Josephine ne görmüştü?

Josephine ne görmüştü?
Josephine ne görmüştü?
'Josephine'in Gördüğü' kitabı bu soruya bir ipucu sayılmalı. Kimbertly Hart'e göre her şey bir Bizans mozaiğinin fotoğrafıyla başlamış. Josephine bu fotoğraftan sonra İstanbul'a gelmiş
Haber: SENNUR SEZER / Arşivi

Kimse bir fotoğrafçının fotoğrafını çektiği nesnede ne özellik gördüğünü tam bilemez. Fotoğraf kareleri de bu konuda ancak ipuçları verirler, bulanık, puslu. Fotoğrafçının gördüğü bir şiirin dizesi gibi sezilir ancak, eğer basılırken kesilmemişse. Şimdi Josephine Powell’in Ana-Med (Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi)deki dokuma koleksiyonu ve fotoğraf arşivi bu soruyu her kare ve nesne için birçok kez yineliyor: Josephine ne görmüştü? Kimbertly Hart’ın derleyip düzenlediği ‘Josephine’in Gördüğü’ kitabı bu soruya bir ipucu sayılmalı.
Kimbertly Hart’e göre her şey bir Bizans mozaiğinin fotoğrafları ile başlamış. Kimse amatör fotoğrafçı, amatör dokuma uzmanı, amatör etnograf ve profesyonel serüvenci bu genç kadının mozaikte ne gördüğünü bilmiyor. Belki tam olarak neyi gösterdiğini de. Bu fotoğraftan sonra İstanbul ’a gelmiş.
15 Mayıs 1919 Manhattan doğumlu Josephine Powell, genç yaşta ana babasız kalınca yollara düşmüş. (Burada onun zooloji mezunu ve sosyal hizmetler uzmanı olduğunu eklemeliyim. Aileden kalmış biraz parası olduğunu da.) 1946’da ABD ’den ayrılıp Avrupa ’daki mültecilerin ülkelerine dönmesine yardımcı olma çalışmalarına katılmış. Bu konudaki ödenekler suyunu çekince de ABD’ye iltica etmiş/göçmüş savaş bitkini kişilerin yeni yurtlarına yerleşmelerini kolaylaştırma kurumunda iş buldu. Kalmıkların ABD’ye yerleştirilmesindeki olağanüstü çabası yüzünden “Kalmıkların Anası” diye anılır. Bu çalışmaları Uluslararası Mülteci Kuruluşu adına gittiği ülkeler izledi: Tanganika, Münih/Almanya ve İtalya. İtalya’da fotoğraflarını çektiği ve ABD’deki bir sanat tarihçisine yolladığı mozaik onu yaratıldığı topraklara çağırmış olmalı. Josephine’e Bizans saraylarının mozaiklerini fotoğraflayıp fotoğraflamayacağı sorulmuş.
1955’te onun İstanbul ve Anadolu yolculukları başladı.(Burada da Josephine’in fotoğraf konuları bulmak için 1953’lerde Afganistan, Pakistan, İran, Türkiye , Kuzey Afrika, İtalya, Yugoslavya, Yunanistan ve Makedonya’da uzun gezilere çıktığını söylemeliyim.) Ve gezmeyi sevdiği bu dünyaya İstanbul’da 19 Ocak 2007’de veda etti. 

Hart’ın Yorumu
Kitabı derleyip düzenleyen Kimberly Hart “Arşivdeki tüm fotoğraflar köklü bir değişim geçirmiş mekânların geçmişteki hallerini bize gösterme özelliğine sahip” diyor. Fotoğrafların hepsini Josephine seçmiş. Hangi fotoğrafların bağışlayacağı da, hangilerinin basılacağı da, basılırken nerelerinin kesileceği de onun göstermek istediklerine göre düzenlenmiş.
Hart, 2009 ve 2010 yıllarında İstanbul’da, Ana-Med’de Powell arşivinde binlerce, binlerce kartoteği tarayarak seçmiş kitaptaki fotoğrafları. Bir ucuna bir fotoğraf yapıştırılmış, bir dosya numarası konmuş ve üzerine bazı sınırlı bilgiler yazılmış binlerce karton parçası... Bunu yaparken ilginç bulduğu fotoğraflara odaklanmış, Batı Anadolu köylerinde on yılı aşkın bir süre alan çalışması yürütmüş bir sosyal-kültürel antropolog olarak çarpıcı gelen ve haklarında bir şeyler söyleyebileceği rafları yeğlemiş. Pek çok fotoğrafa bazı açıklamalar getirebileceğini, bir fotoğrafçıdan ya da tarihçiden farklı şekilde ilişkilendirilebileceğini fark etmiş. İki taramadan ve yüzlerce fotoğraf seçtikten sonra seçimini daraltmaya, yani fotoğrafları yeniden taramaya başlamış. Sonra da resimaltı yazıları yazmış. Hart bunları açıklarken arşivdeki tüm fotoğrafların da dijital ortama aktarılmakta olduğunu da ekliyor.
Josephine Wall, fotoğrafları dünyanın dört bir yanında 16 arşivde daha yer alan bir fotoğrafçı. Dokuma koleksiyonu ise Türkiye’de iki kez sergilendi ama fotoğraflara da bu yüzden önem verdiğine inanıyorum. Çünkü kilimlere ayrı bir değer veriyordu. Andrew Finkel, topladığı kimi yırtık pırtık,delik deşik kilimlerde “belki de başka insanların göremediği neyi görmeye başlamıştın” diye sorduğunda verdiği yanıt ilginçtir:
“Renklerin ve desenlerin birleşimini. Herkes bu kadınların sadece başka şeyleri kopyalayabildiklerini ve aynı şeyin tekrar tekrar kopyalandığını söylüyordu. Ama her kilimde pek çok çeşitleme vardı ve bu kilimler benim ilginçlik ve güzellik anlayışıma tamı tamına denk düşüyordu.”
1980’lerde Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Projesi adlı kooperatiflerden birinin kurulmasına yardım etmişti, ilk kadın kooperatifiydi ülkemizde bu.
Josephine Powell, kendi anlatımına göre, yaşamı boyunca önerilen projelerin hemen hepsini kabul etmiş. Bu öneriler onun yeni yolculuklara çıkmasına yol açmış. Ancak bu projelerin pek azını gerçekleştirmiş. Peşine düştüğü kilim ve dokuma giysiler, bu işi gerçekleştirenlerin göçebe oluşlarından dolayı mı çekici geldi acaba? Çünkü yazılanlardan tanıdığım kadarıyla o da bir göçerdi ve “kilimlere renklerini geri vermek” için uğraşıyordu.

JOSEPHINE’İNJ GÖRDÜĞÜ
20.Yüzyılda Anadolu’nun Kırsal Yörelerine Fotoğrafik Bakışlar, Derleyen: Kimberly Hart, Koç Üniversitesi Yayınları, 2012, 246 sayfa, 70 TL.