KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Sıradan bir gündü. Sıradan bir çocuk her gün gittiği okul yolundaydı. Ve sıradışı şeyler hakkında hiçbir fikri yoktu. Ta ki başına sıradışı bir şey gelene kadar...
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Sıradanlığın muhteşem anlatımı

Colin McNaughton’un yazdığı Satoshi Kitamura’nın resimlediği ‘Sıradan Bir Okul Günü’ isimli kitap , Nesin Yayınevi’nin Çocuk Cenneti Kitaplığı’ndan çıkmış. Tülay Dikenoğlu Süer bu tatlı kitabı çevirmiş. 2004’te ‘Once Upon An Ordinary School Day’ ismiyle ilk kez basılan kitap, 2010 da dilimize kazandırılmış.
Sıradanlığın çok hoş bir biçimde ortaya konduğu kitap, sıradan bir çocuğun sıradan bir okul gününde yaptığı sıradan işlerin anlatımıyla başlıyor. Başlar başlamaz da bizi hikâyeye kilitliyor. İlk sayfalardan itibaren renklerin sepyaya çalışı sıradanlık için doğru, bir o kadar da bizi farklı fotoğraflara sürüklüyor. Bu sıradanlığın içine gelen bir renk her şeyi altüst ediyor, güzelleştiriyor ve renkleri hikâyenin içine davet ediyor. Öğretmen Bay Ge, müzik dinletiyor çocuklara. Bu müzikle gidilen her yer, sıradanlığı bozan muhteşemlikte.
McNaughton, böyle anlatıyor işte sıradanlıktan çıkışları. Kitamura’da hem hikâyenin anlattığını vurguluyor hem de onun içinde gezintiye çıkıyor. Belki akla ilk gelen renk değişiminin yorumlanışı değer kazanıyor burada. Klişe gelebilecek bir fikir, çocuk dünyasının içine düşüverdiği için anlam kazanıyor. Bu kitap bana çok fazla şey düşündürdü esasında. Sanattan ne kadar uzak durmaya çalışan bir toplum olduğumuzu düşündürdü. Bu uzaklığın bizi ne kadar da yaratıcılıktan uzaklaştırdığını düşündürdü. Çocuklar böyle hikâyeler ve böyle karakterlerle ilerler, tanışırsa, belki her şey daha farklı olur diye düşündüm sonra ve büyük bir umut belirdi içimde.
İnsan hangi işi yaparsa yapsın; hayal dünyasını yitirmez, o dünyanın içinde gezinebilirse nefes alır, yaşadığını düşünür, bu yaşamdan zevk alabilir. Kim olursa olsun, ne yaparsa yapsın. Ancak o dünyanın içinde sahiden kendisi olur çünkü. Ancak orada kimseye hesap vermeden gezip tozabilir, eğlenebilir, farklı şeyler yaşayabilir çünkü. O zaman sıradanlığın içinde renkler taşıyabilir, mutlu olabilir.
Belki içindeki didaktik tavır ve yola çıkış rahatsız edebilir çocuk edebiyatıyla ilgilenenleri. Ben böyle bir niyete burada niyeyse kötü diyemiyorum, hatta beğeniyorum. Düş dünyasına girersen renklenirsin çıkarımına sürükleyen bir kitabı yönlendirici bulmuyorum, tam tersine etkileniyorum ondan.
Düş dünyasından kopmadığı sürece özgürlüğün, renklerin geleceğini düşünüyorum çünkü. Bu sözlerimden de korkuyorum aslında yazarken. Çocuğu birçok yere sokmak isteyen, şekillendirmek isteyen kitap var ve ben bu kitaplardan çok büyük rahatsızlık duyuyorum.
‘Sıradan Bir Okul Günü’ naif çizgisini korumaya çalıştığı, söylemiyle doğru olduğu için hepsinin arasından sıyrılıyor. Bir karşılaştırmaya muhatap tutulmaması gerektiğini ortaya koyuyor. En kısa zamanda bu kitaba da kitaplığınızda yer ayırmanız dileğiyle.


    ETİKETLER:

    kitap

    ,

    Müzik

    ,

    Çocuk

    ,

    Öğretmen

    ,

    Okul

    ,

    toplum