlık ateşini çok genç yaşta yaktıkları için. Ursula K. Le Guin, Yerdeniz Üçlemesi. Fantastik kurgunun kılıçlı kahramanlardan ve ateş saçan ejderhalardan ibaret olmadığını fark etmemi sağladığı için. Stephen King, Peter Straub, Tılsım. Hayal gücünün ne kadar sınırsız bir yaratım gücü olduğunu öğrettiği için. Clive Cussler, Şeytan Denizi ve Sahra. Roman okumanın gayet eğlenceli bir uğraş da olabileceğini gösterdikleri için. Dostoyevski’nin tüm kitapları. Çıtayı çok yükseğe koydukları ve bana daima şu ana kadar yazdıklarımdan daha iyisini yazmam gerektiğini fısıldayıp durdukları için

Birhan Keskin:
E. M. Cioran’dan Çürümenin Kitabı ve Ezeli Mağlup için Haldun Bayrı’ya, Balthus, Anılar kitabı için Orhan Suda’ya, Robert Musil’den Niteliksiz Adam; Ingeborg Bachmann ve Rilke’den şiir çevirileri için Ahmet Cemal’a, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde serisi için Roza Hakmen’e, Ursula K Le Guin’in Yerdeniz Büyücüsü dörtlemesi için Çiğdem Erkal İpek’e, Lawrence Durrell’ın İskenderiye Dörtlüsü için Ülker İnce’ye, Rilke’nin Duino Ağıtları için Can Alkor’a, Nabokov, Wilde, Borges, Woolf kitaplarından çevirileri için Fatih Özgüven’e, Thomas Bernhard kitapları (Don, Bitik Adam ve diğerleri) için Sezer Duru’ya... Bütün bu kitapları Türkçeye iyi ki çevirdikleri ve çok iyi çevirdikleri için, sizin vasıtanızla buradan teşekkür etmek isterim. 

Bülent Somay:
Milan Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Fatih Özgüven. Edmond Rostand, Cyrano de Bergerac, Sabri Esat Siyavuşgil (Fransızcadan İngilizceye çevirisinden daha iyidir). James Joyce, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi, Murat Belge. Karl Marx, Grundrisse, Sevan Nişanyan. Karşı çeviri olarak Orhan Pamuk, White Castle, Victoria Holbrook.

Cemil Kavukçu:
C. Cabrera Infante, Kapanda Üç Kaplan. Elias Canetti, Körleşme. Lawrence Durrell İskenderiye Dörtlüsü. Malcolm Lowry, Yanardağın Altında. Mihail Bulgakov, Usta ile Margarita. Carlos Fuantes, bütün yapıtları. Stefan Zweig, bütün yapıtları. Julio Cortazar, bütün yapıtları. Márquez, bütün yapıtları. Kazancakis, bütün yapıtları.

Ece Temelkuran:
Amin Maalouf’un bütün kitapları. Oryantalist olmayan, Batı’dan çıkan bu Doğulu sesin bizim buralarda, yani kendini kime, nasıl anlatacağına henüz karar verememiş topraklarda duyulmasını çok önemsiyorum. Kendi hikâyelerimizi anlatma imkânlarını bana gösteren önemli yazarlardan biridir zira. Bir de yitirdiğimiz Ünsal Hoca’nın Walter Benjamin’i Türkçeye kazandırması benim kişisel tarihim açısından pek önemlidir. Kalp haritamda, o haritanın genişlemesinde müstesna bir yeri vardır Walter Benjamin’in. Her ne kadar daha akademik tercüme ekolünün ‘olmaması gereken tercüme’ diye gösterdiği çevirilerden biri olsa da Can Yücel’in Shakespear’i ‘Türkçe söylemesinin’ de bulunmaz kıymette olduğunu düşünürüm

Emrah Serbes:
Yaklaşık 400 yıl rötarla Don Quijote’nin tam metni. (Çeviren: Roza Hakmen/Şiir Çevirileri: Ahmet Güntan), Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk (Çeviren: Yiğit Bener). Oscar Brockett’in muazzam eseri, Tiyatro Tarihi (Çevirenler: Selda Öndül, Sevinç Sokullu, Sibel Dinçel, Beliz Güçbilmez, Tülin Sağlam, Semih Çelenk). Raymond Chandler, Büyük Uyku (Çeviren: Fatih Özgüven) Metis Yayınları’nın buna benzer süper kitaplar (Misal Leo Malet/Kara Üçleme) yayımladığı polisiye dizisine devam etmesini temenni ediyorum. Jean Patrick Manchette, Keskin Nişancı (Çeviren: Saadet Özen) Everest Yayınları da Siyasi Polisiye dizisinde çok güzel kitaplar bastı ama devamı gelmedi.

Enver Aysever:
Nikos Kazancakis’in Günaha Son Çağrı ve Zorba. Umberto Eco’nun Gülün Adı. Suç ve Ceza ve Dostoyevski’nin diğer bütün eserleri. Albert Camus’nün bütün eserleri. Milan Kundera’nın Roman Sanatı, denemeleri ve Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği.

Fatih Özgüven:
Antoine de Saint Exupery Küçük Prens, Tomris Uyar-Cemal Süreyya; çevrilmese büyüyemezdik. J.D. Salinger, Gönülçelen, Adnan Berk; çevrilmese ergenliğimiz tuhaf ve güdük kalırdı. Homeros, Ilyada- Odysseia, Azra Erhat- A. Kadir; çevrilmese bütün kitapların atasını okuyamazdık. M. Proust, Kayıp Zamanın İzinde, Roza Hakmen; çevrilmese hâlâ koskoca bir boşlukla başbaşa oturuyor olurduk. 

Gaye Boralıoğlu:
Son aylarda okuduğum, İngiliz, Fransız, Alman edebiyatı dışında daha uzak ülkelerin kokularını taşıyan üç kitaptan söz edeceğim.
Birincisi, İsveç’li Carl-Johan Vallgren’in Bir Garip Aşk Öyküsü adlı on dokuzuncu yüzyılın başlarında bir genelevde doğan hilkat garibesini anlatan olağanüstü bir roman. Güzellik, çirkinlik, aşk ve nefret üzerine sarsıcı bir yapıt. İkincisi, Şilili yazar Robetro Bolano’nun Uzak Yıldız’ı. Yazarın en ünlü eseri olmasa da darbe-edebiyat ilişkisi üzerine hiç de yabancısı olmadığımız bir dünyayı anlatması bakımından ilginç. Üçüncüsü ise Japon yazar Kazuo Ishiguro’nun Beni Asla Bırakma adlı şaşırtıcı eseri. Kendine özgü tuhaf kuralları olan bir okulda, dış dünyadan bağımsız olarak eğitilen öğrenciler üzerinden kader, sanat ve eğitim üzerine yazılmış kapkaranlık bir roman. 

Gündüz Vassaf:
Azra Erhat’ın Odysseia’sıyla Gılgamış Destanı türümüzün bu dünyadaki macerasının ve kendisini tanımasının ilk örneklerinden. Neler çevrilsin diye sormuş olsaydınız, Türkiye’de Doğu eserlerinin yokluğu, edebiyat dünyamızın (da) Batı’ya aşağılık kompleksimizden olsa gerek, ibret verici.Bir örnek- Dünya klasiklerinden Hint epiği Mahabarata hâlâ Türkçeye çevrilmedi!

Gürsel Korat:
Edmond Rostand, Cyrano de Bergerac- Sabri Esat Sivayuşgil’in unutulmaz “istemem eksik olsun” tekrarlı tiradı nedeniyle... Homeros, İlyada ve Odesa- A.Erhat ve A.Kadir çevirisi. Çok üstün, çok etkileyici bir dille çevrildiği için... Balzac, Sönmüş Hayaller I-II-III Yaşar Nabi çevirisi, olağanüstü görkemli hikâyesi nedeniyle... Karl Marx, Das Kapital, Alaattin Bilgi, başka bir yöntembilimin kapılarını araladığı için... Nabokov, Lolita, Fatih Özgüven, olağanüstü kıvrak bir hikâyeyi olağanüstü kıvraklıkla anlattığı için...

Hande Öğüt:
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski, Yeraltından Notlar (çev: Mehmet Özgül). Bir hasta adam imgesi üzerinden bir imparatorluğu yeren muhteşem kitap, Dostoyevski’nin kendisini bulmaya başladığının ilk kanıtı... Aşağılanmanın zevkleri üzerine Orhan Pamuk’un önsözüyle desteklenen bir roman. Virginia Woolf, Mrs Dalloway (çev: Tomris Uyar). Virginia Woolf’un olgunluk dönemi eserlerinden en önemlisi olma nedeni, bir günde geçmesi ve bilinçakışının ilk ve en başarılı örneği olması. William Faulkner, Ses ve Öfke (çev:Rasih Güran). Bilinç akışı tekniğinin en iyi örneklerinden biri. Judith Butler, Cinsiyet Belası/Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi (çev: Başak Ertür). 1990’da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden... Judith Butler, Seyla Benhabib, Nancy Fraser ve Drucilla Cornell, Çatışan Feminizmler (çev: Feride Evren Sezer). Postmodernizm ile feminizm arasında verimli ve yararlı bir ittifak mı vardır yoksa postmodernizm feminist mücadeleyi baltalar mı? Bu tartışmalı soruyu tartışan önemli bir feminist kitap... 

İhsan Oktay Anar:
Bütün kutsal kitaplar. Buna Antik Yunan’dan Homeros’un İlyada ve Odysseia’sı dahil. Bir de Odysseia’nın İngilizcedeki karşılığı olan James Joyce’un Ulysses’i.

İnan Çetin:
Sorunuza vereceğim yanıt epey uzun bir liste oluşturur. Kısacası ise, pek çok edebiyat klasiğinin yanı sıra, iyi ki nitelikli, iyi çevirilerle Türkçeye kazandırıldılar dediğim yazarların başında Robert Musil, Italo Calvino, John Fowles, Don Delillo, Carlos Fauntes, J. Cortazar gibi yazarlar gelir.
Huzursuzluğun Kitabı, Fernando Pessoa, Can. Hayali Diller, Marina Yaguello, YKY. Nasıl Bir Çocuk, Ken Barris, YKY. Beni Asla Bırakma, Kazuo Ishiguro, YKY. 

İnci Aral:
Uzun okurluğu boyunca Türkçeye çevrilmiş iyi ki çevrilmiş ve çok iyi çevrilmiş sayısız kitap okumuş birinin önüne bir tepsi dolusu karışık tatlı konmuş da içinden bazılarını seçmesi istenmiş gibi hissettim kendimi sorunuzu görünce. En iyisi unutamadığım ya da son on yılda okuduğum ve çevirmenlerine teşekkür etmek istediğim bir kaç kitaptan söz edeyim ben: Homeros, Odysseia, Azra Erhat-A. Kadir. Alain Basquet, Bir Sürgün Ana, Özdemir İnce. Ingeborg Bahcmann, Malina, Ahmet Cemal. Carlos Fuentes, Deri Değiştirmek, Şadan Karadeniz. Carlos Fuentes, Bizim Toprak, Bülent Doğan.
M. Yourcenar, Hadrianus’un Anıları, Nili Bilkur. W. Faulkner, Ses ve Öfke, Rasih Güran. Joyce Carol Oates, birçok kitabı, Alev Bulut. Michael Cunningham, Saatler, İlknur Özdemir. Lawrence Durrel, İskenderiye Dörtlüsü, Ülker İnce. Italo Calvino, Görünmez Kentler, Işıl Saatçioğlu. Jean Rhys, Dörtlü, Pınar Kür. G. Cabrera Infante, Kapanda Üç Kaplan, Seniha Akar. S. Beckett, Üçleme, Uğur Ün. V. Nabokov, Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı, Fatih Özgüven. Marguerite Duras, Somut Yaşam, Bertan Onaran.

Jaklin Çelik:
Marcel Proust, Kayıp Zamanın İzinde.

Jale Parla:
Don Kişot, Karamazov Kardeşler.

Metin Celal:
Kayıp Zamanın İzinde, Marcel Proust. Denemeler, Montaigne. Rubailer, Ömer Hayyam. Mesnevi, Mevlana.

Mine Söğüt:
Öncelikle 1970’li yıllarda Samed Behrengi’nin kitaplarının Türkçeye çevrilmiş olmasını çok önemserim. 12 Eylül sonrası dayatılan ‘yeni’ düzen içinde büyümek ve biçimlenmek zorunda kalan şu bahtsız neslin üyeleri arasında hâlâ hayata ‘vicdan ve adalet’ penceresinden bakarak ‘liberal’ olmayı değil ‘solcu’ olmayı erdem sayan bir avuç insan varsa onların büyük bir kısmı eminim bunu küçükken o kitaplarla ‘aşılanmış’ olmaya borçludur.

Murat Gülsoy:
Kendi okuma çizgimi düşündüğümde çeviri edebiyattan en az Türk edebiyatı kadar beslenmiş olduğumu söyleyebilirim. Örneğin zamanında Latin Amerika ve Avrupa edebiyatını Can Yayınları’ndan okumamış olsaydım çok eksik kalırdım. Yayıncılığın sadece kâr amaçlı bir ticari etkinlik olarak algılandığı günümüzde bunun bir zamanlar böyle olmadığını hatırlamamız gerekir. Bir kültürün inşasında çevirinin son derece hayati bir önemi vardır. Güçlü bir ağaç gibi kök salabilmek için dallarını farklı coğrafyalara uzatabilmeli. Bazı yayınevlerini ve yayın yönetmenlerini üstlendikleri bu misyonu içtenlikle yerine getirdikleri için kutlamak gerekir. Enis Batur’un YKY’de ortaya koyduğu bu tür bir çizgiydi örneğin. Bugün tüm iyi okurların evinde YKY Kazım Taşkent kitaplarını buluyorsak bunun bir anlamı olsa gerek...

Murat Uyurkulak:
Louis Ferdinand Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk. Roberto Bolano, Vahşi Hafiyeler  ve Uzak Yıldız. David Rieff, Ölüm Denizinde Yüzmek.

Müge İplikçi:
Yannis Ritsos, Umarsız Penelope. Cevat Çapan’ın şiiriyle çevrilmiş bir yapıttır. Güzeldir. Şiiri, aşkı ve ölümü bir kez daha düşünmemize vesile olmuştur. John Berger, Görme Biçimleri. Yurdanur Salman’ın özenli çevirisiyle John Berger’i daha çok sevdik.

Necmiye Alpay:
Türkçeye iyi ki çevrildi dediğim kitapların listesini kısaltmak gerekince yine o ruh daralmasına uğruyorum, sonuçta çevirmenine ve beni etkileme derecesine göre seçerek, Erich Maria Remarque, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok demeye karar veriyorum. Çevirmeni: Behçet Necatigil.

Nedim Gürsel:
Odysseia, Kur’an, Kayıp Zamanın İzinde, Suç ve Ceza ve Kavafis’in şiirleri. 

Osman Akınhay:
Adam Smith Pekin’de, Giovanni Arrighi, Yordam Yayınları. Yolda (orijinal versiyon), Jack Kerouac, Ayrıntı Yayınları. Varlık ve Hiçlik, Jean-Paul Sartre, İthaki Yayınları.

Osman Şahin:
38 yıldan beri iyi ki bunlar Türkçeye çevrildiği dediğim çok kitap okudum. Bu kitaplardan edebiyat kültürünü, evrenselliği öğrendim. Onlar benim ailem oldu. Shakespeare amcamdır ... Dostoyevski, John Steinbeck... Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Buradan da çevirmenlerin önemini anlıyorum.

A. Ömer Türkeş:
Marx külliyatı ve her türden klasik bence iyi ki de Türkçeye çevrildi.

Özcan Karabulut:
Proust’un Kayıp Zamanın İzinde’si, Joyce’un Ulysses’i, Faulkner’in Ses ve Öfke’si ve Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ı unutulmadan, Shakespeare’dan Dostoyevski’ye, Stendhal’dan Kafka’ya, Tolstoy’dan Flaubert’e dünya edebiyatının bütün klasikleri iyi ki çevrilmiş dediğim klasikler.
Bu listeye Kundera’nın, Auster’ın, Coetzee’nin bütün kitaplarını eklemeliyim. Cortázar’ın Mırıldandığım Öyküler’i, Seksek’i, Andrés Fava’nın Güncesi, Son Raunt’u iyi ki çevrilmiş dediğim diğer kitaplar. 

Özen Yula:
J.D. Salinger, Gönülçelen (çev.Adnan Benk). Antoine de Saint Exupery, Küçük Prens (Çevirenler: Cemal Süreya, Tomris Uyar). Chuch Palahniuk, Dövüş Kulübü (çev: Elif Özsayar). Mevlâna Celaleddin Rumi, Mesnevi (çev: Veled İzbudak, gözden geçiren: Abdülbâki Gölpınarlı). Gabriel Garcia Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık (çev: Seçkin Selvi)

Selim İleri:
Virginia Woolf’un tüm yapıtları...

Sema Kaygusuz:
Edgar Allan Poe-Bütün Öyküleri. Louis Ferdinand Celine, Gecenin Sonuna Yolculuk. Lautreamont, Maldoror’un Şarkıları.

Semih Gümüş:
Türkçeye iyi ki çevrildiğini düşündüğüm kitaplar arasında, sanırım şunları öncelikle sayabilirim: Cabrera Infante’nin Kapanda Üç Kaplan romanı. Çetin bir roman nasıl çevrilebilir, Seniha Akar gösteriyor. Umberto Eco’nun, Gülün Adı romanı. En çok da Şadan Karadeniz’in olağanüstü çevirisiyle. Giorgio Manganelli’nin Düzyazının İnce Sesi. Durmadan karıştırdığım denemeler. Fredric Jameson’un Modernizmin İdeolojisi. Çok şey öğrendiğim bir kitap. Paul de Man’ın Körlük ve İçgörü adlı başyapıtı. Eleştirinin nasıl olması gerektiğini en çok öğrendiğim kitaplardan. G.G. Márquez’in, Yüzyıllık Yalnızlık romanı. Seçkin Selvi’nin benzersiz çevirisi ve çağdaş dünya romanının büyük bir başyapıtı olması nedenleriyle. William Faulkner’ın Ses ve Öfke romanı. Rasih Güran’ın çok çok zor bir roman için yaptığı çok güzel çevirisiyle. Virginia Woolf’in Mrs. Dalloway romanı. Tomris Uyar’ın çevirisi ve en çok sevdiğim birkaç yazardan birinin başyapıtı oluşu nedenleriyle. Karl Marx’ın 1844 Felsefe Elyazmaları. Başucu kitaplarımdan biri oluşu nedeniyle.

Sennur Sezer:
İyi ki; Nihal Yalaza Taluy Dosteyevski’den Ezilenler’i, Selahattin Hilav, Sartre’dan Bulantı’yı, Rasih Güran Steinbeck’ten Gazap Üzümleri’ni, Ahmet Cemal Anna Seghers’ten Yedinci Şafak’ı çevirmişti.

Sevin Okyay:
Okul öncesinde bana okunmuş kitapların hepsi, ‘iyi ki var,’ dediğim kitaplardı. İngilizce okumaya başlayınca, başka dilden çevrilmiş kitaplar için bu hissi duymaya başladım. Rus klasikleri, özellikle Dostoyevskiler, örneğin. Proust ve diğer Fransızlar. Şimdi İngilizce versiyonlarını okumayı tercih ediyorum. Ama Rekin Teksoy’un Decameron’u ile İlahi Komedya, kesinlikle Türkçeye çevrildiğine sevindiğim kitaplardır. Tahsin Yücel ve Ahmet Cemal çevirileri de. Ayrıca, çevirisi tatmin ediciyse eğer, her iyi kitap için “Türkçe’ye iyi ki çevrilmiş,” denebilir.

Şebnem İşigüzel:
Thomas Bernhard romanları; Sezer Duru’nun Almancadan yaptığı kusursuz çeviriyle. Marcel Proust romanları; çevrilmesi kaçınılmazdı ama çevirmenlerin ustalar ustası Roza Hakmen olması biz okurlar için büyük kazanç. Salman Rushdie romanları; elbette Türkçede ses bulacaklardı ama Aslı Biçen ve Begüm Kovulmaz gibi marifetli çevirmenleri unutmamak gerekir. Nabokov’un Ada ya da Arzu’su ile Solgun Ateş’i. Fatih Özgüven ve Yaşar Avunç gibi usta çevirmenler sayesinde Nabokov babamız Türkçede ses buldu. Ted Hughes, Doğumgünü Mektupları; Şavkar Altınel ve Roni Margulies’in eşsiz çevirisiyle olağanüstü şiirler.

Turgay Nar:
Cervantes, Don Kişot, Roza Hakmen. Dante, İlahi Komedya, Rekin Teksoy. James Joyce, Ulysses, Nevzat Erkmen

Vivet Kanetti:
Birlikte anmak istediğim: Mehmet Özgül’ün çevirisinden Anton Çehov’un 8-10 ciltlik Bütün Öyküleri ( ve Ergin Altay’ın Dostoyevski çevirileri: Karamazov Kardeşler, Cinler... Suç ve Ceza... Joyce’un Ulysses’i (çev: Nevzat Erkmen)... O güne dek sadece, “Ulysees Türkçeye çevrilemez” nakaratı vardı. Malcolm Lowry, Yanardağın Altında (çev: Sinan Fişek)... Malcolm Lowry’ye (iki romanına ve şiirlerine) özel bir düşkünlüğü olan, yazarın portresinin de çizmiş (P dergisinden çıkmıştı) Ömer Uluç’tan bana bulaşmış bir sevgi... Kimilerince dünyadaki ilk roman kabul edilen Cervantes’in Don Quijote’si (Yapı Kredi Yayınları ve gene Enis Batur dönemi)... Roza Hakmen’in çevirisi, tüm çalışmaları gibi gene olağanüstüdür. Hem sadık, hem müthiş çağdaş bir çeviri... Bu kez bir kitap değil ama kitap kadar değerli bir şiir: T.S.Eliot’tan J. Alfred Prufrock’un Aşk Türküsü. Ve muhteşem çevirmeni: Can Yücel... “Odada kadınlar bir aşağı bir yukarı... /Michelangelo’dur konuştukları”. Mutlaka bulunmalı, okunmalı, saklanmalı, ezberlenmeli...

Yücel Kayıran:
Sophokles; bütün oyunları bugün neden eksik, çok ayıp! Carlos Fuentes, Artemio Cruz’un Ölümü ve Terra Nostra. Louis Althusser, Gelecek Uzun Sürer, Gabriel Garc´ıa Márquez, Milan Kundera, Thomas Bernhard, Robert M. Pirsig, J.M. Coetzee.