KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Milo'yu annesi çağırıyor ve anneannesinin unuttuğu şemsiyeyi, sahibine götürmesini rica ediyor. Milo'nun 'neyse ki ne yazık ki' serüveni yolda başlıyor
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Bu iki kelimeye dikkat edin

Yeni bir yıl geldi. Ne oluyor bu yeni yıl gelince? Pek bir şey değişmiyor gibi. En azından yılla değişmediği muhakkak. Belki yıllarla değişiyor... Neyse ki yaşıyoruz, ne yazık ki birçok insan ölüyor ya da öldürülüyor. Neyse ki şu anda tepemizde gezinen uçaklar bizi bombalamıyor, ne yazık ki dünyanın birçok yerinde çocuklar bile savaş yüzünden ölüyor, yeni bir yılın girmesi de bunu değiştirmiyor. Neyse ki dünyanın değişmesine, savaşsız yaşanan bir yer olmasına dair umutlarımız var, ne yazık ki savaşı seven, devam ettirmek isteyenler de var. İnsanın üzerine düşünmeden duramayacağı bir ikili ‘neyse ki, ne yazık ki’ ikilisi. 

Kitaplara âşık olmak
Neyse ki çocuk kitapları var. Bize dünyada nefes aldıran, hayal dünyalarının içine hepimizi hemencecik sokan, içlerinde gezinmemize izin veren harika çocuk kitapları. Onları düşleyen, yaratan insanların olduğunu bilmek bile yetiyor bazen. Gözümün önünde uçuşuyor bunları söylerken çizimler. Çocuk kitaplarına âşık olmaktan mutluyum neyse ki. Ne yazık ki birçok insan çocuk kitaplarının sadece çocuklar için olduğunu düşünmeye devam ediyor, kendilerini bu harika dünyalardan mahrum ediyor.
Michael Foreman, ‘Neyse ki, Ne yazık ki’ kitabını yaratırken neler düşündü çok merak ediyorum doğrusu. Kitabın fikri bile her yere gitmemize izin veriyor. Sadece bu fikirle gezebileceğimiz yerlerin sayısını belirlemekte bile büyük bir zorluk yaşayabiliriz. Sırf bu nedenle kitap , bana büyük bir keyif veriyor.
‘Neyse ki, Ne yazık ki’, Aslı Motchane çevirisi ile Kır Çiçeği Yayınları’ndan çıkmış. 2010 da Andersen Press imzasıyla ilk kez çıkan kitabın özgün adı: ‘Fortunately, Unfortunately.’ Neyse ki ilk çıktığı anda bize de geldi dememek için kendimi zor tutuyorum. Kurbağa ile top oynayan Milo’yu annesi çağırıyor ve anneannesinin unuttuğu şemsiyeyi, sahibine götürmesini rica ediyor. Bu şemsiyeyle yola çıkan Milo’nun aynı anda başlıyor, ‘neyse ki ne yazık ki’ serüveni.
“Neyse ki hava çok güzeldi ve Milo anneannesine gitmeyi çok severdi, orada hep pasta yediği için... Ne yazık ki kara bir bulut belirdi ve biraz sonra yağmur yağmaya başladı...” benzeri ikililerle devam eden kitapta; Milo bir balinanın ağzına düşüyor, orada korsan gemisi ile karşılaşıyor. Volkan, uzaylılar derken karakterimiz anneannesine gitme hikâyesinin içinde ‘neyse ki, ne yazık ki ‘ ile kurulu bir hayatın içine sürüklüyor bizleri. Ne yazık ki dediğin her şeyin içinde neyse ki diyebileceğin bir şeyler bulabileceğini görüyor, tam tersinin de mümkün olduğunu iyi biliyorsun.
Yeni bir yılı bu kitapla karşıladığım için çok mutluyum. Neyse ki yılbaşı oldu. Ne yazık ki bu yıl da bitecek demek istemiyorum. Belki hayat bazen de neyse ki dediklerimizin içinde daha fazla zaman geçirmekle keyifli bir hale gelebilir. Ne yazık dediklerimizi ya da diyeceklerimizi unutmadan.


    ETİKETLER:

    hayat

    ,

    kitap