KABORÜKO

KABORÜKO
KABORÜKO
Mavi beyaz elbiseli bir kız.... Saçındaki yeşil toka, minicik küpeler ayrılamayacağınız bir hikâyenin habercisi gibi...
Haber: GÖRKEM YELTAN - görkem@yeltan.com / Arşivi

Kırmızı şekerin cazibesi
‘Big Red Lollipop’, kapağının üzerindeki kırmızı şekeri tutan mavi beyaz elbiseli kızla o kadar albenili duruyor ki, kitabı almamak imkânsız hale geliyor. Saçındaki yeşil toka, minicik küpeler ayrılamayacağınız bir hikâyenin habercisi gibi. Ortada koskocaman kırmızı bir şeker var. Şekerin üzeri, içine dalıp gidebileceğiniz bir biçimde çizilmiş. Kırmızısı parladıkça içinde kaybolmak istiyorsunuz. Hikâye doğum gününe davet edilen bu kızın davete katılmasıyla şekilleniyor. Annesi, bu doğum gününün nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyor önce, çünkü onların kültüründe doğum günü kutlanmıyor. Sonra izin veriyor büyük kızına. 

Etkileyici bir hikâye
Rubina, bir doğum günü partisine davet edildiğinde, annesinin doğum günü kutlamasını daha önce duymamış olması, hikâyenin bel kemiğinde duruyor bence. Kültürler birbiriyle kaynaşıyor ve başka başka güzellikler çıkıyor ortaya. Bence bu çok hoş. Üç tatlı çocuğu olan bu anneyi anlamak istedim önce. Duru bir güzellik olduğu muhakkaktı. Kızını anlamaya çalışması, onunla birlikte hayatta ilerliyor olması, öğrenmesi beni çok etkiledi. Doğum gününde çok eğleniyor Rubina. Dönüşte herkese hazırlanan hediyelerin olduğu küçük çantayı alıp geliyor evlerine. Mutluluğuna diyecek yok. Hele çantanın içinde kırmızı bir şeker var ki, Rubina uyuduktan sonra rüyasında bile o şekeri yediği anı görüyor. Sabah kalktığında ise her şey felakete dönüşüyor. Ortanca çocuk Sana, şekeri yemiş. Sana önde, Rubina arkada koşarlarken kullanılan sahne çok etkileyici. Duvarları kalkmış evin kuş bakışı görüntüsünün içinde ikili oradan oraya koşuyorlar. Sadece bu anlatımı için bile Sophie Blackall şapka çıkarılmayı hak eden bir çizer oluyor benim için. Rukhsana Khan hikâyesiyle başından sonuna kadar çok mutlu ediyor. İster istemez bu şekeri kapan Sana, acaba kendi çocukluğundan bir parçayı mı saklıyor diye düşünüyorum. Final, Sana’yı kurtaran bir final çünkü. Yıllar geçiyor, Sana da bir doğum gününe davet ediliyor, ablası annesinin izin vermesi için Sana’ya destek oluyor. Sana’ya yeşil bir şeker veriliyor... Sana’nın bu şekeri ne yaptığını söyleyecek değilim. Hikâyedeki her şey insanı doyuruyor ve mutlu ediyor. Kalitesi, işlenişi oldukça etkileyici.
Çocukken yapılan hataların bazıları hayat boyu unutulmuyor. O zaman özür dilemiş olman ileride seni rahatsız etmeyecek anlamına gelmiyor. Ben, hep ablamın odasına girmek, onun posterlerine bakmak isterdim. Sevmezdim, bazılarından korkardım ama merak içimi yiyip bitirdiği için bakmak isterdim. Ona bu konuda epeyce rahatsızlık vermiştim. ‘Big Red Lollipop’ bana o günleri hatırlattı. 

Rubina’nın hatırlattıkları
Rubina’yı ablama benzettim. Sana da ben oldum haliyle. Evin içinde onunla koşuşmalarımızı hatırladım. Geri döndüğümde, şimdiki aklımla o şekere elimi uzatır mıydım diye düşündüm. Elbette uzatırdım. Hiç tereddüt etmeden. Koskocaman, kıpkırmızı bu şekere kim dayanabilir ki... Sonra yeşil şekeri getirip ablama mı verirdim acaba? İnsanın kendini temize çıkarması gerek çünkü. Ancak açık açık söylüyorum işte, o kırmızı şekeri ben de yerdim. Kitap , Viking etiketini taşıyor. 2010’da yayımlanmış.